Bloomberg Horizons programının 21 Eylül 2026 tarihli bölümünde, Orta Doğu ve Afrika'nın ekonomik görünümü kapsamlı bir şekilde ele alındı. Programda, bölgedeki büyüme beklentileri, enerji piyasaları, jeopolitik riskler ve yatırım fırsatları masaya yatırıldı. Uzmanlar, özellikle petrol fiyatlarındaki dalgalanmaların ve küresel ticaret gerilimlerinin bölge ekonomileri üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Afrika'nın artan genç nüfusu ve dijitalleşme potansiyeli, uzun vadeli büyüme için umut verici bir tablo çizerken, borç yükü ve altyapı eksiklikleri hala önemli engeller olarak öne çıkıyor.
Bölgesel Ekonomik Dinamikler
Orta Doğu ve Afrika, 2026 yılında birbirinden farklı ekonomik performanslar sergiliyor. Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri, yüksek petrol fiyatları ve çeşitlendirme çabalarıyla istikrarlı bir büyüme yakalarken, Kuzey Afrika ülkeleri siyasi belirsizlikler ve yüksek enflasyonla mücadele ediyor. Sahra Altı Afrika'da ise emtia ihracatçısı ülkeler, küresel talep dalgalanmalarından olumsuz etkileniyor. Bloomberg uzmanları, bölgenin genel büyüme oranının 2026'da yüzde 3,5 civarında gerçekleşmesini bekliyor; bu oran küresel ortalamanın altında. Enerji dönüşümü, bölge ülkeleri için hem bir tehdit hem de bir fırsat sunuyor. Suudi Arabistan ve BAE, yenilenebilir enerjiye yaptıkları yatırımlarla öne çıkarken, diğer ülkeler bu dönüşümde geride kalma riski taşıyor.
Programda ayrıca, Afrika kıtasının serbest ticaret anlaşması (AfCFTA) kapsamında attığı adımlar ve bunun bölge içi ticareti canlandırma potansiyeli tartışıldı. Ancak, altyapı yetersizlikleri ve gümrük prosedürlerindeki aksaklıklar, anlaşmanın etkin uygulanmasını zorlaştırıyor. Uzmanlar, özel sektör yatırımlarının teşvik edilmesi ve yasal düzenlemelerin iyileştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Küresel ve Bölgesel Yansımalar
Orta Doğu ve Afrika'daki ekonomik gelişmeler, küresel ekonomi için de önemli sonuçlar doğuruyor. Bölge, dünya petrol ve doğal gaz rezervlerinin önemli bir kısmını elinde bulunduruyor; dolayısıyla enerji arz güvenliği açısından kritik bir konumda. Son dönemde yaşanan jeopolitik gerilimler, özellikle İran ve İsrail arasındaki tansiyon, enerji fiyatlarında oynaklığa neden oluyor. Ayrıca, Kızıldeniz'deki Husi saldırıları, küresel ticaret yollarını tehdit ederek nakliye maliyetlerini artırıyor. Bu durum, Avrupa ve Asya arasındaki ticaret için alternatif rotaların önemini artırıyor. Afrika Boynuzu'ndaki istikrarsızlık ve Sudan'daki iç savaş, bölgesel ticareti ve yatırım ortamını olumsuz etkiliyor.
Öte yandan, bölge ülkeleri arasında artan işbirliği çabaları da gözlemleniyor. Türkiye, Katar, BAE gibi ülkeler, Afrika'da altyapı ve enerji projelerine yatırım yaparak nüfuzlarını genişletiyor. Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamındaki yatırımları da bölgede etkisini sürdürüyor. ABD ve AB ise bölgeyle ticari ilişkilerini güçlendirmeye çalışıyor. Bu rekabet, bölge ülkeleri için finansman ve teknoloji transferi açısından fırsatlar sunarken, bağımlılık risklerini de beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Orta Doğu ve Afrika'daki ekonomik gelişmeler, Türkiye için hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor. Türkiye, bölgeyle güçlü ticari ve yatırım bağlarına sahip; özellikle inşaat, enerji ve savunma sanayii alanlarında önemli projeler yürütüyor. Bölgedeki istikrarsızlık, Türk ihracatçıları için risk oluştururken, aynı zamanda yeni pazarlar ve işbirliği imkanları da doğurabilir. Afrika'da artan rekabet, Türkiye'nin kıtadaki ekonomik varlığını koruması için stratejik hamleler yapmasını gerektiriyor. Ayrıca, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, Türkiye'nin cari açığı üzerinde doğrudan etkili olabilir. Bu nedenle, Türkiye'nin bölgesel ekonomik dinamikleri yakından takip etmesi ve esnek politikalar geliştirmesi kritik önem taşıyor.