Nijer'de 2023 yılında yapılan askeri darbe sonrası iktidara gelen cunta yönetimi, ülkeye güvenlik, sosyal ve ekonomik istikrar getirme vaadiyle göreve başlamıştı. Ancak üç yılın sonunda, ülkedeki durum hala karmaşık bir tablo çiziyor. Sahra Altı Afrika'nın bu önemli ülkesi, siyasi belirsizlik, güvenlik zafiyetleri ve ekonomik durgunlukla boğuşurken, cunta yönetiminin performansına ilişkin değerlendirmeler de oldukça karışık. Kimi kesimler güvenlik alanında ilerleme kaydedildiğini savunurken, muhalifler ve uluslararası gözlemciler, temel hak ve özgürlüklerin kısıtlandığına, ekonomik vaatlerin ise yerine getirilmediğine dikkat çekiyor.
Gelişmenin Arka Planı: Darbeden Üç Yıl Sonra Nijer
Nijer, 26 Temmuz 2023'te Cumhurbaşkanı Mohamed Bazoum'un görevden alınmasıyla büyük bir siyasi dönüşüm yaşadı. Albay Amadou Abdramane liderliğindeki askeri cunta, Ulusal Anavatanı Koruma Konseyi (CNSP) adı altında yönetimi devraldı. Darbenin gerekçesi olarak, güvenlik tehditleri ve ekonomik kötü gidişat gösterilmişti. O dönemde özellikle Batı Afrika'da artan cihatçı saldırılar, Nijer'in istikrarını tehdit eden en önemli unsur olarak öne çıkıyordu. Cunta, iktidara geldikten sonra yaptığı ilk açıklamalarda, 'güvenliği sağlama, ekonomik kalkınmayı hızlandırma ve sosyal adaleti tesis etme' sözü vermişti.
Üç yılın ardından, güvenlik alanında bazı olumlu gelişmeler kaydedildiği gözlemleniyor. Özellikle ülkenin batısındaki Tillabéri bölgesinde, askeri operasyonların yoğunlaştırılması sonucu cihatçı grupların hareket kabiliyetinin kısmen sınırlandığı belirtiliyor. Ancak uzmanlar, bu durumun kalıcı bir çözümden ziyade geçici bir başarı olduğu görüşünde. Güvenlik güçlerinin sivil halka yönelik ihlalleri ve artan gözetim faaliyetleri, insan hakları örgütlerinin raporlarında sıkça eleştiriliyor.
Ekonomik cephede ise durum daha da kırılgan. Nijer, dünyanın en yoksul ülkelerinden biri konumunda. Cunta yönetiminin uyguladığı politikalar, uluslararası toplumun yaptırımları ve yardımların kesilmesiyle birleşince ekonomik durgunluk daha da derinleşti. Özellikle Fransa ve Batılı ülkelerin Nijer'e yönelik askeri ve mali yardımlarını durdurması, ülkeyi ciddi bir bütçe açığıyla karşı karşıya bıraktı. Bununla birlikte, cunta yönetiminin Rusya ile yakınlaşması ve askeri işbirliğini geliştirmesi, Batı ile olan ilişkileri daha da gerginleştirdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Sahel'de Değişen Dengeler
Nijer'deki askeri yönetim, sadece ülke içindeki istikrarı değil, aynı zamanda Sahel bölgesindeki güç dengelerini de doğrudan etkiliyor. Nijer, Mali ve Burkina Faso ile birlikte, bölgedeki askeri cunta yönetimlerinin önemli bir halkasını oluşturuyor. Bu üç ülke, 2023'te kurdukları İttifak Devletleri Sahel (AES) ile bölgesel bir blok oluşturmuştu. Bu ittifak, Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu'na (ECOWAS) karşı bir alternatif olarak ortaya çıktı. Nijer'in bu bloktaki konumu, Fransa'nın askeri varlığını bölgeden çekmesi ve ABD'nin askeri üslerinden çekilme sürecine girmesiyle birlikte daha da kritik hale geldi.
Rusya'nın bölgedeki etkisi, özellikle Wagner grubu ve ardından Afrika Kolordusu adıyla bilinen yapılanmalar aracılığıyla artarak devam ediyor. Nijer'deki cunta yönetimi, Rusya ile güvenlik ve enerji alanlarında işbirliği anlaşmaları imzaladı. Bu durum, Batı'nın bölgede nüfuzunu kaybetmesine yol açarken, küresel güç mücadelesinin yeni bir cephesini oluşturuyor. Öte yandan, bölgedeki cihatçı grupların varlığı ve artan göç hareketleri, sadece Nijer'i değil, tüm Kuzey Afrika ve Avrupa'yı tehdit eden boyutlara ulaşmış durumda. Özellikle Akdeniz üzerinden Avrupa'ya yönelen düzensiz göçün önemli bir kaynağı olan Nijer, bu açıdan uluslararası toplumun dikkatini çekmeye devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Nijer'deki gelişmeleri yakından takip ediyor. Afrika kıtasında artan nüfuzunu genişletme çabasındaki Türkiye, Nijer ile ikili ilişkilerini özellikle savunma sanayi ve kalkınma işbirliği alanlarında güçlendirmeye çalışıyor. 2020'de Cibuti'de açılan askeri üssün ardından, Nijer'in de Türkiye'nin Afrika'daki stratejik ortaklarından biri haline gelmesi beklenebilir. Ancak cunta yönetiminin Rusya ile yakınlaşması, Türkiye'nin bölgedeki dengeleri gözetmesini gerektiriyor. Türkiye, hem Nijer'in istikrarına katkı sağlayacak adımlar atabilir hem de Sahel'deki krizin bölgesel güvenliğe etkilerini minimize etmek için uluslararası platformlarda daha aktif bir rol üstlenebilir. Bu bağlamda, Türkiye'nin insani yardımlar ve kalkınma projeleriyle Nijer halkının yanında yer alması, uzun vadeli ilişkilerin temelini güçlendirebilir.