Nikaragua'da Ulusal Meclis, rekabetçi seçimleri sona erdiren anayasa reformu kapsamında ilk olarak orduyu tanık olarak dinledi. 29 Temmuz 2026'da General Julio César Avilés, Özel Anayasa Komisyonu önünde ifade vererek Nikaragua Ordusu'nun reform sürecine tam destek verdiğini açıkladı. Bu adım, ülkede siyasi iktidarın orduyla iç içe geçtiği yeni bir dönemin habercisi olarak yorumlanıyor.
Reformun Arka Planı ve Ordunun Rolü
Nikaragua'da yıllardır tartışılan anayasa değişikliği, Devlet Başkanı Daniel Ortega'nın iktidarını pekiştirmeye yönelik adımların son halkası. Reform, seçim sisteminde köklü değişiklikler getirerek muhalefetin seçim yoluyla iktidara gelme ihtimalini ortadan kaldırıyor. Ulusal Meclis'in ilk olarak orduyu çağırması, silahlı kuvvetlerin ülke siyasetindeki belirleyici ağırlığını gözler önüne seriyor.
General Julio César Avilés, 2010'dan bu yana Nikaragua Ordusu'nun başında bulunuyor ve Ortega yönetimine yakınlığıyla biliniyor. Komisyon önündeki konuşmasında, ordunun anayasal düzene bağlılığını vurgularken, reformun ülkeye istikrar getireceğini savundu. Ancak muhalif kesimler, ordunun bu tutumunun demokratik denetimden uzaklaşan bir yönetim yapısını meşrulaştırdığını belirtiyor.
Ortega'nın 2007'den bu yana iktidarda olduğu Nikaragua'da, son yıllarda muhalefet liderleri hapse atılmış, bağımsız medya kuruluşları kapatılmış ve sivil toplum örgütleri baskı altına alınmıştı. 2021 seçimleri, muhalefetin büyük ölçüde saf dışı bırakıldığı bir ortamda gerçekleşmişti. Yeni anayasa reformu, bu süreci kurumsallaştırarak Ortega'nın iktidarını ömür boyu sürdürmesinin önünü açıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Nikaragua'daki gelişmeler, Latin Amerika'da otoriterleşme eğilimlerinin arttığı bir döneme denk geliyor. Venezuela, Küba ve Bolivya gibi ülkelerde de benzer şekilde yürütme organının güçlendirildiği ve seçim mekanizmalarının zayıflatıldığı görülüyor. Bu ülkeler, ABD ve Avrupa Birliği'nin yaptırımlarına maruz kalırken, Rusya ve Çin ile ilişkilerini derinleştiriyor.
ABD yönetimi, Nikaragua'daki reform sürecini yakından takip ediyor. Washington, Ortega yönetimine yönelik yaptırımları sürdürürken, bölgede demokrasinin geriye gidişinden endişe duyduğunu dile getiriyor. Ancak ABD'nin Latin Amerika'daki etkisi son yıllarda azalmış durumda; bölge ülkeleri giderek daha bağımsız bir dış politika izliyor.
Çin, Nikaragua ile 2021'de diplomatik ilişki kurmuş ve ülkeye yönelik yatırımlarını artırmıştı. Nikaragua'nın Çin ile yakınlaşması, Tayvan'a olan desteğini çekmesiyle başlamıştı. Bu durum, Pekin'in Orta Amerika'daki nüfuzunu genişletme çabasının bir parçası olarak görülüyor. Rusya da Nikaragua ile askeri işbirliğini güçlendirmiş, ülkeye silah ve istihbarat desteği sağlamıştı.
Ordu nun siyasi süreçte bu denli öne çıkması, Nikaragua'nın gelecekte askeri bir yönetime evrilebileceği yönündeki endişeleri artırıyor. Ortega'nın sağlık durumu ve yaşı göz önüne alındığında, iktidar boşluğunun nasıl doldurulacağı sorusu şimdiden tartışılıyor. General Avilés'in adı, Ortega sonrası dönemde devlet başkanlığı için geçen isimler arasında yer alıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nikaragua'daki siyasi dönüşüm, Türkiye'nin Latin Amerika açılımı açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, son yıllarda bölge ülkeleriyle ticari ve diplomatik ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor; Nikaragua ile 2021'de imzalanan ticaret anlaşması bu kapsamda atılmış bir adımdı. Ancak ülkede artan otoriterleşme ve ordunun siyasetteki ağırlığı, Türkiye'nin bölgedeki demokratik istikrarı önceleyen imajıyla çelişebilir. Ayrıca, Nikaragua'nın Çin ve Rusya ile yakınlaşması, Türkiye'nin NATO içindeki konumuyla dengelenmesi gereken bir dış politika sınavı olarak öne çıkıyor. Orta Amerika'daki gelişmeler, Türkiye'nin küresel Güney'le kurduğu ilişkilerin sınırlarını test ediyor.