Ortadoğu’da ABD ile İran arasında yeniden alevlenen çatışmalar, bölge ülkelerinin borçlanma maliyetlerini hızla yükseltti. Tahvil yatırımcıları, Ortadoğu hükümetlerine fon sağlamak için Ekim 2022’den bu yana en yüksek primi talep ediyor. Piyasalardaki bu sert hareket, ateşkesin bozulmasıyla birlikte jeopolitik risk priminin yeniden fiyatlanmasına işaret ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD’nin İran destekli gruplara yönelik askeri operasyonları ve İran’ın buna karşılık olarak Körfez’deki ticari gemilere yönelik saldırıları, bölgesel istikrarı yeniden tehdit eder hale geldi. Son haftalarda Yemen’deki Husilerin Kızıldeniz’de ticari gemilere yönelik saldırılarıyla başlayan gerginlik, Basra Körfezi’ne de sıçradı. Bu durum, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar gibi Körfez ülkelerinin yanı sıra Irak ve İran’ın kendi tahvil piyasalarında da satış baskısına yol açtı.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları, bölge ülkelerinin kredi notlarını gözden geçirmeye başlarken, yatırımcılar da portföylerini yeniden konumlandırıyor. Özellikle Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu kapsamında dış finansman ihtiyacının artması, tahvil primlerindeki yükselişi daha da belirgin kılıyor. Ekim 2022’de ulaşılan zirve seviyelerine yaklaşan spreadler, bölgenin borçlanma maliyetlerinde ciddi bir artışa işaret ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme sadece bölge ekonomilerini değil, küresel enerji piyasalarını da etkiliyor. Ortadoğu’daki istikrarsızlık, petrol fiyatlarını yukarı çekerken, enflasyonist baskıları artırıyor. Özellikle Asya ve Avrupa’daki petrol ithalatçısı ülkeler, artan enerji maliyetleriyle karşı karşıya kalıyor. Öte yandan, ABD Merkez Bankası’nın faiz indirim beklentileri, gelişmekte olan ülke tahvillerine olan talebi zayıflatıyor. Ortadoğu’nun yüksek getirili tahvilleri, kredi riskinin arttığı bir ortamda yatırımcılar için daha az cazip hale geliyor.
Birleşmiş Milletler ve Arap Birliği ateşkesin yeniden tesisi için diplomatik girişimlerde bulunsa da, ABD’nin İran’a yönelik maksimum baskı politikasını sürdürmesi ve İran’ın da uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırması, gerilimin daha da tırmanabileceği endişesini besliyor. Piyasalar, Tahran yönetiminin her an yeni bir misilleme yapabileceği ihtimalini fiyatlamaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ortadoğu’da tırmanan gerginlik, Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor. Türkiye, bölge ülkeleriyle güçlü ticari ve ekonomik bağlara sahip. Tahvil primlerindeki yükseliş, Türk varlıklarına da dolaylı olarak yansıyabilir; çünkü yatırımcılar bölge genelinde riskten kaçınma eğilimine girebilir. Ayrıca, Irak ve Suriye’deki gelişmeler, Türkiye’nin güney sınırlarındaki güvenlik ortamını doğrudan etkiliyor. Artan enerji fiyatları ise Türkiye’nin cari açığı üzerinde baskı yaratabilir. Bu nedenle Ankara, hem diplomatik kanalları aktif tutarak hem de piyasalarda istikrarı korumak için önlemler alarak gelişmeleri yakından izliyor.