İslamabad yönetimi, Afganistan topraklarında üç ayrı hedefe düzenlenen hava saldırılarında 28 "terörist" ve intihar bombacısının öldürüldüğünü duyurdu. Pakistan Enformasyon Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, operasyonların "terör yuvalarına" yönelik olduğu ve güvenlik güçlerinin sınır ötesi tehditlere karşı kararlılıkla mücadele ettiği belirtildi. Saldırıların zamanlaması ve koordinasyonu, bölgede artan tansiyonun son göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Saldırıların arka planı ve Pakistan'ın gerekçeleri
Pakistan, uzun süredir Afganistan'ın doğusundaki sınır bölgelerinde faaliyet gösteren silahlı grupların kendi topraklarına yönelik saldırılar düzenlediğini iddia ediyor. Özellikle son aylarda Pakistan güvenlik güçlerine yönelik artan saldırılar, İslamabad'ın sabrını taşırmış durumda. Enformasyon Bakanlığı'nın açıklamasına göre, öldürülenler arasında intihar bombacıları da bulunuyor ve bu kişilerin Pakistan'da sivillere ve güvenlik güçlerine yönelik eylem hazırlığı içinde oldukları öne sürülüyor.
Afganistan geçici hükümeti ise henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak Kabil yönetiminin daha önce Pakistan'ın sınır ötesi operasyonlarını "egemenliğe tecavüz" olarak nitelendirdiği biliniyor. İki ülke arasında sınır güvenliği konusunda zaman zaman yaşanan gerginlikler, özellikle 2021'de Taliban'ın Afganistan'da yönetimi devralmasından bu yana daha sık gündeme geliyor. Pakistan, Afganistan'daki Taliban yönetiminden, kendi topraklarında barınan ve Pakistan'a saldıran gruplara karşı harekete geçmesini talep ediyor; fakat bu taleplerin karşılıksız kaldığını savunuyor.
Hava saldırılarının hedef aldığı üç noktanın Afganistan'ın hangi bölgelerinde olduğu henüz netleşmedi. Pakistan kaynakları, operasyonların "istihbarata dayalı" olduğunu ve sivil kaybı yaşanmadığını iddia ediyor. Bağımsız kaynaklardan henüz doğrulanamayan bu bilgiler, bölgede artan bilgi kirliliği ortamında dikkatle karşılanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Pakistan'ın Afganistan'a yönelik hava saldırıları, Güney Asya ve Orta Asya'daki jeopolitik dengeleri doğrudan etkiliyor. Afganistan, 2021'den bu yana uluslararası toplumun büyük ölçüde dışladığı bir yönetim tarafından idare ediliyor; bu da ülkeyi diplomatik ve ekonomik olarak izole bir konuma itmiş durumda. Pakistan ise ekonomik krizle boğuşurken, bir yandan da artan terör saldırılarıyla mücadele ediyor. Bu saldırılar, İslamabad'ın hem iç güvenlik hem de dış politika açısından sıkışmışlığını gözler önüne seriyor.
Bölgesel uzmanlara göre, Pakistan'ın sınır ötesi operasyonları, Afganistan ile ilişkilerin daha da gerilmesine yol açabilir. Öte yandan, Çin ve Rusya gibi aktörlerin Afganistan'daki Taliban yönetimiyle artan diyaloğu, Pakistan'ın hamlelerini etkileyebilir. Çin, Pakistan'ın stratejik ortağı olarak, Afganistan'da istikrarın sağlanmasını kendi ekonomik koridoru için hayati görüyor. Rusya ise bölgede nüfuzunu artırma çabasında. Bu nedenle, Pakistan'ın askeri müdahalesi, büyük güçlerin bölgedeki çıkarları açısından da dikkatle izleniyor.
ABD'nin Afganistan'dan çekilmesinin ardından bölgede oluşan güç boşluğu, çeşitli silahlı grupların hareket alanını genişletti. Pakistan, bu grupların kendi topraklarına sızmasını engellemek için zaman zaman sınır ötesi operasyonlar düzenliyor. Ancak bu operasyonlar, uluslararası hukuk açısından tartışmalı; çünkü bir ülkenin diğer bir ülkenin topraklarına izinsiz saldırı düzenlemesi, egemenlik ihlali olarak değerlendiriliyor. Afganistan'ın BM'deki temsilcileri, bu tür saldırıları kınama hakkını saklı tutuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Pakistan ve Afganistan ile tarihi ve kültürel bağları olan bir ülke olarak bölgedeki gelişmeleri yakından takip ediyor. Ankara, son yıllarda Afganistan'da istikrarın sağlanması için Taliban yönetimiyle diyalog kanallarını açık tutmaya çalışırken, Pakistan ile de savunma ve ekonomi alanında stratejik ortaklığını sürdürüyor. Pakistan'ın Afganistan'a yönelik hava saldırıları, Türkiye'nin bölgesel barış ve istikrar hedefleri açısından endişe verici. Türkiye, iki ülke arasındaki gerilimin tırmanmasının Orta Asya'ya uzanan ticaret yollarını ve enerji projelerini olumsuz etkileyebileceğini değerlendiriyor. Ayrıca, olası bir mülteci dalgası ve terör tehdidinin artması, Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını dolaylı yoldan etkileyebilir. Türk dış politikası, diplomatik kanalların işletilmesi ve taraflar arasında arabuluculuk yapılması yönünde bir tutum izleyebilir.