New York Federal Reserve (NY Fed) araştırmacıları, Şubat 2026 itibarıyla 67 farklı mal kategorisinde gümrük tarifelerinin enflasyona 2,9 yüzde puan eklediğini tespit etti. Bu bulgu, tarifelerin yalnızca ticaret ortaklarını değil, doğrudan ABD'li tüketicilerin günlük harcamalarını da vurduğunu gösteriyor. Araştırma, tarifelerin enflasyon üzerindeki etkisinin sanılandan daha yaygın ve kalıcı olduğunu ortaya koyuyor.
Tarifelerin enflasyona etkisi: NY Fed'in bulguları
NY Fed ekonomistlerinin yayımladığı rapora göre, 2025 boyunca uygulanan ve 2026 başında yürürlüğe giren yeni tarifeler, belirli ürün gruplarında fiyatları belirgin şekilde artırdı. Araştırma, gıda, giyim, ev eşyası, elektronik ve otomotiv yedek parçaları gibi günlük tüketim mallarını kapsayan 67 kategoride tarifelerin enflasyona ortalama 2,9 puan katkı yaptığını hesapladı. Bu, tarifelerin yalnızca ithal malların fiyatını değil, aynı zamanda yerli üreticilerin de fiyatlarını artırmasıyla geniş bir yelpazede hissedildiğini gösteriyor.
Raporda, tarifelerin özellikle ara malı ithalatına bağımlı sektörlerde maliyetleri yükselterek üretim zinciri boyunca fiyat baskısı oluşturduğu vurgulanıyor. Örneğin, otomotiv sektöründe ithal parçalara getirilen ek vergiler, nihai araç fiyatlarına yansıdı. Benzer şekilde, inşaat malzemeleri ve mobilya gibi emek yoğun sektörlerde de tarifelerin fiyatları yukarı çektiği belirtiliyor. Araştırmacılar, bu etkinin geçici olmadığını, aksine tarifelerin süresi uzadıkça enflasyon beklentilerini de bozduğunu ifade ediyor.
NY Fed'in analizi, tarifelerin enflasyon üzerindeki etkisini ölçmek için sektörel verileri ve fiyat endekslerini kullandı. Çalışma, tarifelerin enflasyona katkısının, para politikası kararlarında dikkate alınması gereken bir faktör olduğunu ortaya koyuyor. Fed yetkilileri, enflasyonla mücadelede faiz politikasını belirlerken tarifelerin yarattığı bu ek baskıyı göz önünde bulundurmak zorunda kalabilir. Zira tarifeler, arz yönlü bir şok yaratarak merkez bankasının işini zorlaştırıyor: faiz artırımı talebi düşürürken, tarifeler maliyetleri artırıyor ve stagflasyon riskini beraberinde getiriyor.
Küresel ticaret ve Türkiye'ye yansımaları
ABD'nin uyguladığı tarifeler, küresel ticaret savaşlarının son halkası. 2018'de başlayan ve 2025'te yeni dalgasıyla devam eden tarifeler, dünya ticaret hacmini daraltırken, ülkeleri korumacı politikalara yöneltiyor. NY Fed'in bulguları, tarifelerin enflasyonist etkisinin yalnızca ABD ile sınırlı olmadığını, küresel tedarik zincirleri üzerinden diğer ekonomilere de yayıldığını gösteriyor. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler, hem ihracat pazarlarında daralma hem de ithal girdi maliyetlerinde artış riskiyle karşı karşıya.
Türkiye'nin ABD'ye olan ihracatı, tarifelerden doğrudan etkilenebilecek ürün gruplarını içeriyor. Özellikle tekstil, otomotiv yan sanayi ve dayanıklı tüketim malları, ABD pazarında rekabet gücünü kaybedebilir. Öte yandan, ABD'den ithal edilen ara mallara getirilen ek vergiler, Türk üreticilerin maliyetlerini artırarak iç enflasyona katkı yapabilir. NY Fed raporu, tarifelerin enflasyon üzerindeki etkisinin kalıcı olabileceğini gösterdiğinden, Türkiye'nin de ithalat bağımlılığını azaltmaya yönelik politikaları hızlandırması gerekiyor.
Küresel ölçekte, tarifelerin enflasyonu körüklemesi, merkez bankalarının faiz indirimlerini geciktirmesine yol açabilir. Bu durum, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışını hızlandırarak finansal istikrarı tehdit ediyor. Türkiye gibi yüksek dış borcu olan ekonomiler için bu, kur ve faiz üzerinde ek baskı anlamına geliyor. NY Fed'in araştırması, tarifelerin sadece ticaret politikası değil, aynı zamanda para politikası ve finansal istikrar açısından da dikkatle izlenmesi gereken bir unsur olduğunu ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
NY Fed'in tarifelerin enflasyona 2,9 puan eklediğine dair bulgusu, Türkiye'nin ekonomi yönetimi için önemli bir uyarı niteliğinde. Türkiye, ithal ara malına bağımlı üretim yapısı nedeniyle küresel tarife artışlarından olumsuz etkilenebilir. ABD'nin uyguladığı tarifeler, Türk ihracatçısının rekabet gücünü zayıflatırken, ithal maliyetleri üzerinden iç enflasyonu körükleyebilir. Ayrıca, küresel enflasyonun yüksek seyretmesi, Fed'in faiz politikasını sıkı tutmasına yol açarak Türkiye gibi ülkelere yönelik sermaye akımlarını olumsuz etkileyebilir. Türkiye'nin, tarife kaynaklı maliyet artışlarını dengelemek için yerli üretimi ve ihracat pazarlarını çeşitlendirmesi, ayrıca enflasyonla mücadelede arz yönlü tedbirleri güçlendirmesi gerekiyor. Bu gelişme, korumacılığın küresel ekonomiye maliyetini gözler önüne seriyor.