Macaristan hükümetinin, Başbakan Viktor Orbán’a yakınlığıyla bilinen MCC (Mathias Corvinus Collegium) adlı eğitim ve araştırma kurumunun Budapeşte merkezini 31 Temmuz’a kadar kapatma kararı, kurumun Brüksel’deki düşünce kuruluşu MCC Brussels’ın finansmanını ve geleceğini tehdit ediyor. Brüksel’de AB karar alıcılarına yönelik etkin lobi faaliyetleriyle tanınan MCC Brussels, şimdi yeni fon kaynakları arayışına girmiş durumda.
Gelişmenin arka planı: Macaristan’daki kapatma emri
Macaristan hükümeti, MCC’nin Budapeşte’deki ana kampüsünün faaliyetlerini sonlandırmasını emretti. Kararın gerekçesi olarak mali usulsüzlükler ve yönetimsel sorunlar gösterilse de, gözlemciler bunun aslında Macaristan iç siyasetindeki bir güç mücadelesinin yansıması olduğunu düşünüyor. MCC, Orbán’ın iktidardaki Fidesz partisine yakın isimlerce yönetiliyor ve son yıllarda özellikle gençlik eğitimi ve kamu diplomasisi alanında etkin bir rol oynuyordu. Kapatma kararı, kurumun Avrupa çapındaki itibarını sarsarken, Brüksel ofisinin de varlığını sorgulanır hale getirdi.
MCC Brussels, 2022 yılında Orbán’ın Brüksel’deki etkisini artırmak amacıyla kurulmuş ve AB kurumları nezdinde Macaristan’ın resmi olmayan bir temsilcisi gibi çalışmıştı. Düşünce kuruluşu, göç karşıtı ve egemenlik yanlısı söylemleriyle biliniyor ve Orbán’ın “illiberal demokrasi” vizyonunu savunuyor. Brüksel’deki ofisin yıllık bütçesinin büyük kısmı Budapeşte merkezinden karşılanıyordu; bu nedenle kapatma kararı, MCC Brussels’ın faaliyetlerini doğrudan tehdit ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut: AB içinde artan gerilimler
Bu gelişme, Macaristan ile Avrupa Birliği arasında zaten gergin olan ilişkilere yeni bir boyut ekliyor. Orbán yönetimi, uzun süredir AB’nin hukukun üstünlüğü ve demokratik değerler konusundaki eleştirileriyle karşı karşıya. MCC’nin kapatılması, AB’nin Macaristan’a yönelik baskılarını artırdığı bir döneme denk geliyor. Brüksel, Macaristan’a ayrılan AB fonlarını hukukun üstünlüğü endişeleri nedeniyle dondurmuş durumda. Bu bağlamda, MCC Brussels’ın finansman sorunu, Orbán’ın AB içindeki etkisini sürdürme çabalarını zorlaştırabilir.
Öte yandan, MCC Brussels’ın yeni fon kaynakları bulması, Macaristan’ın alternatif uluslararası bağlantılar arayışını hızlandırabilir. Orbán yönetimi, Çin ve Rusya gibi otoriter rejimlerle yakınlaşmasıyla biliniyor. MCC Brussels, eğer Budapeşte desteğini kaybederse, bu ülkelerden ya da Macaristan’a yakın özel bağışçılardan fon bulmaya çalışabilir. Bu durum, AB’nin Macaristan’a yönelik endişelerini daha da artıracaktır.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, AB ile ilişkilerinde benzer bir fon ve etki mücadelesi içinde olmasa da, Macaristan örneği Ankara için önemli dersler barındırıyor. Orbán’ın Brüksel’de etki alanı oluşturma çabaları, Türkiye’nin AB nezdindeki lobi faaliyetlerine benzer bir model oluşturuyor. MCC Brussels’ın finansman krizi, düşünce kuruluşlarının hükümet desteğine bağımlılığının risklerini ortaya koyuyor. Türkiye, kendi Brüksel temsilciliği ve düşünce kuruluşları aracılığıyla AB’de sesini duyurmaya çalışırken, bu tür bağımlılıkların kırılganlık yaratabileceğini göz önünde bulundurmalı. Ayrıca, AB’nin hukukun üstünlüğü vurgusu, hem Macaristan hem de Türkiye için ortak bir baskı unsuru olmaya devam ediyor.