Uluslararası Nükleer Silahların Ortadan Kaldırılması Kampanyası'nın (ICAN) yayımladığı yıllık rapora göre, dünyadaki dokuz nükleer silah sahibi ülkenin bu alandaki harcamaları 2025 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 18,7 oranında artarak 119 milyar dolara yükseldi. Raporda, ABD'nin 70 milyar doları aşan harcamasıyla nükleer cephaneliklerine en çok yatırım yapan ülke olduğu belirtildi. Bu rakam, diğer sekiz nükleer silah sahibi ülkenin (Rusya, Çin, İngiltere, Fransa, Hindistan, Pakistan, Kuzey Kore, İsrail) toplam harcamasından daha fazla. ICAN, söz konusu artışın küresel güvenlik açısından endişe verici olduğunu vurguluyor.
Nükleer silah yarışında rekor harcamalar
ICAN'ın raporuna göre, nükleer silahlara yapılan küresel harcamalar 2025 yılında 119 milyar dolar ile tarihin en yüksek seviyesine ulaştı. Bu rakam, 2024 yılındaki 100 milyar dolarlık harcamaya kıyasla yüzde 19'luk bir artışı temsil ediyor. Raporda, ABD'nin toplam harcamanın yüzde 60'ını oluşturduğu, Rusya'nın 15 milyar dolar, Çin'in ise 12 milyar dolar harcadığı belirtildi. Özellikle ABD'nin nükleer üçlüsünü (kara, deniz ve hava tabanlı sistemler) modernize etme programı kapsamında yaptığı harcamaların bu artışta büyük payı olduğu ifade ediliyor.
ICAN, nükleer silah harcamalarındaki bu artışın, küresel silahsızlanma çabalarına rağmen devam ettiğine dikkat çekiyor. Örgüt, mevcut eğilimlerin devam etmesi halinde 2030 yılına kadar nükleer silah harcamalarının yıllık 150 milyar doları bulabileceğini öngörüyor. Raporda, özellikle yeni nükleer başlıkların geliştirilmesi, mevcut cephaneliklerin bakımı ve füze savunma sistemlerine yapılan yatırımların harcamaları artıran başlıca faktörler olduğu kaydediliyor.
Küresel güvenlik dengeleri ve silahlanma yarışı
Nükleer silah harcamalarındaki bu rekor artış, uluslararası güvenlik ortamının giderek daha rekabetçi hale geldiğini gösteriyor. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı ve Çin'in askeri modernizasyonu, nükleer silah sahibi ülkeleri caydırıcılık kapasitelerini artırmaya itiyor. ABD, 2025 mali yılı bütçesinde nükleer silah programlarına 70 milyar dolar ayırdığını açıklarken, bu rakamın önümüzdeki yıllarda daha da artması bekleniyor. Rusya ise savaş nedeniyle savunma harcamalarını artırmış olsa da ekonomik zorluklar nedeniyle nükleer modernizasyonda daha temkinli ilerliyor. Çin, hem nükleer başlık sayısını hem de fırlatma sistemlerini hızla genişletiyor; uzmanlar Pekin'in 2035 yılına kadar 1.000'den fazla nükleer başlığa sahip olabileceğini tahmin ediyor.
Avrupa'da İngiltere ve Fransa da nükleer cephaneliklerini modernize etmek için büyük bütçeler ayırıyor. İngiltere, Dreadnought sınıfı denizaltı filosu için 40 milyar dolarlık bir program yürütürken, Fransa nükleer hava kuvvetlerini güncellemeye devam ediyor. Hindistan ve Pakistan ise bölgesel rekabet bağlamında nükleer silahlarını geliştirmeye devam ediyor. Kuzey Kore, uluslararası yaptırımlara rağmen nükleer programını sürdürürken, İsrail'in nükleer kapasitesine ilişkin net bir bilgi bulunmuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin de içinde bulunduğu NATO ittifakında nükleer paylaşım politikalarını yeniden gündeme getirebilir. ABD'nin nükleer modernizasyon yatırımları, ittifakın caydırıcılık kapasitesini artırırken, Türkiye'nin NATO'nun nükleer misyonundaki rolü tartışma konusu olabilir. Ayrıca, bölgesel güçlerin (Rusya, İran) nükleer kapasitelerini geliştirmesi, Türkiye'nin güvenlik çıkarları açısından yakından izlenmesi gereken bir durumdur. Ekonomik olarak, artan nükleer harcamaların küresel düzeyde kaynak dağılımını etkilemesi ve dolaylı olarak Türkiye'nin dış ticaretine yansıması mümkündür. Ancak Türkiye'nin doğrudan nükleer silah harcaması yapmadığı düşünüldüğünde, bu artışın Türkiye'ye etkisi sınırlıdır.