Bloomberg'in 18 Eylül 2026 tarihli Horizons Middle East & Africa video yayınında, bölge ekonomilerinin 2026 yılına girerken karşı karşıya olduğu kırılgan toparlanma ve jeopolitik riskler ele alındı. Yayında, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, yüksek borçluluk oranları ve yapısal reform ihtiyacının Ortadoğu ile Afrika'nın büyüme patikalarını nasıl şekillendirdiği tartışıldı.
Arka Plan: Bölgesel Ekonomilerde Dalgalı Seyir
Orta Doğu ve Afrika, 2020'lerin ortasından itibaren pandemi sonrası toparlanma, emtia fiyat şokları ve küresel finansal koşullardaki sıkılaşma arasında sıkışmış durumda. Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) 2026 tahminlerine göre, Orta Doğu ve Orta Asya bölgesi bu yıl yüzde 3,5 civarında büyüyecek; ancak bu oran ülkeden ülkeye ciddi farklılıklar gösteriyor. Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri, petrol dışı sektörlerdeki çeşitlendirme çabaları ve büyük altyapı yatırımları sayesinde görece daha dirençli bir performans sergilerken, petrol ithalatçısı ülkeler ve düşük gelirli Afrika ekonomileri borç sürdürülebilirliği endişeleriyle boğuşuyor.
Bloomberg yayınında, Suudi Arabistan'ın Vizyon 2030 kapsamındaki dönüşümünün hız kazandığı, Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) finans ve teknoloji merkezi olma hedefiyle yabancı yatırım çekmeye devam ettiği vurgulandı. Öte yandan Mısır, Ürdün, Tunus gibi ülkelerde döviz kuru baskıları ve enflasyon hâlâ önemli bir sorun. Sahra Altı Afrika'da ise Nijerya, Kenya ve Gana gibi ülkeler, borç yeniden yapılandırması ve vergi reformlarıyla piyasa güvenini tazelemeye çalışıyor.
Yayının öne çıkan bir diğer başlığı, jeopolitik gerilimlerin ekonomik etkileriydi. Kızıldeniz'deki Husi saldırıları nedeniyle ticaret gemilerinin rotalarını değiştirmesi, Süveyş Kanalı gelirlerinde düşüşe yol açarken; İsrail-Hamas çatışmasının bölgesel yatırım iklimini olumsuz etkilediği belirtildi. İran-İsrail hattındaki tansiyonun enerji arz güvenliği üzerindeki riskleri de analiz edildi.
Küresel ve Bölgesel Boyut: Petrol, Borç ve Reform
Petrol fiyatları, bölge ekonomileri için belirleyici olmaya devam ediyor. 2026'da Brent petrolün varil başına 75-85 dolar bandında seyretmesi bekleniyor; bu, Körfez ülkeleri için cari dengeyi desteklerken, ithalatçı ülkelerde enflasyonu körüklüyor. OPEC+ üretim kesintileri ve ABD kaya petrolü arzındaki artış, fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturuyor. Öte yandan yeşil enerji geçişi, Körfez'de güneş ve hidrojen yatırımlarını hızlandırmış durumda.
Afrika'da ise borç krizi kapıda. Zambiya, Gana ve Etiyopya'nın ardından birçok ülke için IMF programları gündemde. Çin'in Afrika'daki kredi hacmi azalırken, özel sektör yatırımları ve çok taraflı kuruluşların rolü artıyor. Afrika Kalkınma Bankası, altyapı açığını kapatmak için yıllık 100 milyar doların üzerinde finansmana ihtiyaç olduğunu belirtiyor.
Bloomberg Horizons programında ayrıca, bölgesel ticaret anlaşmalarının (Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Anlaşması gibi) uzun vadeli potansiyeline dikkat çekildi. Ancak uygulamadaki gecikmeler ve altyapı yetersizlikleri, beklenen etkiyi geciktiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Orta Doğu ve Afrika ile derin ticari ve diplomatik bağlara sahip. Bölgedeki ekonomik istikrarsızlık, Türk müteahhitlik firmalarının projelerini ve ihracat pazarlarını doğrudan etkiliyor. Körfez ülkeleriyle imzalanan yatırım ve savunma anlaşmaları, Türkiye'nin ekonomik çeşitlendirmesi için kritik. Afrika'da artan Türk yatırımları, kıtanın borç krizi ve siyasi riskleri nedeniyle dalgalanabilir. Ayrıca, Kızıldeniz'deki güvenlik sorunları, Türkiye'nin deniz ticaret yollarını ve enerji arz güvenliğini tehdit ediyor. Bölgesel istikrar, Türkiye'nin ekonomik çıkarları için hayati önem taşıyor.