Spor giyim devi Nike, 2025 mali yılının üçüncü çeyreğinde 11 milyar dolar gelir elde ederek Şubat 2022'den bu yana en düşük satış rakamını kaydetti. Şirketin kârlılığı, ABD gümrük vergisi iadeleri sayesinde beklentilerin üzerinde gerçekleşse de, temel göstergeler tüketici talebindeki zayıflamanın devam ettiğini ortaya koyuyor. Nike'ın hisseleri, açıklanan sonuçların ardından işlem sonrası piyasalarda %4 değer kaybetti.
Gelir düşüşünde Çin ve Kuzey Amerika etkisi
Nike'ın üç aylık satışları, bir önceki yılın aynı dönemine göre %8 azaldı. En büyük pazarı olan Kuzey Amerika'da gelirler %4 düşerken, Çin'deki satışlar %17 geriledi. Şirket, özellikle Çin'de yerel markaların artan rekabeti ve tüketici harcamalarındaki yavaşlamanın etkili olduğunu belirtti. Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgesinde ise satışlar %7 daraldı.
Nike CEO'su Elliott Hill, sonuçları değerlendirirken "Operasyonel zorluklar yaşamaya devam ediyoruz, ancak envanter yönetimindeki iyileşmeler ve mali disiplin sayesinde kârlılığımızı koruyabildik" ifadelerini kullandı. Şirketin brüt kâr marjı, gümrük iadelerinin de katkısıyla 1,3 puan artarak %44,5 seviyesine yükseldi. Ancak bu iadelerin geçici olduğu ve önümüzdeki çeyreklerde benzer bir desteğin olmayacağı uyarısı yapıldı.
Küresel spor giyim pazarında değişen dinamikler
Nike'ın karşılaştığı zorluklar, sadece makroekonomik faktörlerle sınırlı değil. Adidas, New Balance ve Çinli Anta gibi rakipler, özellikle günlük giyimde Nike'ın pazar payını daraltıyor. Ayrıca, tüketicilerin daha uygun fiyatlı alternatiflere yönelmesi, Nike'ın premium marka konumunu sorgulatıyor. Şirket, geçen yıl 2 milyar dolarlık maliyet tasarrufu programı açıklamış ve iş gücünde %2 oranında azaltıma gitmişti. Analistler, Nike'ın inovasyon ve dijital kanallara odaklanarak toparlanması gerektiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nike'ın zayıf performansı, küresel tedarik zincirinde ve tüketici talebinde yaşanan daralmayı yansıtıyor. Türkiye, Nike'ın üretim üslerinden biri olmasa da, spor giyim pazarında trendleri takip ediyor. Liranın değer kaybı ve enflasyon, Türk tüketicilerin Nike gibi markalara erişimini zorlaştırırken, yerli markaların güçlenmesine fırsat tanıyor. Ayrıca, küresel talepteki yavaşlama, Türkiye'nin tekstil ve hazır giyim ihracatını dolaylı olarak etkileyebilir. Diğer yandan, Nike'ın maliyet tasarrufu programı, üretim maliyetlerinin düşük olduğu bölgelere kayışı hızlandırabilir. Türkiye'nin bu zincirde yerini koruması için rekabetçi üretim koşullarını sürdürmesi kritik önem taşıyor.