Ortadoğu'da birçok ülke, ABD Başkanı Donald Trump görevde kaldığı sürece İran ile ABD arasında kalıcı bir barışın sağlanmasının zor olduğunu düşünüyor. Bölgedeki etkili aktörlerin giderek artan bir kısmı bu görüşü paylaşıyor. İran ile yaşanan gerilimin üzerinden sekiz ay geçmesine rağmen Washington, Tahran'ın nükleer programını tamamen durduramadı ve İran da ABD'nin yaptırımlarına karşı direniyor. Bu durum, bölgesel aktörleri kendi güvenliklerini sağlamak için alternatif yollar aramaya itiyor.
Gerilimin Arka Planı
ABD'nin 2018'de İran ile imzalanan nükleer anlaşmadan çekilmesi ve ardından uyguladığı yaptırımlar, İran ekonomisini zor durumda bıraktı. İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırarak yanıt verdi. Bölgede ise ABD'nin İran karşıtı cephede yer alan Suudi Arabistan, BAE ve İsrail gibi ülkeler, Trump yönetiminin sert politikalarını desteklese de, kalıcı bir çözüm umudu taşımıyor. Uzmanlar, Trump'ın yeniden seçilmesi durumunda mevcut politikaların devam edeceğini, ancak İran'ın da bu baskıya direneceğini belirtiyor. Öte yandan, bölge ülkeleri arasında İran ile diyalog arayışları da gözlemleniyor. Son aylarda Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan, İran ile ilişkilerini yumuşatma sinyalleri verdi. Bu ülkeler, ABD'nin bölgeden çekilme ihtimaline karşı kendi güvenliklerini sağlamak için İran ile bir modus vivendi bulmaya çalışıyor olabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ortadoğu'daki bu belirsizlik, küresel enerji piyasalarını ve güvenlik dengelerini de etkiliyor. İran'ın nükleer programı konusundaki belirsizlik, Körfez'deki gerginliği artırıyor. ABD'nin bölgedeki askeri varlığını sürdürmesi, İran'ı çevreleme politikasının bir parçası olarak görülüyor. Ancak Trump yönetiminin öngörülemez politikaları, müttefikler arasında güven kaybına yol açıyor. Avrupa ülkeleri ise İran ile diyalog kanallarını açık tutmaya çalışıyor. Bu arada, İran'ın bölgesel etkisini artırmak için vekil grupları kullanması, Suudi Arabistan ve İsrail için endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Bölgesel aktörler, Trump sonrası dönemde ABD politikalarının daha öngörülebilir hale geleceğini ve İran ile müzakere masasının yeniden kurulabileceğini umuyor. Ancak uzmanlar, İran'ın nükleer programı konusunda taviz vermeyeceğini ve ABD'nin de yaptırımları kaldırmaya yanaşmayacağını belirtiyor. Bu nedenle, kalıcı bir anlaşma için her iki tarafın da ciddi adımlar atması gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile ABD arasındaki gerilimde denge politikası izliyor. Ankara, hem ABD'nin yaptırımlarına karşı çıkıyor hem de İran ile ekonomik ilişkilerini sürdürüyor. Bölgede artan istikrarsızlık, Türkiye'nin güvenliğini doğrudan etkiliyor. Özellikle İran'ın nükleer programı konusundaki belirsizlik, Türkiye için risk oluşturuyor. Türkiye, bölgesel sorunların diyalog yoluyla çözülmesini savunuyor ve İran ile Batı arasında arabuluculuk yapabilecek konumda. Ancak ABD'nin İran politikasındaki sertlik, Türkiye'nin manevra alanını kısıtlıyor. Trump sonrası dönemde Türkiye, İran ile ilişkilerini normalleştirme ve bölgesel istikrarı sağlama fırsatı bulabilir.