Rusya’nın Şubat 2022’de başlattığı geniş çaplı işgalin ardından Ukrayna’nın güneyindeki Herson Oblastı’na bağlı Oleşki kenti, Kasım 2022’den bu yana Rus kontrolü altında. Kentte yaşayan yaklaşık 25 bin kişi, temel gıda, su ve tıbbi malzemeye erişimden yoksun halde yaşam mücadelesi veriyor. Ukrayna hükümeti, sivillerin insani koridorlarla tahliye edilmesi için uluslararası kuruluşlara ve Birleşmiş Milletler’e acil çağrı yaptı. Kiev yönetimi, Rus güçlerinin bölgeye insani yardım girişini engellediğini ve halkı adeta rehin aldığını öne sürüyor. Özellikle yaşlılar, kadınlar ve çocuklar olmak üzere binlerce kişinin hayati tehlike altında olduğu belirtiliyor.
Oleşki’de İnsani Kriz Derinleşiyor
Dinyeper Nehri’nin sol yakasında yer alan Oleşki, savaş öncesi tarım ve balıkçılıkla geçinen sakin bir kentti. Ancak Rus işgaliyle birlikte kent, Ukrayna ordusunun kontrolündeki sağ yakadan tamamen kopmuş durumda. Yerel kaynaklara göre, Rus askerleri kentteki depolara ve ambarlara el koyarken, siviller ekmek ve temel ihtiyaçlar için kilometrelerce yürümek zorunda kalıyor. Geçtiğimiz haftalarda Ukrayna istihbaratı, Oleşki’de açlıktan ölümlerin yaşandığını duyurdu. Ukrayna İnsan Hakları Ombudsmanı Dmitro Lubinets, “Rusya, Oleşki’yi bir açlık kampına çevirdi” ifadelerini kullandı. Bölgeden kaçmayı başaran bazı siviller, Rus askerlerinin yardım dağıtımlarını engellediğini ve kimlik kontrolü bahanesiyle insanları alıkoyduğunu aktardı.
Ukrayna hükümeti, sivillerin tahliyesi için Dinyeper Nehri üzerinden bir insani koridor oluşturulmasını önerdi ancak Rusya bu öneriyi reddetti. Kiev, Uluslararası Kızılhaç Komitesi ve BM’ye çağrı yaparak, “Oleşki’deki insani felakete seyirci kalınmaması” gerektiğini vurguladı. Bu çağrı, savaşın başından bu yana en büyük insani krizlerden birine işaret ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Siviller Savaşın Gölgesinde
Oleşki’deki durum, Rusya-Ukrayna savaşında sivil halkın maruz kaldığı insanlık dramının bir başka örneği olarak öne çıkıyor. Savaşın başlamasından bu yana Ukrayna’da 8 milyondan fazla kişi yerinden edildi, binlerce sivil hayatını kaybetti. Oleşki özelinde yaşanan kriz, uluslararası toplumun savaş suçu ve insanlığa karşı suç kapsamında değerlendirebileceği bir durumu ortaya koyuyor. BM İnsan Hakları Konseyi, Rusya’nın işgal altındaki bölgelerde sivil halkı hedef aldığına dair raporlar yayınlarken, Oleşki’deki açlık krizi de bu raporlara eklenebilir. Batılı ülkeler, Rusya’ya yönelik yaptırımları sıkılaştırırken, insani yardım koridorlarının açılması için diplomatik girişimler yoğunlaştırıyor. Ancak sahadaki gerçekler, sivillerin her geçen gün daha da zor duruma düştüğünü gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Oleşki’deki insani kriz, Türkiye’nin Karadeniz bölgesindeki jeopolitik dengeleri yakından ilgilendiriyor. Türkiye, savaşın başından bu yana Ukrayna ile Rusya arasında arabuluculuk rolü üstlenirken, insani yardım koridorlarının açılması konusunda da aktif çaba gösteriyor. Bu tür krizler, Türkiye’nin Montrö Sözleşmesi kapsamında Karadeniz’deki güvenlik politikalarını da etkiliyor. Ayrıca, Türkiye’nin insani yardım kapasitesi ve bölgedeki diplomatik ağırlığı, Oleşki benzeri durumlarda arabuluculuk teklifleri sunmasını mümkün kılabilir. Sivillerin korunması konusunda uluslararası toplumun harekete geçmesi, Türkiye’nin de dahil olduğu bir insani inisiyatifi gündeme getirebilir.