Her yeni nesil mikroçip, bir öncekinden daha fazla enerji, su ve toksik kimyasal tüketiyor. Bu durum, dünyanın en büyük yarı iletken üreticileri Tayvan ve Güney Kore'nin, küresel yapay zeka devriminin çevresel maliyetinin yüzde 90'ından fazlasını üstlenmesine neden oluyor. Nvidia gibi teknoloji şirketlerinin susuzluğu, bu ülkeleri fosil yakıt bağımlılığına ve ağır çevre kirliliğine mahkûm ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
Nvidia, yapay zeka ve yüksek performanslı hesaplama için tasarladığı GPU'lar ile pazarın tartışmasız lideri konumunda. Ancak bu çiplerin üretimi, özellikle Tayvan'daki TSMC ve Güney Kore'deki Samsung tesislerinde, devasa miktarda kaynak tüketiyor. Bir adet gelişmiş GPU'nun üretimi için yaklaşık 1.000 litre saf su ve 2.500 kilovat saat elektrik gerekiyor. Bu enerjinin büyük kısmı, her iki ülkede de kömür ve doğalgaz gibi fosil yakıtlardan sağlanıyor.
Tayvan, dünyadaki gelişmiş yarı iletkenlerin yüzde 60'ından fazlasını üretiyor ve ülkenin elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 45'i kömürden elde ediliyor. Güney Kore'de ise durum daha vahim: Elektriğin yüzde 60'ı kömür ve LNG'den geliyor. Yarı iletken fabrikaları, ülkelerin toplam elektrik tüketiminin yüzde 5 ila 10'unu tek başına karşılıyor ve bu oran her geçen yıl artıyor. Ayrıca, çip üretiminde kullanılan hidroflorik asit, arsenik ve kurşun gibi toksik kimyasallar, atık sularla çevreye karışarak toprak ve su kaynaklarını kirletiyor.
Bölgesel veya Küresel Boyut
Bu durum, yalnızca yerel bir çevre sorunu değil, aynı zamanda küresel bir adaletsizlik örneği. Silikon Vadisi merkezli Nvidia ve diğer ABD'li teknoloji devleri, üretim maliyetlerini düşürmek ve çevresel düzenlemelerden kaçmak için bu Doğu Asya ülkelerine yöneliyor. Oysa ki ABD, Çin ve Avrupa Birliği, kendi içlerinde yarı iletken fabrikaları kurarken daha sıkı çevre standartları uyguluyor. Tayvan ve Güney Kore ise ekonomik büyümeyi sürdürebilmek adına bu bedeli ödemeye razı görünüyor. Özellikle Tayvan, Çin'in askeri baskısı altında jeopolitik bir kırılganlık yaşarken, yarı iletken sektörü adanın hayatta kalma stratejisinin merkezinde yer alıyor.
Dünya genelinde yapay zeka kullanımı yaygınlaştıkça, bu çiplerin talebi de katlanarak artıyor. Nvidia'nın yıllık geliri 60 milyar doları aşarken, şirketin karbon ayak izinin büyük kısmı tedarik zincirinde, yani Tayvan ve Güney Kore'de ortaya çıkmaktadır. Bu durum, küresel iklim hedeflerine ulaşmayı da zorlaştırıyor: Zira bu bölgelerdeki yarı iletken fabrikaları, her yıl milyonlarca ton karbondioksit salımına yol açıyor. Uzmanlar, eğer mevcut enerji yoğunluğu devam ederse, 2030 yılına kadar yarı iletken sektörünün küresel karbon emisyonlarının yüzde 2'sinden fazlasını oluşturacağını öngörüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, yarı iletken üretiminde henüz büyük bir oyuncu olmasa da, bu gelişme iki açıdan önem taşıyor. Birincisi, Türkiye'nin savunma sanayii ve teknoloji şirketleri, yapay zeka çözümlerini daha yaygın kullanmaya başladıkça, Nvidia'nın çiplerine bağımlı hale geliyor. Bu bağımlılık, tedarik zinciri kırılganlıkları ve jeopolitik riskler doğurabilir. İkincisi, Türkiye yenilenebilir enerji kaynakları açısından zengin bir ülke olmasına rağmen, enerji yoğun teknolojilere yatırım yaparken çevresel sürdürülebilirliği önceliklendirmeli. Aksi takdirde, Doğu Asya'daki benzer bir fosil yakıt tuzağına düşme riskiyle karşı karşıya kalabilir. Bu haber, Türk politika yapıcılarına teknoloji ve enerji politikalarını entegre etmeleri gerektiğini hatırlatıyor.