Pakistan'ın Afganistan ile ilişkilerindeki gerginlik, on yıllardır Pakistan'da yaşayan binlerce Afgan mülteciyi sınır dışı edilme tehdidiyle karşı karşıya bıraktı. Ülkede doğup büyüyen, burada eğitim gören ve çalışan birçok Afgan, artan sınır dışı operasyonları nedeniyle saklanmak zorunda kalıyor. Aileler, kendilerini iki ülke arasında sıkışmış durumda buluyor.
Gelişmenin arka planı
Pakistan, 2023 yılında başlattığı ve 'Yabancıların Geri Dönüşü' adını verdiği kampanya kapsamında, ülkede yasadışı bulunan yabancıları sınır dışı etmeye başladı. Bu kampanya, özellikle milyonlarca Afgan mülteciyi hedef alıyor. Pakistan hükümeti, bu kişilerin ülke güvenliğine tehdit oluşturduğunu ve ekonomik yük getirdiğini öne sürüyor. Ancak insan hakları örgütleri, sınır dışı etme uygulamalarının uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve mültecilerin korunması gerektiğini vurguluyor.
Sınır dışı edilenler arasında, Pakistan'da doğmuş ve hayatını burada kurmuş birçok kişi bulunuyor. Bu kişiler, Afganistan'da hiç yaşamamış olmalarına rağmen, resmi olarak Afgan vatandaşı sayılıyor. Pakistan'da eğitim gören, iş kuran ve aile kuran bu Afganlar, şimdi kimliklerini kanıtlamakta zorlanıyor ve sınır dışı edilme korkusuyla gölgelerde yaşamaya başlıyor.
Pakistan hükümeti, sınır dışı etme kararının arkasında güvenlik gerekçeleri olduğunu savunuyor. Özellikle son dönemde Pakistan'da artan intihar saldırıları ve terör eylemlerinden Afganistan'daki grupların sorumlu tutulması, bu politikayı hızlandırdı. Ancak eleştirmenler, bu politikayı 'etnik temizlik' olarak nitelendiriyor ve kadınlar, çocuklar ve yaşlılar da dahil olmak üzere savunmasız grupların mağdur edildiğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, Afganistan ile Pakistan arasındaki ilişkilerin yanı sıra bölgedeki güç dengelerini de etkiliyor. Afganistan'daki Taliban yönetimi, Pakistan'ı sınır dışı politikalarını gözden geçirmeye çağırırken, Pakistan ise Taliban'ın kendi topraklarında terör örgütlerine karşı yeterince mücadele etmediğini iddia ediyor.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), Pakistan'ın sınır dışı politikasının insani bir krize yol açabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor. Özellikle, sınır dışı edilen Afganların büyük bir kısmının Afganistan'da güvenli bir yaşam bulamayacağı, ekonomik imkânsızlıklar içinde yeni bir göç dalgası yaratabileceği riskine dikkat çekiyor.
Bölgesel güçler olan İran, Çin ve Rusya'nın da bu süreci yakından izlediği biliniyor. Özellikle Çin, Pakistan ile olan ekonomik bağları çerçevesinde, ülkede istikrarın korunmasının önemine vurgu yapıyor. Öte yandan, Batılı ülkeler ve insan hakları kuruluşları, Pakistan'a uluslararası yükümlülüklerini hatırlatıyor ve mültecilerin korunmasını talep ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarihsel ve kültürel bağları nedeniyle Afgan mülteci krizinde önemli bir aktör konumunda. Bu gelişme, Türkiye'nin göç politikalarını ve bölgesel istikrar yaklaşımını doğrudan etkileyebilir. Pakistan'ın sınır dışı politikası, Afganistan'daki insani durumu daha da kötüleştirirse, Türkiye'ye yönelik yeni bir göç dalgası yaşanabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Afganistan ve Pakistan ile olan diplomatik ilişkileri, bu tür krizlerde dengeleyici bir rol oynamasını gerektirebilir. Türkiye'nin uluslararası platformlarda mülteci haklarını savunma çabası, bu tür durumlarda daha da önem kazanmaktadır. Bölgesel istikrarın sağlanması, Türkiye'nin de güvenliğini ve ekonomik çıkarlarını koruma açısından kritik önem taşımaktadır.