Orta Doğu ve Afrika ekonomileri, 19 Haziran 2026 itibarıyla küresel piyasalardaki dalgalanmalara rağmen büyüme sinyalleri vermeye devam ediyor. Bölgedeki petrol ihracatçısı ülkelerin gelirlerinde gözlenen kısmi düşüş, yenilenebilir enerji yatırımları ve ekonomik çeşitlendirme hamleleriyle dengelenmeye çalışılıyor. Suudi Arabistan ve BAE, Vizyon 2030 ve benzeri programlar kapsamında petrol dışı sektörlere yönelirken, Afrika kıtasında ise dijital ekonomi ve tarımsal dönüşüm ön plana çıkıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Bölgesel Ekonomik Dönüşüm
Körfez ülkeleri, 2020'lerin başından bu yana petrol bağımlılığını azaltmak için kapsamlı reformlar yürütüyor. Suudi Arabistan'ın Vizyon 2030'u, turizm, teknoloji ve lojistik alanlarında büyük yatırımları içeriyor. BAE ise Dubai'yi küresel bir finans ve inovasyon merkezi olarak konumlandırmak için yapay zeka ve yeşil enerji projelerine öncelik veriyor. Katar ve Umman da benzer bir yolda ilerliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Enerji ve Ticaret Koridorları
Küresel enerji piyasalarında Çin ve Hindistan kaynaklı talep artışı, Orta Doğu ham petrolünün fiyatını destekliyor. Ancak, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında yenilenebilir enerjiye geçiş baskısı, bölge ülkelerinin uzun vadeli planlarını şekillendiriyor. Afrika'da ise kıtalararası ticaret anlaşmaları (AfCFTA) sayesinde iç ticaret hacmi artıyor. Nijerya ve Kenya gibi ülkeler, tarım ve hizmet sektörlerinde ivme kazanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Orta Doğu ve Afrika'daki bu dönüşüm, Türkiye için hem fırsat hem de rekabet alanı oluşturuyor. Türk müteahhitlik firmaları Körfez'deki altyapı projelerinde yer alırken, savunma sanayii ihracatı da bölgeye yöneliyor. Afrika'da ise Türkiye'nin ticaret hacmi son on yılda önemli ölçüde arttı. Türkiye, bu pazarlarda Avrupa ve Çin ile rekabet ederken, lojistik avantajını ve kültürel bağlarını kullanarak daha fazla pay kapmayı hedefliyor. Özellikle enerji ve savunma alanındaki işbirlikleri, dış politikada belirleyici rol oynuyor.