Pakistan, bu hafta teslim edilmek üzere acil bir sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) yükü satın aldı. Hürmüz Boğazı’nda artan tansiyon, Katar’ın Güney Asya ülkesine yönelik ihracatını sekteye uğratıyor. Enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithalatla karşılayan Pakistan, bu krizle birlikte küresel piyasalarda spot LNG bulmakta zorlanırken, kısa vadeli bir çözüm bulmak için harekete geçmiş oldu. Yetkililer, satın alınan yükün birkaç gün içinde ülkeye ulaşmasının beklendiğini ve enerji arzında yaşanan aksaklıkları bir ölçüde gidermeyi hedeflediğini belirtti. Bu gelişme, İran ile ABD arasındaki gerginliğin doğrudan bir yansıması olarak uluslararası enerji piyasalarında yakından takip ediliyor.
Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin enerji arzına etkisi
Dünya petrol ve doğal gaz ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sine ev sahipliği yapan Hürmüz Boğazı, son haftalarda artan askeri faaliyetler ve diplomatik krizler nedeniyle uluslararası nakliyat şirketleri için riskli bir geçiş noktası haline geldi. ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarını sıkılaştırması ve Tahran’ın misilleme olarak boğazda devriye gezen savaş gemilerini artırması, bölgeden geçen LNG tankerlerinin gecikmesine veya alternatif rotalar aramasına yol açtı. Pakistan, yıllık LNG ithalatının büyük bir kısmını Katar’dan temin ediyor. Katar’ın doğal gazını taşıyan tankerler, Basra Körfezi’nden çıkmak için Hürmüz Boğazı’nı kullanmak zorunda. Boğazdaki belirsizlik, Pakistan’ın halihazırda döviz sıkıntısı ve sanayi üretiminde düşüşle mücadele ettiği bir dönemde enerji krizini derinleştirdi. Ülkede sık sık yaşanan elektrik kesintileri, LNG eksikliği nedeniyle daha da sıklaştı.
Pakistan’ın acil alım yaptığı spot LNG yükü, küresel fiyatlarla kıyaslandığında yüksek bir maliyet getirebilir. Spot piyasada LNG fiyatları, Rusya-Ukrayna savaşının ardından Avrupa’nın talebindeki artışla yükselmişti. Boğazdaki gerilim, fiyatları daha da yukarı çekiyor. Pakistan Enerji Bakanlığı, bu yükün mevcut kontrat fiyatlarının yaklaşık yüzde 30 üzerinde bir bedelle alındığını doğrulamadı ancak piyasa kaynakları, acil durum alımlarında primli fiyatlandırmanın kaçınılmaz olduğunu ifade ediyor. Bu durum, dış borç yükü ve cari açıkla mücadele eden Pakistan ekonomisi üzerinde ek bir baskı oluşturuyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Enerji jeopolitiği yeniden şekilleniyor
Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, yalnızca Pakistan’ı değil, aynı zamanda Hindistan, Çin, Japonya ve Güney Kore gibi büyük LNG alıcılarını da etkiliyor. ABD, bölgede seyrüsefer serbestisini sağlamak amacıyla Bahreyn merkezli Beşinci Filo’yu güçlendirdi. Ancak İran’ın askeri tatbikatları ve insansız hava araçlarıyla tankerleri hedef alma tehdidi, sigorta primlerini yükseltti ve bazı nakliyat şirketlerinin boğazdan geçişi geçici olarak durdurmasına neden oldu. Katar, ihracatının sürekliliğini sağlamak için tankerlerine askeri refakat sağlama seçeneğini değerlendiriyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), bu tür bir krizin küresel doğal gaz fiyatlarında yüzde 10’a varan bir artışa yol açabileceği uyarısında bulundu.
Öte yandan, Pakistan’ın acil alımı, Asya-Pasifik bölgesinde enerji güvenliği arayışlarını yeniden gündeme getirdi. Ülkeler, alternatif tedarikçiler arayışını hızlandırdı. Örneğin Hindistan, ABD ve Avustralya’dan daha fazla LNG almak için görüşmeler yürütürken, Çin Rusya’dan gaz ithalatını artırdı. Pakistan ise jeopolitik konumundan ötürü Katar’a bağımlı kalmaya devam ediyor. Boğaz krizi çözülene kadar, Pakistan’ın enerji ithalatındaki kırılganlığı sürecek. Bu durum, ülkenin Katar’la yeni uzun vadeli anlaşmalar yapmak zorunda kalabileceğine işaret ediyor. Aynı zamanda Pakistan, Orta Asya’dan boru hatlarıyla gaz almayı öngören Türkmenistan-Afganistan-Pakistan-Hindistan (TAPİ) projesini canlandırmayı düşünebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin enerji tedarik güvenliği açısından dolaylı da olsa önemli ipuçları sunuyor. Türkiye, doğal gaz ihtiyacının büyük bölümünü Rusya, İran ve Azerbaycan’dan boru hatlarıyla, bir kısmını da LNG olarak Katar ve ABD’den deniz yoluyla temin ediyor. Hürmüz Boğazı’ndaki bir kriz, Türkiye’nin ithal ettiği LNG’nin navlun maliyetlerini artırabilir ve küresel fiyatları yükseltebilir. Ayrıca, Türkiye’nin enerji merkezi olma hedefi kapsamında doğal gaz depolama ve boru hattı yatırımlarının önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Pakistan’ın yaşadığı kriz, Türkiye’nin de benzer bir durumla karşılaşmaması için tedarik kaynaklarını çeşitlendirme ve boğaz geçişlerine alternatif rotalar geliştirme gerekliliğini hatırlatıyor.