Pakistan İçişleri Bakanı Mohsin Naqvi, 15 Şubat 2025 Cumartesi günü İran'a resmi bir ziyaret gerçekleştirecek. Naqvi'nin Tahran'da üst düzey İranlı yetkililerle bir araya gelerek, ABD ile İran arasında Pakistan'ın arabuluculuğunda yürütülen diplomatik sürece ilişkin 'bazı yeni önerileri' ele alması bekleniyor. Anadolu Ajansı'nın Pakistanlı kaynaklara dayandırdığı habere göre, bu ziyaret iki ülke arasındaki gerilimi azaltmaya yönelik son çabaların bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
Pakistan, uzun süredir ABD ile İran arasında resmi diplomatik ilişkilerin bulunmadığı bir dönemde gayriresmî bir köprü rolü üstleniyor. Özellikle nükleer müzakerelerin durma noktasına geldiği ve bölgesel gerginliklerin arttığı son dönemde, İslamabad yönetimi her iki tarafı da diyaloğa teşvik eden bir pozisyon benimsemiş durumda. İçişleri Bakanı Naqvi'nin bu ziyareti, daha önce Dışişleri Bakanı seviyesinde yürütülen temasların ardından geliyor. Pakistanlı yetkililer, Naqvi'nin İranlı muhataplarına 'somut ve uygulanabilir' olarak nitelendirdikleri teklifleri sunacağını, bu tekliflerin İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri ve bölgesel güvenlik konularına odaklandığını belirtiyor.
Pakistan'ın bu girişimi, aynı zamanda Suudi Arabistan ve İran arasındaki diplomatik normalleşme sürecine de paralel bir şekilde ilerliyor. Çin'in arabuluculuğunda Mart 2023'te anlaşmaya varan iki ülke, karşılıklı büyükelçiliklerini yeniden açmış ve ilişkilerini geliştirme yolunda adımlar atmıştı. Pakistan, bu süreçte İran'la ilişkilerini dengede tutarken, ABD ile de stratejik ortaklığını sürdürmeye çalışıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-İran gerilimi, özellikle 2023 sonrasında İran'ın uranyum zenginleştirme programını hızlandırması ve ABD'nin yaptırımları sıkılaştırmasıyla yeni bir boyut kazandı. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran'ın yüzde 60'a varan saflıkta uranyum zenginleştirdiğini raporlarken, bu durum İsrail ve bazı Körfez ülkelerinde ciddi endişelere yol açıyor. Pakistan gibi nükleer silah sahibi bir ülkenin arabuluculuk yapması, hem İran üzerinde bir miktar baskı oluşturma potansiyeli taşıyor hem de Tahran'a uluslararası toplumla diyalog kanallarını açık tutma imkânı sağlıyor.
Uzmanlar, Pakistan'ın bu rolünün aynı zamanda kendi içinde bulunduğu ekonomik kriz ve siyasi istikrarsızlıkla başa çıkma çabasıyla da ilgili olabileceğini düşünüyor. Islamabad, uluslararası toplum nezdinde itibar kazanarak hem IMF'den yardım almayı hem de bölgesel bir güç olarak konumunu güçlendirmeyi hedefliyor. Öte yandan, İran'ın Pakistan'a yönelik son dönemdeki sınır ötesi operasyonları ve Sistan-Belucistan eyaletindeki güvenlik endişeleri, iki ülke arasında zaman zaman gerginliklere yol açsa da, diplomatik kanalların açık tutulması her iki tarafın da çıkarına görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Pakistan'ın ABD-İran arasında arabuluculuk yapması, Türkiye'nin de benzer bir rol üstlendiği bir bölgesel dinamikte önemli bir gelişmedir. Türkiye, uzun süredir İran'la enerji işbirliği ve ticaret ilişkilerini sürdürürken, ABD ile de NATO müttefiki olarak bağlarını korumaktadır. Ankara'nın da benzer bir denge politikası izlediği düşünüldüğünde, Pakistan'ın bu girişimi Türkiye'nin çıkarlarıyla çelişmemekte, aksine bölgede diyalog kanallarının artmasına katkı sağlayabilir. Ancak, Türkiye'nin kendi arabuluculuk çabaları (örneğin Rusya-Ukrayna savaşındaki tahıl koridoru anlaşması) göz önüne alındığında, İran dosyasında da aktif bir rol almak isteyebileceği değerlendirilebilir. Pakistan'ın bu hamlesi, Türkiye'yi İran politikasında daha proaktif olmaya itebilir.