Orta Doğu ve Afrika bölgesi, 2026 yılına girerken dalgalı bir ekonomik görünümle karşı karşıya. Petrol fiyatlarındaki belirsizlik, jeopolitik gerilimler, altyapı yatırımlarındaki yavaşlama ve genç nüfusun istihdam talebi, bölge ekonomilerinin ana gündem maddelerini oluşturuyor. Uluslararası finans kuruluşlarının son raporları, bölgede büyümenin ülkeden ülkeye büyük farklılık göstereceğine işaret ediyor.
Bölgesel Ekonomik Arka Plan
Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesi, küresel enerji piyasalarındaki dalgalanmalardan doğrudan etkileniyor. Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt ve Katar gibi Körfez ülkeleri, petrol gelirlerine bağımlılıklarını azaltmak için ekonomik çeşitlendirme programlarını sürdürüyor. Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu kapsamında turizm, teknoloji ve yenilenebilir enerjiye yaptığı yatırımlar dikkat çekiyor ancak bu dönüşümün yavaş ilerlediği belirtiliyor.
Öte yandan, Mısır, Ürdün, Lübnan ve Tunus gibi ülkeler yüksek borçluluk, enflasyon ve işsizlikle mücadele ediyor. Mısır, IMF ile yaptığı anlaşma çerçevesinde ekonomik reformları sürdürürken, halk üzerindeki maliyet artışları sosyal huzursuzluk riskini artırıyor. Lübnan'da ise bankacılık krizi ve siyasi tıkanıklık ekonomik toparlanmayı geciktiriyor.
Sahra Altı Afrika'da ise tablo daha da karışık. Nijerya, Güney Afrika, Kenya ve Etiyopya gibi büyük ekonomiler, altyapı eksiklikleri, yolsuzluk ve sermaye kaçışıyla boğuşuyor. Ancak bölgenin genç nüfusu ve doğal kaynak zenginliği, uzun vadeli potansiyel sunuyor. Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Anlaşması (AfCFTA) gibi girişimler, bölge içi ticareti artırmayı hedefliyor fakat uygulamada zorluklar yaşanıyor.
Küresel ve Bölgesel Dinamikler
Küresel ekonomik yavaşlama, Çin'in büyüme hızındaki düşüş ve ABD ile Çin arasındaki ticaret gerilimleri, Orta Doğu ve Afrika'yı da etkiliyor. Emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar, bölge ihracatçıları için risk oluşturuyor. Ayrıca, iklim değişikliği kaynaklı kuraklık ve sel gibi doğal afetler, tarıma dayalı ekonomileri vuruyor.
Jeopolitik riskler de önemli bir faktör. İsrail-Filistin çatışması, Yemen'deki iç savaş, Sudan'daki istikrarsızlık ve Sahel bölgesindeki terör olayları, yatırım ortamını olumsuz etkiliyor. Kızıldeniz'deki Husi saldırıları, küresel ticaret yollarını tehdit ederek Süveyş Kanalı gelirlerini düşürüyor ve Mısır ekonomisini zorluyor.
Buna karşın, bazı ülkeler olumlu sinyaller veriyor. BAE, yapay zeka ve fintech yatırımlarıyla bölgesel bir teknoloji merkezi olma yolunda ilerliyor. Ruanda ve Fildişi Sahili gibi ülkeler, iş yapma kolaylığı reformlarıyla dikkat çekiyor. Fas ve Ürdün, yenilenebilir enerji projeleriyle yeşil dönüşümde öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Orta Doğu ve Afrika'daki ekonomik gelişmeler, Türkiye'nin dış ticareti ve yatırımları için kritik önem taşıyor. Türkiye, bölge ülkeleriyle ticaret hacmini artırmayı hedefliyor; özellikle inşaat, savunma sanayii ve tüketim malları ihracatında önemli fırsatlar mevcut. Ancak bölgedeki istikrarsızlık, Türk müteahhitlik firmalarının projelerini riske atabilir. Ayrıca, enerji ithalatında Körfez ülkelerine bağımlılık, petrol fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı Türkiye ekonomisini kırılgan kılıyor. Türkiye'nin Afrika açılımı politikası, kıtadaki ekonomik büyümeyle paralel ilerliyor; ancak rekabetin artması ve yerel sorunlar, Ankara'nın ekonomik diplomasisini zorlaştırabilir.
Sonuç olarak, Orta Doğu ve Afrika 2026'da karışık bir ekonomik tablo çiziyor. Petrol fiyatları, jeopolitik riskler ve yapısal reformların hızı, bölgenin geleceğini belirleyecek. Türkiye için ise bölge, hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor.