Japonya'nın Özgür ve Açık Hint-Pasifik (FOIP) vizyonu, eski Başbakan Shinzo Abe'nin 2016'daki ölümünden sonra da etkisini koruyor ve bölgesel işbirliğini derinleştirmek için yeni ortaklar buluyor. Tokyo'nun bu stratejik yaklaşımı, başta ABD, Avustralya ve Hindistan olmak üzere bölge ülkeleri tarafından benimsenirken, Pekin yönetimi bu gelişmeden duyduğu rahatsızlığı açıkça dile getiriyor.
Gelişmenin Arka Planı
Shinzo Abe, 2006-2007 ve 2012-2020 yılları arasında başbakanlık yaptığı dönemlerde, Hint-Pasifik bölgesinin özgür ve açık kalması gerektiğini savunmuştu. Bu vizyon, 2016 yılında Abe tarafından resmen ortaya atıldı ve Japonya'nın dış politikasının temel taşı haline geldi. Abe'nin 2022'deki suikastının ardından, halefleri vizyonu sürdürmeye devam etti. 2023 yılında Japonya, FOIP'i daha da kurumsallaştırmak amacıyla yeni girişimler başlattı. Özellikle, Japonya Dışişleri Bakanlığı'nın öncülüğünde, bölge ülkeleriyle altyapı, deniz güvenliği ve ekonomik işbirliği konularında projeler geliştirildi.
ABD, Avustralya ve Hindistan ile birlikte oluşturulan Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (QUAD), FOIP'in somut bir ayağı olarak öne çıkıyor. QUAD ülkeleri, 2023'te Hiroshima'da yapılan zirvede, bölgede serbest ticaret, deniz hukukunun üstünlüğü ve demokratik değerlerin korunması konusunda ortak irade sergiledi. Japonya ayrıca, ASEAN ülkeleriyle ayrı ayrı işbirliği anlaşmaları imzalayarak, FOIP'i bölgesel bir çerçeveye oturtmaya çalışıyor. Avrupa Birliği ve bazı Avrupa ülkeleri de FOIP'e destek vererek, Hint-Pasifik'te varlık göstermeye başladı. Fransa, Almanya ve Hollanda gibi ülkeler, bölgeye savaş gemileri göndererek özgür seyrüsefer hakkını desteklediklerini gösterdi.
Çin Halk Cumhuriyeti ise FOIP'i, kendi Kuşak ve Yol Girişimi'ne (BRI) karşı bir hamle olarak görüyor. Pekin yönetimi, bu vizyonun Asya-Pasifik'te istikrarsızlık yaratacağını ve bölge ülkelerini kamplara böleceğini savunuyor. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüleri, FOIP'in "Soğuk Savaş zihniyeti" taşıdığını ve bölgesel işbirliğine zarar verdiğini belirtti. Çin, özellikle Güney Çin Denizi'ndeki egemenlik iddiaları ve Tayvan konusundaki tutumu nedeniyle bölgede artan bir baskıyla karşı karşıya. FOIP ülkeleri, Çin'in askeri yayılmacılığına karşı bir denge unsuru oluşturmayı hedefliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hint-Pasifik bölgesi, dünya nüfusunun yarısından fazlasını barındırıyor ve küresel ekonominin merkezinde yer alıyor. Bölgedeki deniz ticaret yolları, dünya ticaretinin üçte ikisini taşıyor. Bu nedenle, FOIP'in başarısı, sadece bölge ülkeleri için değil, küresel ekonomi ve güvenlik için de kritik önem taşıyor. Japonya'nın öncülük ettiği bu girişim, bölgede kurallara dayalı bir düzenin korunmasını amaçlıyor. Ancak, Çin'in artan askeri harcamaları ve bölgesel iddiaları, FOIP ülkeleri arasında tehdit algısını yükseltiyor.
ABD'nin bölgedeki askeri varlığı ve müttefiklik ilişkileri, FOIP'in güvenlik boyutunu güçlendiriyor. Japonya, savunma bütçesini artırarak ve yeni savunma konseptleri geliştirerek, bölgede daha aktif bir rol üstleniyor. 2023'te Japonya, savunma harcamalarını GSYİH'nın %2'sine çıkarma kararı aldı. Bu, II. Dünya Savaşı sonrası Japon savunma politikasında önemli bir değişim olarak yorumlanıyor. Avustralya, ABD ve İngiltere arasındaki AUKUS ittifakı da bölgede yeni bir güvenlik mimarisi oluşturuyor. Bu gelişmeler, Hint-Pasifik'teki güç dengelerini yeniden şekillendiriyor.
Öte yandan, bölge ülkeleri arasında ekonomik bağımlılık da artıyor. Çin, bölgedeki birçok ülkenin en büyük ticaret ortağı konumunda. FOIP ülkeleri, Çin ile ekonomik ilişkilerini sürdürürken, bir yandan da alternatif işbirliği mekanizmaları geliştirmeye çalışıyor. Bu ikilem, bölgesel istikrar açısından önemli bir denge unsuru. Japonya, altyapı yatırımları ve kalkınma yardımlarıyla bölge ülkelerinin ekonomik kalkınmasına katkı sağlayarak, Çin'e olan bağımlılığı azaltmayı hedefliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, coğrafi olarak Hint-Pasifik bölgesine uzak olsa da, küresel güç dengelerindeki değişim Türk dış politikasını dolaylı olarak etkiliyor. FOIP'in yükselişi, Çin-ABD rekabetini derinleştirerek, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu ve Asya ile olan ekonomik ilişkilerini etkileyebilir. Türkiye, son yıllarda Asya'ya açılım politikası kapsamında Çin ile ilişkilerini geliştirirken, aynı zamanda Batı ile bağlarını korumaya çalışıyor. Hint-Pasifik'teki gerilim, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları üzerinde dolaylı etkiler yaratabilir. Ayrıca, FOIP'in savunma boyutu, Türkiye'nin savunma sanayii ihracatı ve askeri işbirlikleri açısından yeni fırsatlar sunabilir. Türkiye'nin, bölgesel gelişmeleri yakından takip ederek, çok yönlü dış politikasını bu yeni dinamiklere göre uyarlaması gerekiyor.