ABD’de, Demokrat Parti’nin imza niteliğindeki sağlık reformu olan ve halk arasında Obamacare olarak bilinen Uygun Bakım Yasası, giderek artan bir kırılganlıkla karşı karşıya. Popülist solun Medicare-for-all (herkes için Medicare) talebi yükselirken, mevcut sistemin çöküş sinyalleri verdiği belirtiliyor. Bu durum, sağlık sigortası kapsamındaki milyonlarca Amerikalıyı ve ülkenin sağlık politikasının geleceğini doğrudan etkiliyor. Uzmanlar, yasanın ayakta kalabilmesi için acil reformlara ihtiyaç olduğunu vurguluyor.
Gelişmenin arka planı
2010 yılında Başkan Barack Obama tarafından imzalanan Uygun Bakım Yasası, milyonlarca düşük ve orta gelirli Amerikalıya sağlık sigortası imkânı tanıdı. Ancak yasa, kurulduğu günden bu yana Cumhuriyetçilerin yoğun eleştirilerine maruz kaldı ve defalarca mahkemeye taşındı. Son olarak, COVID-19 salgını ve enflasyonist baskılar, sağlık sigortası primlerini ve katılımcıların mali yükünü artırdı. Özellikle bireysel sigorta piyasasında faaliyet gösteren bazı büyük sigorta şirketlerinin çekilmesi, birçok bölgede sigorta seçeneklerinin azalmasına ve fiyatların daha da yükselmesine neden oldu. Bu durum, yasanın sürdürülebilirliğine ilişkin ciddi soru işaretleri yaratıyor.
Öte yandan, Demokrat Parti içindeki popülist kanat, sağlık hizmetlerinin tek ödeyici sistemle (Medicare-for-all) tamamen kamulaştırılmasını savunuyor. Bu görüş, özellikle genç seçmenler ve ilerici aktivistler arasında giderek daha fazla destek buluyor. Ancak Medicare-for-all planı, sağlık sektöründe büyük bir dönüşüm gerektireceği için hem siyasi hem de ekonomik açıdan ciddi engellerle karşılaşıyor. Merkez sağ ve bazı merkez sol kesimler, bu planın maliyetinin karşılanamaz olabileceğini ve mevcut sistemin iyileştirilerek kurtarılabileceğini öne sürüyor.
Uzmanlar, Obamacare’in zayıflamasının asıl nedeninin, yasanın bazı hükümlerinin (örneğin, bireysel zorunluluk cezasının kaldırılması) aşındırılması ve federal sübvansiyonların yetersiz kalması olduğunu belirtiyor. Ayrıca, birçok eyaletin Medicaid genişlemesini reddetmesi, düşük gelirli vatandaşların sigortasız kalmasına yol açıyor. Tüm bu faktörler, sağlık sigortası kapsamının daralmasına ve toplumda sağlık eşitsizliklerinin artmasına neden oluyor.
Bölgesel veya küresel boyut
ABD’deki sağlık reformu tartışmaları, yalnızca Amerikan iç politikasını değil, aynı zamanda küresel sağlık ekonomisini de etkiliyor. Amerika Birleşik Devletleri, dünyanın en büyük sağlık harcamasına sahip ülkesi konumunda. Bu nedenle, sağlık politikasında yaşanacak köklü bir değişim, ilaç fiyatlarından tıbbi teknoloji pazarına kadar birçok alanda küresel yansımalara yol açabilir. Özellikle Medicare-for-all gibi tek ödeyici bir sistemin uygulanması, ilaç şirketlerinin fiyatlandırma stratejilerini ve uluslararası piyasalardaki dengeleri değiştirebilir.
Küresel ölçekte, birçok ülke evrensel sağlık sigortası modellerini benimserken, ABD’nin özel sigorta ağırlıklı sistemi giderek bir istisna haline geliyor. Bu durum, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum örgütleri tarafından eleştirilere konu oluyor. Öte yandan, ABD’deki sağlık reformunun geleceği, diğer ülkelerdeki sağlık politikalarını da etkileyebilir; özellikle gelişmekte olan ülkeler, ABD’deki deneyimden ders çıkararak kendi sistemlerini şekillendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’deki sağlık reformu tartışmaları, Türkiye’nin sağlık politikaları açısından dolaylı da olsa bazı dersler içeriyor. Türkiye, Genel Sağlık Sigortası ile evrensel sağlık kapsamını sağlamış ve sağlık harcamalarını kontrol altında tutmaya çalışan bir ülke olarak, ABD’deki kırılganlıklardan kaçınmak için sürdürülebilir finansman modellerine önem vermelidir. Ayrıca, ilaç fiyatları ve sağlık teknolojisi transferlerinde yaşanabilecek küresel dalgalanmalar, Türkiye’nin ithalata bağımlı olduğu bu alanlarda maliyet artışlarına yol açabilir. Türkiye’nin sağlık sisteminin dayanıklılığını artırmak için yerli üretimi teşvik etmesi ve dijital sağlık çözümlerine yatırım yapması bu açıdan kritik önem taşıyor.