Nijer'de ordu içindeki bir grup askerin yönetime el koyma girişimi, ülkenin son yıllarda savunma ve güvenlik alanında Rusya'ya olan bağımlılığını derinleştirdiğini ortaya koydu. Girişim, aynı zamanda ülkenin Sahel bölgesindeki müttefikleriyle olan bağlarını da ciddi biçimde sarstı. Olay, Batı Afrika'da istikrarsızlığın arttığı bir dönemde, Rusya'nın bölgedeki etkisinin ne denli arttığını gözler önüne seriyor.
Darbe Girişiminin Arka Planı ve Ordudaki Hoşnutsuzluk
Nijer'de geçtiğimiz günlerde meydana gelen darbe girişimi, ordunun alt kademelerindeki memnuniyetsizliğin ve derin ayrılıkların bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Askeri kaynaklara göre, girişimin arkasında maaşların düşüklüğü, terörle mücadelede yetersiz kaynaklar ve üst yönetime duyulan güvensizlik gibi faktörler bulunuyor. Ülke, son yıllarda Sahel'de artan cihatçı saldırılarla mücadele ederken, ordunun modernizasyonu için Rusya'dan silah ve danışman temin etme yoluna gitmişti. Bu durum, Nijer'in Batılı müttefikleriyle olan geleneksel ilişkilerini de zayıflatmış durumda.
Darbe girişiminin ardından hükümet, olayla ilgili geniş çaplı bir soruşturma başlattı ve bazı subayların gözaltına alındığını açıkladı. Ancak girişimin tam olarak kimler tarafından organize edildiği ve ne ölçüde Rusya ile bağlantılı olduğu henüz netlik kazanmadı. Uzmanlar, Nijer ordusunun son yıllarda Rus paralı asker grubu Wagner ile işbirliğini artırdığını, bunun da ordudaki Rus yanlısı fraksiyonları güçlendirdiğini belirtiyor. Öte yandan, ülkenin Fransa ve ABD ile olan güvenlik işbirliği de giderek sorgulanır hale gelmişti.
Nijer, Sahel bölgesinde Mali ve Burkina Faso'nun ardından Rusya ile yakınlaşan üçüncü ülke konumunda. Bu ülkelerdeki askeri yönetimler, Fransa'nın bölgedeki etkisini kırmak için Rusya'ya yönelmiş, ancak bu strateji beraberinde yeni bağımlılıklar ve iç istikrarsızlıklar getirmişti. Nijer'deki darbe girişimi, benzer bir senaryonun bu ülkede de yaşanabileceğini gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Sahel'de Rusya- Batı Rekabeti
Nijer'deki gelişmeler, Sahel bölgesinde Rusya ile Batı arasındaki nüfuz mücadelesinin bir yansıması olarak okunmalı. Fransa, eski sömürgesi olan Nijer'de uzun yıllar askeri varlık bulundurmuş, ancak artan anti-Fransız duygular ve başarısız terörle mücadele nedeniyle itibar kaybetmişti. ABD de bölgede stratejik çıkarlarını korumak için Nijer'de üs bulunduruyor. Ancak Rusya'nın Wagner grubu üzerinden sağladığı güvenlik desteği, bu ülkelerin Batı'dan uzaklaşmasına neden oluyor.
Öte yandan, Nijer'in Sahel'deki müttefikleri olan Nijerya, Cezayir ve diğer bölge ülkeleri, darbe girişimine temkinli yaklaşıyor. Nijerya, Nijer ile ekonomik ve güvenlik bağları güçlü olduğundan, istikrarsızlığın kendi topraklarına sıçramasından endişe ediyor. Cezayir ise Libya ve Mali'deki kaosun tekrarlanmasını istemiyor. Bu ülkeler, Nijer'deki darbe girişiminin Rusya'nın bölgedeki etkisini daha da artırmasından kaygılı.
Uluslararası toplum da gelişmeleri yakından takip ediyor. ABD ve Avrupa Birliği, Nijer'deki anayasal düzene bağlılık çağrısı yaparken, olası bir askeri yönetimin Rusya'ya daha da yakınlaşmasından çekiniyor. Rusya ise resmi olarak darbe girişimiyle ilgili bir açıklama yapmadı, ancak bölgedeki etkisini pekiştirmek için fırsat kolladığı biliniyor. Bu durum, Batı Afrika'da istikrarın daha da bozulmasına yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nijer'deki darbe girişimi ve Rusya'nın bölgedeki artan etkisi, Türkiye'nin Sahel politikası açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, son yıllarda Afrika'da açılım politikası izleyerek Nijer dahil birçok ülkede ekonomik ve diplomatik ilişkilerini güçlendirdi. Ancak bölgede istikrarsızlığın artması, Türk yatırımlarını ve güvenlik işbirliğini riske atabilir. Ayrıca Rusya'nın bölgede güçlenmesi, Türkiye'nin Batı ile dengeli ilişkilerini zorlaştırabilir. Türkiye, Nijer'deki gelişmeleri yakından takip ederek, hem bölgesel istikrarı hem de kendi çıkarlarını korumak için diplomatik girişimlerini artırmalı.