Avrupa Birliği'nin Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S) verilerine göre, dünya okyanusları bu yıl Haziran ayında şimdiye kadar kaydedilen en yüksek sıcaklığa ulaştı. Bilim insanları, insan kaynaklı iklim değişikliğine ek olarak El Niño hava olayının da devreye girmesiyle birlikte önümüzdeki aylarda hem deniz hem de hava sıcaklıklarının yeni rekorlar kırabileceği uyarısında bulundu.
Okyanus sıcaklıkları tarihi zirvede
C3S Direktörü Carlo Buontempo, yaptığı açıklamada, "Haziran ayı boyunca okyanus yüzey sıcaklıkları, 1991-2020 ortalamasının 0,5 santigrat derece üzerinde seyretti ve bu, kayıtların tutulmaya başlandığı 1979'dan bu yana en yüksek değerdi" dedi. Özellikle Kuzey Atlantik ve Pasifik Okyanusu'nda sıcaklıklar mevsim normallerinin belirgin şekilde üzerinde gerçekleşti. Birleşmiş Milletler Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), Mayıs ayında El Niño koşullarının oluştuğunu ve bunun 2024 yılı boyunca devam edebileceğini duyurmuştu. El Niño, Pasifik Okyanusu'nun ekvatoral bölgesinde deniz yüzeyi sıcaklıklarının ortalamadan daha yüksek olduğu, küresel hava desenlerini etkileyen doğal bir iklim olayı olarak tanımlanıyor.
Öte yandan, Haziran 2024, küresel ortalama hava sıcaklığı açısından da kayıtlardaki en sıcak Haziran olarak kaydedildi. Sanayi öncesi döneme kıyasla sıcaklık artışı 1,47 santigrat dereceye ulaştı. Bu, 2015 Paris İklim Anlaşması'nda belirlenen 1,5 derecelik kritik eşiğe tehlikeli bir yakınlığı işaret ediyor.
Küresel etkiler ve alınması gereken önlemler
Okyanus sıcaklıklarındaki bu artış, deniz canlıları için büyük bir tehdit oluşturuyor. Mercan resiflerinde ağartma olaylarının arttığı, balık popülasyonlarının göç rotalarını değiştirdiği ve daha sık denizel sıcak hava dalgalarının yaşandığı belirtiliyor. Ayrıca, daha sıcak okyanuslar, tropikal siklonlar ve kasırgalar gibi aşırı hava olaylarının şiddetini artırabiliyor. WMO Genel Sekreteri Prof. Petteri Taalas, "El Niño'nun başlangıcı, küresel sıcaklıkların önümüzdeki yıllarda daha da yükseleceği anlamına geliyor. Bu durum, sağlık, gıda güvenliği, su kaynakları ve çevre üzerinde ciddi sonuçlar doğuracak" ifadelerini kullandı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu küresel ısınma eğilimi Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor. Akdeniz ve Ege kıyılarında deniz suyu sıcaklıklarının artması, turizm sezonunu ve deniz ekosistemini etkileyebilir. Ayrıca, aşırı hava olayları (kuraklık, sel, sıcak hava dalgaları) tarım sektörü için büyük risk oluşturuyor. Türkiye, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırmalı ve ulusal iklim politikalarını Paris Anlaşması hedefleriyle uyumlu hale getirmelidir. Bölgesel düzeyde ise, sıcaklık artışının su kaynakları üzerindeki baskısı, sınır ötesi iş birliğini zorunlu kılmaktadır.