Nijerya'nın önde gelen gıda şirketlerinden BUA Foods'un patronu, ülkedeki derin ekonomik kriz ve gıda güvensizliğine rağmen şirketlerinin kârlılığını koruduğunu belirterek, bunun nedenini 'herkes yemek zorunda' sözleriyle açıkladı. Batı Afrika ülkesi, son yıllarda artan enflasyon, yoksulluk ve silahlı şiddet nedeniyle gıda arzında ciddi sıkıntılar yaşarken, büyük gıda işletmeleri bu ortamdan faydalanarak büyümeye devam ediyor. BUA Foods CEO'su, şirketin son mali yılda çift haneli büyüme kaydettiğini ve piyasa koşullarındaki dalgalanmalara rağmen tüketici talebinin güçlü kaldığını vurguladı. Bu durum, Nijerya'da gıda sektörünün kriz zamanlarında bile kârlı olabileceğini gösterirken, ülkedeki gelir eşitsizliğini ve kırılgan ekonomik yapıyı da gözler önüne seriyor.
Ekonomik şok ve gıda güvensizliği
Nijerya, 2023 ortasında Bola Tinubu'nun cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından akaryakıt sübvansiyonlarının kaldırılması ve döviz kuru kontrollerinin serbestleştirilmesiyle büyük bir ekonomik şok dalgasıyla karşı karşıya kaldı. Bu reformlar, enflasyonu %30'un üzerine çıkarırken, gıda fiyatları hızla yükseldi ve milyonlarca insanı satın alma gücünden mahrum bıraktı. Dünya Gıda Programı'na göre, ülkedeki 220 milyondan fazla nüfusun yaklaşık üçte ikisi yoksulluk sınırının altında yaşıyor ve 25 milyondan fazla kişi akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya. BUA Foods gibi büyük işletmeler ise, temel gıda maddelerinin fiyatlarını artırarak ve tedarik zincirlerini kontrol altında tutarak kâr marjlarını koruyor. CEO, 'Bizim işimiz, insanların ne pahasına olursa olsun ihtiyaç duyduğu bir ürünü sağlamak. Ekonomik koşullar ne kadar kötü olursa olsun, talepte düşüş yaşanmıyor' diyerek sektörün yapısal avantajına dikkat çekiyor.
Ancak bu durum, küçük çiftçiler ve esnaf için aynı derecede olumlu değil. Gıda üretiminin büyük bölümü küçük ölçekli çiftçiler tarafından yapılan Nijerya'da, güvenlik sorunları -özellikle kuzeydeki silahlı çeteler ve çoban-çiftçi çatışmaları- tarımsal verimi düşürüyor. Büyük şirketler ise daha iyi güvenlik önlemleri ve lojistik ağları sayesinde bu zorlukların üstesinden gelerek pazar paylarını artırıyor. BUA Foods, son yıllarda şeker ve un üretim tesislerine yatırım yaparak dikey entegrasyonunu güçlendirdi ve böylece tedarik zincirindeki kırılganlığı azalttı.
Bölgesel boyut: Afrika'da gıda egemenliği tartışmaları
Nijerya'daki bu durum, Afrika kıtasının genelinde gıda egemenliği ve yerel üretim kapasitesi konusunda soru işaretleri yaratıyor. Kıta, dünya genelinde en hızlı nüfus artışına sahip bölgelerden biri olmasına rağmen, gıda ihtiyacının önemli bir bölümünü ithalatla karşılıyor. Nijerya'da büyük gıda şirketlerinin krizden beslenmesi, yerel tarımın yapısal sorunlarının çözülmediği takdirde, piyasanın birkaç büyük oyuncunun elinde toplanabileceği endişesini doğuruyor. Öte yandan, Batı Afrika ülkeleri arasında ortak tarım politikaları ve ticaret anlaşmaları yoluyla gıda arz güvenliğini artırma çabaları da sürüyor. BUA Foods gibi şirketler, bölgesel ticarette oynadıkları rolle, hem fırsat hem de risk unsuru olarak görülüyor.
Uzmanlar, Nijerya'daki gıda enflasyonunun kısmen arz yönlü sorunlardan kaynaklandığını, ancak büyük şirketlerin piyasa gücünü kullanarak fiyatları yüksek tutma eğiliminin de etkili olduğunu belirtiyor. Örneğin, BUA Foods'un pazar lideri olduğu şeker ve un gibi temel ürünlerde, şirketin fiyat belirleme gücü tüketici refahını doğrudan etkiliyor. Nijerya hükümeti, gıda fiyatlarını denetlemek için çeşitli önlemler alsa da, uygulama zorlukları ve kayıt dışı ekonominin büyüklüğü bu çabaları sınırlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nijerya'da gıda devlerinin krizden beslenmesi, Türkiye için doğrudan bir dış politika meselesi olmamakla birlikte, gıda güvenliği ve küresel arz zincirleri açısından önemli dersler barındırıyor. Türkiye de benzer şekilde yüksek enflasyon ve gıda fiyatlarıyla mücadele ederken, büyük gıda şirketlerinin piyasa davranışları yerel ekonomiyi etkileyebiliyor. Ayrıca, Nijerya, Türkiye'nin Afrika açılımı kapsamında ticaret ve yatırım ilişkilerini geliştirdiği önemli bir ülke. Türk gıda şirketleri, Nijerya'da veya benzer gelişmekte olan pazarlarda faaliyet gösterirken, bu tür yapısal eşitsizliklerin yarattığı riskleri ve fırsatları değerlendirmek zorunda. Nijerya örneği, gıda arz güvenliğinin sadece üretim değil, aynı zamanda dağıtım ve piyasa yapısı ile ilgili olduğunu gösteriyor; Türkiye de bu alanda politika geliştirirken benzer dinamikleri göz önünde bulundurmalıdır.