Pakistan'da ordu şefi ve fiili yönetici General Asım Munir'in ülkenin siyasi haritasını yeniden çizme yönündeki tartışmalı girişimi, zaten kırılgan olan ekonomik ve siyasi istikrarı daha da tehlikeye atıyor. İslamabad'da artan siyasi tansiyon, ülkenin 2023'ten bu yana IMF ile yürüttüğü kredi programı ve yapısal reform sürecini doğrudan etkileyebilecek nitelikte. Muhalefet partileri ve sivil toplum kuruluşları, bu hamlenin demokratik süreçleri bypass etme girişimi olduğunu savunuyor.
Siyasi Harita Değişikliğinin Arka Planı
General Asım Munir, 2022'de ordunun başına geçmesinden bu yana ülkenin siyasi yapısını şekillendiren en güçlü aktör konumunda. Son dönemde özellikle Pencap ve Sindh eyaletlerinde seçim bölgelerinin yeniden düzenlenmesi ve yerel yönetimlerin merkezileştirilmesi yönünde adımlar atılıyor. Bu değişiklikler, eski Başbakan Navaz Şerif liderliğindeki Pakistan Müslüman Ligi-N (PML-N) ve eski Başbakan İmran Han'ın destekçileri tarafından orduya yakın grupların lehine gerrymandering (seçim bölgesi manipülasyonu) olarak nitelendiriliyor.
Ordu, bu düzenlemelerin "idari verimlilik" ve "kaynakların adil dağıtımı" amacı taşıdığını savunuyor. Ancak uluslararası gözlemciler, Pakistan'da ordunun siyasi süreçler üzerindeki etkisinin tarihsel olarak güçlü olduğunu ve son hamlelerin bu etkiyi kurumsallaştırma çabası olduğunu belirtiyor. Ülke, 2024 genel seçimlerinin ardından hâlâ istikrarlı bir koalisyon hükümeti kuramamış durumda ve ekonomik reformlar sekteye uğramış durumda.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Pakistan'ın siyasi istikrarsızlığı, yalnızca ülke içi bir mesele değil; aynı zamanda bölgesel güç dengelerini de etkiliyor. Ülke, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamındaki en büyük yatırımlarından biri olan Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru'nun (CPEC) merkezinde yer alıyor. Ayrıca Afganistan sınırındaki güvenlik sorunları ve Hindistan ile Keşmir kaynaklı gerilim, ordunun siyasi rolünü artırmasının gerekçeleri arasında gösteriliyor.
ABD ve Batılı müttefikler, Pakistan'da demokratik kurumların zayıflamasından endişe duyuyor. Özellikle nükleer silahlı bir ülkede ordunun siyasi kontrolü tamamen ele geçirmesi, bölgesel güvenlik açısından risk olarak değerlendiriliyor. Öte yandan Çin, ekonomik yatırımlarının güvence altına alınması için istikrarlı bir yönetim yapısını tercih ediyor ve bu nedenle orduyla yakın ilişkilerini sürdürüyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF), Pakistan'a sağladığı 3 milyar dolarlık kredi programının şartları arasında şeffaf yönetişim ve kurumsal reformlar talep ediyor. Siyasi belirsizlik, bu reformların uygulanmasını zorlaştırarak ekonominin daha da daralmasına yol açabilir. Pakistan rupisi son bir yılda dolar karşısında önemli ölçüde değer kaybetti ve enflasyon yüzde 30'un üzerinde seyrediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Pakistan'daki siyasi istikrarsızlık, Türkiye'nin Güney Asya'daki stratejik ortağıyla ilişkilerini de etkiliyor. Ankara, Islamabad ile savunma sanayii, ticaret ve enerji alanlarında yakın işbirliği yürütüyor. Ordunun siyasi rolünün artması, Türkiye'nin bölgedeki ekonomik yatırımlarının güvenliği açısından belirsizlik yaratabilir. Ayrıca Pakistan'ın IMF ile yürüttüğü programın aksaması, Türk müteahhitlik firmalarının ülkedeki projelerini ve ticaret hacmini olumsuz etkileyebilir. Türkiye, demokratik süreçlerin korunması ve istikrarın sağlanması yönünde dengeli bir diplomasi izlemek durumunda.