Nikaragua'da Devlet Başkanı Daniel Ortega, başkanlık süresinin bir yıl daha uzatılmasını öngören anayasa değişikliğini parlamentoya sundu. 80 yaşındaki Ortega, bu hamleyle 2007'den bu yana sürdürdüğü iktidarını 2027'ye kadar garanti altına almayı hedefliyor. Sandinista Ulusal Kurtuluş Cephesi'nin (FSLN) kontrolündeki Ulusal Meclis'in haftalar içinde değişikliği onaylaması bekleniyor. Bu, Ortega'nın iktidarını kalıcılaştırmak için anayasada yaptığı değişikliklerin en sonuncusu.
Anayasa değişikliğinin arka planı
Ortega, daha önce de başkanlık süresi sınırlamalarını kaldırmak ve yeniden seçilme yasağını esnetmek için anayasayı değiştirmişti. 2014 yılında yapılan değişiklikle başkanlık süresi sınırı kaldırılmış, bu sayede Ortega 2016 ve 2021 seçimlerine katılabilmişti. Şimdi ise hükümet, mevcut başkanın görev süresini bir yıl uzatmayı ve aynı zamanda başkan yardımcısının Yetenekli Eşi Rosario Murillo'nun yetkilerini artırmayı planlıyor. Ortega'nın eşi, şu anda başkan yardımcısı ve hükümetin sözcüsü konumunda.
Hükümete göre bu değişiklik, seçimlerin takvimini düzenlemek ve ülkenin istikrarını korumak için yapılıyor. Ancak muhalefet ve sivil toplum örgütleri, bu girişimin Ortega'nın demokratik kurumları tamamen ortadan kaldırma çabasının bir parçası olduğunu savunuyor. Muhalefet, 2018'deki hükümet karşıtı protestoların şiddetle bastırılmasından bu yana Ortega'nın otoriterleştiğini ve ülkede bağımsız medya ile sivil toplumun büyük ölçüde susturulduğunu belirtiyor.
Latin Amerika'da otoriterleşme trendi
Nikaragua'daki bu gelişme, Latin Amerika'da bazı liderlerin iktidarlarını uzatma eğilimini yansıtıyor. Benzer şekilde, komşu ülkelerde de anayasa değişiklikleriyle başkanlık süresinin uzatılması ya da yeniden seçilme yollarının açılması girişimleri görülmüştü. Ancak Nikaragua'nın bu hamlesi, bölgede demokrasiye yönelik endişeleri artırıyor. ABD ve Avrupa Birliği, Nikaragua'daki demokratik gerilemeye tepki olarak yaptırımlar uyguluyor. Uluslararası toplum, Ortega'nın görev süresini uzatma girişimini, ülkenin 1990'larda yaşadığı demokratik geçişten uzaklaşma olarak değerlendiriyor.
Nikaragua'nın küresel anlamda dikkat çeken bir ülke olmamasına rağmen, Rusya ve Çin ile artan ilişkileri, ülkeyi jeopolitik açıdan önemli bir konuma taşıyor. Özellikle ABD'nin arka bahçesi olarak görülen Orta Amerika'da Rusya'nın artan etkisi, Washington'u tedirgin ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nikaragua'daki bu gelişme, Türkiye açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, bölgesel istikrarsızlıkların küresel güvenliğe yansımaları bağlamında değerlendirilebilir. Türkiye, Latin Amerika'da diplomatik ve ekonomik ilişkilerini geliştirmeye çalışırken, otoriter yönetimlerle etkileşim konusunda denge gözetiyor. Ancak Nikaragua'nın Rusya ve Çin ile yakınlaşması, Batı'nın yaptırımlarıyla karşı karşıya olan ülkelerin sayısının artmasına neden olabilir. Türkiye'nin çok yönlü dış politikası çerçevesinde Nikaragua ile ilişkileri sınırlı düzeyde. Yine de bu tür siyasi gelişmeler, uluslararası toplumun demokrasi ve insan hakları konusundaki duyarlılığını artırarak Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgesel krizlere etki edebilir.