Pakistan'ın kuzeybatısındaki Khyber Pakhtunkhwa eyaletinin Kohat ilçesinde bulunan polis yerleşkesine düzenlenen çifte intihar saldırısında en az 21 kişi hayatını kaybetti. Yetkililerden alınan bilgilere göre, patlayıcı yüklü bir araç Old Police Lines kapısına hızla çarparak infilak etti; ardından polisin beş "teröristi" etkisiz hale getirmesinin hemen sonrasında ikinci bir patlama meydana geldi. Saldırıda 6 sivil ve 15 polis memuru yaşamını yitirdi, çok sayıda kişi de yaralandı.
Saldırının Arka Planı ve İlk Müdahale
Olay, yerel saatle sabah saatlerinde Kohat kent merkezine yakın bir noktada gerçekleşti. İlk belirlemelere göre, intihar bombacılarından biri, patlayıcı yüklü bir aracı polis yerleşkesinin giriş kapısına sürdü. Araç, güvenlik güçlerinin ilk kontrol noktasını geçtikten sonra infilak etti. Patlamanın şiddetiyle çevredeki binalarda büyük hasar oluştu, bölgeye çok sayıda ambulans ve itfaiye ekibi sevk edildi.
İlk patlamanın ardından bölgeye takviye kuvvetler yönlendirildi. Polis kaynaklarına göre, güvenlik güçleri, ikinci bir saldırı ihtimaline karşı operasyon başlattı ve beş saldırganı etkisiz hale getirdi. Ancak bu müdahalenin hemen ardından, muhtemelen bir başka intihar bombacısı tarafından tetiklenen ikinci bir patlama daha yaşandı. Bu ikinci patlamada can kaybının büyük bölümü meydana geldi.
Yaralılar, Kohat ve çevre ilçelerdeki hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı. Hastane yetkilileri, bazı yaralıların durumunun ağır olduğunu ve ölü sayısının artabileceğini bildirdi. Olay yerine gelen güvenlik güçleri, geniş çaplı bir soruşturma başlattı. Bölgedeki tüm güvenlik noktaları teyakkuz durumuna geçirildi ve Kohat genelinde sokağa çıkma kısıtlaması uygulanmaya başlandı.
Saldırıyı henüz üstlenen bir örgüt olmadı. Ancak bölgede daha önce de benzer eylemler düzenleyen Pakistan Talibanı (TTP) ve ona bağlı grupların saldırıda parmağı olabileceği değerlendiriliyor. Pakistan ordusu ve polisi, son aylarda Khyber Pakhtunkhwa ve Belucistan eyaletlerinde artan terör saldırılarıyla mücadele ediyor. Özellikle Afganistan sınırına yakın bölgelerde güvenlik güçlerine yönelik saldırılarda son dönemde ciddi bir artış gözlemleniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Pakistan, uzun yıllardır terör örgütlerinin hedefinde. Ülkenin kuzeybatısındaki Khyber Pakhtunkhwa eyaleti, Afganistan sınırına yakınlığı nedeniyle özellikle Taliban ve El Kaide bağlantılı grupların sığındığı bir bölge olarak biliniyor. Son yıllarda Pakistan ordusunun yürüttüğü askeri operasyonlar, örgütlerin hareket alanını daraltmış olsa da saldırılar tamamen sona ermedi. 2021'de Afganistan'da Taliban'ın yönetimi ele geçirmesinin ardından bölgede güvenlik durumu daha da karmaşık hale geldi. Pakistan, Afganistan'daki yeni yönetimi, kendi topraklarına yönelik saldırılara göz yummakla suçluyor; Kabil yönetimi ise bu iddiaları reddediyor.
Bu saldırı, Pakistan'ın iç güvenlik politikalarını ve bölgesel istikrarı yeniden gündeme getiriyor. Kohat gibi stratejik bir bölgede polis yerleşkesinin hedef alınması, örgütlerin hâlâ cesaret bulduğunu ve güvenlik güçlerinin korunmasında zafiyetler olabileceğini gösteriyor. Uluslararası toplum, Pakistan'a terörle mücadelede destek mesajları gönderirken, saldırının ardından bölgede tansiyonun daha da yükselmesi bekleniyor. Özellikle Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC) gibi büyük altyapı projelerinin güvenliği açısından da bu tür saldırılar risk oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Pakistan'da artan terör saldırıları, Türkiye'nin Güney Asya'daki güvenlik ve ekonomik çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye ve Pakistan, savunma sanayii, istihbarat paylaşımı ve terörle mücadele konularında yakın işbirliği yürütüyor. Kohat'taki saldırı, bölgedeki istikrarsızlığın Türkiye'nin Asya'ya açılan ticaret koridorları ve enerji güvenliği üzerindeki riskleri artırdığını gösteriyor. Ayrıca Pakistan'ın istikrarı, Afganistan kaynaklı radikal grupların bölgesel yayılmasını engellemek açısından kritik. Türkiye, dost ve kardeş ülke Pakistan'a destek verirken, terörle mücadelede uluslararası işbirliğinin önemini vurgulamaya devam edecektir. Bu tür saldırılar, Türkiye'nin kendi güvenlik stratejilerinde de dikkate alması gereken bölgesel bir tehdit olarak öne çıkıyor.