Ekonomist Profesör Mariana Mazzucato, hükümetlerin “cesaretini geri kazanması” ve dünyayı değiştirebileceklerine inanması gerektiğini söylüyor. Ona göre iyi hükümetler bir vizyona sahiptir: neyi başarmak istediklerini bilir, nedenini açıklayabilir ve oraya nasıl ulaşacaklarını kamuoyu önünde çalışırlar. Sadece slogan atmazlar. Mazzucato, ekonomik sistemin temel dönüşümünü hedefleyen “ortak iyilik için ekonomi” kavramını detaylandırıyor. Bu yaklaşım, kamu yararını özel kârın önüne koymayı amaçlıyor.
Gelişmenin arka planı
University College London'da (UCL) inovasyon ve kamu değeri profesörü olan Mazzucato, “Misyon Ekonomisi” adlı kitabında, devletlerin büyük toplumsal sorunları çözmek için aktif rol alması gerektiğini savunuyor. Ona göre, iklim değişikliği, eşitsizlik ve pandemi gibi krizler, piyasa mekanizmalarının tek başına çözemediği alanlardır. Mazzucato, bu kapsamda hükümetlerin “cesur” olması ve uzun vadeli yatırımlar yapması gerektiğini belirtiyor. “Bir ekonomide hükümetin rolü yalnızca piyasa başarısızlığını düzeltmek değil, aynı zamanda piyasaları şekillendirmek ve yeni fırsatlar yaratmaktır” diyor.
Mazzucato'nun çalışmaları, özellikle yeşil dönüşüm ve dijitalleşme alanlarında devlet müdahalesinin önemini vurguluyor. Örneğin, ABD'de Apollo Programı benzeri bir yaklaşımla temiz enerji yatırımlarının hızlandırılabileceğini söylüyor. Ayrıca, kamu yatırımlarının sadece özel sektöre aktarılmaması, aynı zamanda kamusal değer yaratması gerektiğini savunuyor. Bu bağlamda, kamu-özel ortaklıklarının şeffaf ve hesap verebilir olması çağrısında bulunuyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Mazzucato'nun fikirleri, küresel ekonomik kriz ve iklim acil durumu bağlamında giderek daha fazla ilgi görüyor. Avrupa Birliği, Yeşil Mutabakat kapsamında “misyon odaklı” bir yaklaşım benimserken, Dünya Bankası ve IMF de benzer modelleri tartışıyor. Ancak, bu dönüşümün önünde yapısal engeller var: güçlü çıkar grupları, kısa vadeli düşünme alışkanlığı ve politik irade eksikliği. Mazzucato, “İnsanların hayal kurmasını sağlamalıyız; devletin yapabileceklerine inanmalarını” diyerek, dönüşümün psikolojik boyutuna da dikkat çekiyor.
Gelişmekte olan ülkeler açısından, ortak iyilik ekonomisi daha da kritik. Bu ülkeler, borç yükü, yetersiz altyapı ve iklim kırılganlığı gibi sorunlarla karşı karşıyayken, kaynakların adil dağılımı ve uzun vadeli planlama hayati önem taşıyor. Mazzucato, küresel düzeyde vergi adaleti, borç silme ve teknoloji transferi gibi mekanizmaların güçlendirilmesini öneriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, yüksek enflasyon, cari açık ve enerji bağımlılığı gibi yapısal sorunlarla boğuşurken, Mazzucato'nun önerdiği misyon odaklı ekonomi yaklaşımı dikkate değer. Özellikle yeşil dönüşüm, savunma sanayii ve dijital altyapı gibi stratejik sektörlerde kamu yatırımlarının artırılması, uzun vadeli büyüme potansiyelini artırabilir. Ancak, Türkiye'de devletin kaynak tahsisi ve hesap verebilirliği konusunda ciddi sorunlar bulunuyor. Bu nedenle, şeffaflık ve katılımcılık ilkelerinin içselleştirilmesi, kalkınma hedeflerine ulaşmak için ön koşul. Aksi halde, vizyon sahibi bir ekonomi politikası, popülist söylemlerin ötesine geçemeyebilir.