ABD Savunma Bakanlığı, geçtiğimiz hafta aldığı bir kararla, 2018 yılından bu yana kullanılan Hint-Pasifik Komutanlığı (INDOPACOM) adını kaldırarak yeniden Pasifik Komutanlığı (PACOM) adına döndü. Resmi gerekçe 'operasyonel basitleştirme' olarak açıklansa da, askeri ve diplomatik çevrelerde bu kararın ABD'nin Asya-Pasifik stratejisinde daha kapsamlı bir revizyonun habercisi olduğu yorumları yapılıyor. Özellikle Çin'in artan etkisi ve Hindistan'la ilişkilerdeki belirsizlikler, bu isim değişikliğine yol açan temel faktörler arasında sayılıyor.
Hint-Pasifik kavramının stratejik evrimi
INDOPACOM adı, 2018 yılında dönemin Savunma Bakanı Jim Mattis tarafından, ABD'nin Asya stratejisinde Hindistan'ı daha merkezi bir konuma getirmek amacıyla benimsenmişti. 'Hint-Pasifik' terimi, Japonya, Avustralya ve Hindistan'ı içeren 'Quad' grubunun (Dörtlü Güvenlik Diyaloğu) yükselişiyle birlikte, Washington'un bölgesel angajmanında yeni bir dönemi simgeliyordu. Ancak bu kavram, özellikle Güneydoğu Asya ülkeleri arasında tam anlamıyla kabul görmedi. Malezya ve Endonezya gibi ülkeler, 'Hint-Pasifik'in Çin odaklı bir ittifakı körüklediği endişesini sıkça dile getirdi. Ayrıca Hindistan'ın ABD ile stratejik ortaklığına rağmen, bağımsız dış politika geleneği ve Rusya ile süregelen askeri bağları, INDOPACOM konseptinin pratikte tam olarak hayata geçmesini zorlaştırdı.
Bölgesel ve küresel boyut
PACOM'a dönüş, sadece bir isim değişikliği değil; ABD'nin Asya'daki askeri varlığını ve stratejik önceliklerini yeniden tanımlama çabasının bir parçası olarak görülüyor. Uzmanlara göre bu karar, birkaç mesaj içeriyor. İlk olarak, ABD'nin Çin'in 'Kuşak ve Yol' projesine karşı alternatif bir ekonomik vizyon sunma iddiasından vazgeçtiği anlamına gelmiyor; ancak askeri komuta yapısını daha pragmatik bir temele oturtmak istiyor. İkinci olarak, bu hamle, Biden yönetiminin bölgedeki müttefikleriyle ilişkilerinde daha esnek bir tutum benimsediğini gösteriyor. Özellikle Filipinler, Japonya ve Güney Kore ile yapılan son savunma anlaşmaları, PACOM'un yeniden canlandırılması birlikte değerlendirildiğinde, ABD'nin Pasifik'teki askeri varlığını daha da pekiştireceği yorumları yapılıyor. Üçüncü olarak, bu adım, Çin'in bölgedeki 'askeri yıldırma' politikalarına karşı daha somut bir caydırıcılık mesajı olarak da okunabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de küresel güç dengeleri açısından önem taşıyor. ABD'nin Asya'da artan askeri varlığı, Pasifik bölgesinde bir kriz durumunda ABD'nin Avrupa ve Orta Doğu'daki kaynaklarını zorlayabilir. Türkiye, NATO'nun güney kanadında kilit bir ülke olarak, ABD'nin Hint-Pasifik'e kaymasıyla Avrupa güvenliğinde oluşabilecek boşlukları doldurmak için daha fazla sorumluluk üstlenmek zorunda kalabilir. Ayrıca, Çin ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkiler düşünüldüğünde, ABD-Çin rekabetinin tırmanması, Türkiye'nin iki güç arasında denge politikasını sürdürmesini daha da karmaşık hale getirecektir.