ABD Senatosu’nda Demokrat Georgia Senatörü Jon Ossoff ile Savunma Bakanı Pete Hegseth arasında, ABD’nin Nisan ayında İran’da düzenlediği 'Epic Fury Operasyonu'nun sonuçlarına ilişkin sert bir tartışma yaşandı. Salı günü ABD Savunma Bakanlığı’nda düzenlenen oturumda Ossoff, Hegseth’e operasyonu 'tarihi ve ezici bir zafer' olarak nitelendirmesinin dayanağını sordu. Hegseth, operasyon sonucunda İran’ın askeri kapasitesinin büyük ölçüde zayıflatıldığını savunurken, Ossoff bu değerlendirmenin gerçekçi olmadığını ileri sürdü. Tartışma, ABD’nin bölgedeki stratejik hedefleri ve İran’a yönelik politikaları hakkındaki görüş ayrılıklarını bir kez daha gün yüzüne çıkardı.
Ossoff’tan sert sorgulama
Savunma Bakanlığı bütçe görüşmeleri sırasında söz alan Senatör Ossoff, Hegseth’e “Sayın Bakan, Nisan ayında ‘Epic Fury Operasyonu tarihi ve ezici bir zaferdi’ demiştiniz. İran ordusunun etkisiz hale getirildiğini iddia etmiştiniz. Peki bugün itibarıyla İran’ın füze kapasitesi ve bölgesel müdahale yeteneği hakkında ne söylersiniz?” diye sordu. Hegseth, operasyonun İran’ın balistik füze üretim altyapısına ağır hasar verdiğini, Husi milislerine yönelik desteğini sekteye uğrattığını belirtti. Ancak Ossoff, istihbarat raporlarına atıfta bulunarak İran’ın füze stoğunun büyük kısmını korumayı başardığını ve operasyonun stratejik hedeflere tam anlamıyla ulaşamadığını savundu. İki isim arasındaki bu diyalog, ABD Kongresi’nde İran politikası konusunda artan gerilimi yansıtıyor. Demokratlar, operasyonun kapsamının yeterli olmadığını düşünürken, Cumhuriyetçiler Başkan’ın politikalarının sonuç verdiğini iddia ediyor.
Bölgesel ve küresel boyutlar
İran operasyonu, ABD’nin Ortadoğu’daki askeri varlığını yeniden şekillendirme çabalarının bir parçası olarak görülüyor. Pentagon, İran’ın nükleer programı ve bölgedeki vekil güçleri üzerindeki baskıyı artırmak için bu tür operasyonları sürdüreceğini açıklamıştı. Ancak Ossoff’un sorgulaması, operasyonun etkinliği konusunda ciddi şüpheler olduğunu ortaya koyuyor. Bağımsız analistlere göre, İran’ın askeri kapasitesi tamamen yok edilmiş değil; aksine ülke, daha dağınık ve dirençli bir yapıya bürünmüş durumda. Bu durum, ABD’nin bölgedeki müttefikleri olan İsrail ve Suudi Arabistan’ı da endişelendiriyor. Ayrıca, İran’a yönelik artan baskı, petrol piyasalarında dalgalanmalara yol açarak küresel enerji fiyatlarını etkileyebilir. Uzmanlar, ABD’nin net bir strateji belirleyemediği takdirde bölgedeki istikrarsızlığın derinleşeceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran arasındaki bu gerilim, Türkiye’nin güvenliğini ve dış politikasını doğrudan etkiliyor. Türkiye, İran ile sınır komşusu olması ve Irak’ın kuzeyinde artan PKK varlığı nedeniyle bölgesel istikrarsızlıktan en çok etkilenen ülkelerden biri. ABD’nin İran’a yönelik agresif politikaları, Türkiye’nin enerji ithalatını ve ticaretini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İran’da olası bir iç çatışma, Türkiye’nin güneydoğu sınırında güvenlik risklerini artırabilir. Türkiye, hem ABD hem de İran ile dengeli ilişkiler yürütmeye çalışırken, bu tür gelişmeler Ankara’yı zorlayıcı bir diplomatik denge oyununa itiyor. Özellikle Kafkasya ve Orta Doğu’daki gelişmeler, Türkiye’nin bölgesel politikalarını yeniden gözden geçirmesini gerektirebilir.