Nikaragua Devlet Başkanı Daniel Ortega, ülkedeki muhalefeti 'hain' olarak nitelendirerek gelecek seçimlerde yarışmalarını engellemeyi amaçlayan yeni bir anayasa değişikliği önerisini gündeme getirdi. Ortega, iktidarda kaldığı süre boyunca sivil toplumu sindiren ve tüm gücü kendi elinde toplayan bir dizi baskıcı uygulamaya imza attı. Bu son hamle, ülkedeki demokratik kurumların iyice zayıfladığı bir dönemde, muhalefetin tamamen susturulması yolunda atılmış en cüretkar adım olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
Ortega'nın önerisi, 2018'de başlayan ve şiddetle bastırılan hükümet karşıtı protestolardan bu yana uygulanan baskı politikasının bir devamı niteliğinde. O tarihten bu yana yüzlerce muhalif tutuklandı, binlerce kişi ülkeyi terk etmek zorunda kaldı ve bağımsız medya organları kapatıldı. Ortega, 2021 seçimlerinde tüm güçlü muhalefet adaylarını tutuklatarak ya da sürgüne zorlayarak üçüncü kez cumhurbaşkanlığına seçilmişti.
Yeni anayasa değişikliği, 'vatana ihanet' suçundan hüküm giymiş kişilerin kamu görevine aday olmasını ve seçilmesini yasaklamayı öngörüyor. Muhalefet liderleri, bu düzenlemenin asıl amacının, özellikle de 2026'da yapılması beklenen seçimlerde Ortega'ya karşı yarışabilecek isimleri saf dışı bırakmak olduğunu ifade ediyor. Ortega'nın karısı Rosario Murillo da başkan yardımcısı olarak etkin bir şekilde yönetimde rol oynuyor; bu durum, ülkede bir 'aile rejimi' eleştirilerini güçlendiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Uluslararası toplum, Ortega'nın adımlarına sert tepki gösteriyor. ABD, Nikaragua'ya uyguladığı yaptırımları genişletirken, Avrupa Birliği de benzer önlemler aldı. Bu gelişmeler, Nikaragua'nın uluslararası alanda giderek yalnızlaşmasına yol açıyor. Ortega'nın müttefiki olan Rusya ve Çin ise Nikaragua ile ekonomik ve siyasi bağlarını güçlendiriyor. Rusya, Nikaragua'ya askeri uzmanlar gönderirken, Çin de altyapı projeleri için finansman sağlıyor.
Orta Amerika'daki göç dalgası, Nikaragua'nın istikrarsızlığından besleniyor. Binlerce Nikaragualı, ekonomik kriz ve siyasi baskı nedeniyle ABD'ye göç ediyor. Bu durum, bölgesel güvenliği tehdit eden bir faktör olarak öne çıkıyor. Meksika ve diğer Orta Amerika ülkeleri, Nikaragua'daki otoriterleşmenin bölge genelinde demokrasiye zarar verdiğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Nikaragua ile ticari ilişkilerini geliştirmeye çalışsa da, bu gelişme doğrudan Türk dış politikasını etkileyecek bir nitelik taşımıyor. Ancak, Türkiye'nin Orta Amerika'da artan diplomatik varlığı, bu tür demokratik gerilemelerin yaşandığı ülkelerle ilişkilerinde dikkatli bir denge kurmasını gerektiriyor. Nikaragua'daki bu son adım, Türkiye'nin demokrasi ve insan haklarına verdiği önemi vurgulayan açıklamalarıyla çelişkili bir tablo oluşturabilir. Türkiye, bölgedeki dengesini korumak için bu tür gelişmeleri yakından izlemeli ve muhalefetin maruz kaldığı baskıya karşı açık bir duruş sergileyerek uluslararası toplumun tepkileriyle uyumlu hareket etmelidir.