Pakistan, Çarşamba günü Afganistan topraklarına yönelik ölümcül hava saldırıları düzenledi. Yılbaşında aylarca süren çatışmaların ardından gelen görece sakin dönem sona erdi. Yerel kaynaklar, sınır vilayetlerinde çoğu çocuk çok sayıda kişinin hayatını kaybettiğini ve yaralandığını bildirdi.
Gelişmenin arka planı
Pakistan ordusu, terörle mücadele kapsamında Afganistan'ın doğusundaki Kunar ve Host vilayetlerine hava saldırıları düzenledi. Saldırılarda Pakistan Talibanı'na (TTP) ait olduğu iddia edilen hedefler vuruldu. Ancak Afgan yetkililer, saldırılarda sivillerin de hedef alındığını belirtti. Afganistan İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Abdul Mateen Qani, saldırılarda 8'i aynı aileden 11 kişinin öldüğünü açıkladı. Pakistan ise sivil kayıplarla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmadı.
İki ülke arasında sınır ötesi operasyonlar yıllardır gerilime neden oluyor. Taliban'ın 2021'de Afganistan'da yönetimi ele geçirmesinin ardından Pakistan, TTP'nin Afgan topraklarından Pakistan'a sızmasını önlemek için sınır güvenliğini artırmıştı. Ancak TTP, 2022'de ateşkesi bozarak Pakistan güvenlik güçlerine yönelik saldırılarını artırdı.
Bölgesel ve küresel boyut
Pakistan'ın Afganistan'a yönelik hava saldırıları, bölgesel istikrarı tehdit ediyor. Afganistan yönetimi, Pakistan'ı egemenliğini ihlal etmekle suçlarken, Birleşmiş Milletler sivil kayıplardan duyduğu endişeyi dile getirdi. ABD Dışişleri Bakanlığı, tarafları itidale çağırdı. Öte yandan Çin, bölgede barışçıl çözüm çağrısında bulundu. Pakistan, yaklaşık 1.5 milyon Afgan mülteciye ev sahipliği yaparken, sınır ötesi operasyonlar iki ülke arasındaki ticaret ve diplomatik ilişkileri de olumsuz etkiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Pakistan ve Afganistan ile tarihsel bağlara sahiptir. Özellikle Afganistan'da Taliban yönetimiyle diplomatik temaslarını sürdüren Ankara, bölgesel istikrarın sağlanması için iki ülke arasında arabuluculuk rolü üstlenebilir. Ayrıca Türkiye, NATO üyesi olarak Pakistan'ın terörle mücadelesine destek verirken, sivil kayıpların önlenmesi çağrısında bulunabilir. Bu gelişme, Türkiye'nin Orta Asya ve Güney Asya politikalarında denge arayışını sürdürmesi gerektiğini göstermektedir.