Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Norveç'i bir çocuğun devlet tarafından ailesinden alınarak evlatlık verilmesi sürecinde ailenin insan haklarını ihlal ettiğine hükmetti. Mahkeme, Norveç devletini başvuran ebeveynlere 28 bin 900 dolar tazminat ve yasal masrafları ödemeye mahkum etti. Karar, devletlerin çocuk koruma politikaları ile aile mahremiyeti arasındaki hassas dengeyi bir kez daha gündeme taşıdı.
Gelişmenin arka planı
Dava, Norveç'te yaşayan bir çiftin iki çocuğundan biri olan 2 yaşındaki kızlarının, çocuk refahı endişeleri gerekçesiyle devlet tarafından aileden alınmasıyla başladı. Norveç makamları, çocuğun zihinsel ve fiziksel gelişimi için risk oluşturduğu iddiasıyla velayeti geçici olarak üstlendi ve ardından çocuğu koruyucu aileye yerleştirdi. Bir süre sonra da biyolojik ailenin rızası olmaksızın çocuk nihai olarak evlatlık verildi.
Aile, AİHM'e yaptıkları başvuruda, çocuğun aileden alınması kararının orantısız olduğunu, kendilerine yeterli savunma hakkı tanınmadığını ve aile hayatına saygı hakkı ile özel hayatın gizliliği ilkelerinin ihlal edildiğini ileri sürdü. Mahkeme, Norveç'in çocuğun yüksek yararını gözetirken aile bağlarını korumada yetersiz kaldığını belirterek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesinin ihlal edildiğine karar verdi.
Bölgesel veya küresel boyut
AİHM'nin bu kararı, özellikle İskandinav ülkelerinde yaygın olan çocuk koruma sistemlerinin aile mahremiyetiyle çatışması bağlamında önemli bir emsal teşkil ediyor. Norveç, çocuk refahı konusunda en fazla devlet müdahalesine sahip ülkelerden biri olarak biliniyor. Karar, sadece Norveç için değil, benzer politikalar izleyen diğer Avrupa ülkeleri için de bir uyarı niteliği taşıyor. Çocuk koruma kurumlarının, aileleri dağıtmak yerine destekleme yükümlülüğü altında olduğu vurgulanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu karar, Türkiye'deki çocuk koruma sistemi ve AİHM kararlarının iç hukuktaki etkisi açısından önemli bir referans oluşturabilir. Türkiye de AİHM denetimine tabi olup, benzer davalarda aile mahremiyeti ile çocuğun üstün yararı arasındaki dengenin gözetilmesi gerektiğini hatırlatmaktadır. Ayrıca, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne taraf bir ülke olarak, AİHM içtihatlarını takip etmesi ve uygulaması beklenir. Bu karar, Türkiye'deki sosyal hizmetler uygulamalarında da aile bütünlüğünün korunması ilkesinin güçlenmesine katkı sağlayabilir.