Hollanda merkezli yarı iletken üreticisi Nexperia'nın Çinli sahibi Wingtech tarafından devralınması süreci, aslında Avrupa'nın ekonomik güvenlik mimarisi açısından bir başarı hikâyesi olarak değerlendirilebilir. Ancak medyada çıkan yanıltıcı haberler, Çin'in kasıtlı çarpıtmaları ve Hollanda hükümetinin iletişim hataları, Avrupalı karar alıcıların bu vakadan yanlış dersler çıkarmasına yol açabilir. Nexperia, 2021 yılında Hollanda'nın yatırım tarama mekanizması tarafından incelenmiş ve belirli koşullarla onaylanmıştı. Bu süreç, Avrupa'nın kritik altyapı ve teknoloji varlıklarını koruma konusunda artan hassasiyetinin bir yansımasıydı. Ne var ki, olayın kamuoyuna yansıma biçimi, başarının gölgede kalmasına neden oldu.
Gelişmenin Arka Planı: Nexperia ve Wingtech Süreci
Nexperia, 2017 yılında NXP yarı iletkenlerden ayrılarak bağımsız bir şirket haline geldi. 2019'da Çin merkezli Wingtech Technology, Nexperia'yı satın almak için harekete geçti. Bu satın alma, Hollanda'nın yatırım taraması kuralları çerçevesinde 2021'de onaylandı. Anlaşma, Hollanda hükümeti tarafından bazı şartlara bağlandı: Nexperia'nın Hollanda'daki üretim tesislerinin ve Ar-Ge faaliyetlerinin korunması, kritik teknolojilerin transfer edilmemesi gibi taahhütler alındı. Ayrıca, Hollanda ekonomik güvenlik birimi, olası riskleri değerlendirerek anlaşmaya yeşil ışık yaktı. Bu süreç, Avrupa Birliği'nin yeni yatırım tarama tüzüğü ile uyumlu bir şekilde yürütüldü.
Ancak 2022 ve 2023'te bazı medya organları, Nexperia'nın Çinli sahipliğini ulusal güvenlik tehdidi olarak sunan haberler yayımladı. Bu haberlerde, şirketin Hollanda'daki fabrikasında üretilen çiplerin olası askeri kullanımına dair spekülasyonlar yer aldı. Oysa Nexperia'nın ürün portföyü ağırlıklı olarak otomotiv ve endüstriyel uygulamalara yönelikti; askeri kritiklik taşıyan ileri teknoloji çipler değildi. Hollanda hükümeti, başlangıçta yaptığı değerlendirmede bu ayrımı net bir şekilde yapmıştı. Fakat kamuoyuna yansıyan bilgiler çoğu zaman bağlamdan kopuk ve abartılıydı.
Çin tarafı ise, bu vakayı Avrupa'nın Çin yatırımlarına karşı ayrımcılık yaptığı yönünde bir propaganda malzemesi olarak kullandı. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüleri, Hollanda'yı 'korumacılık' ve 'serbest ticaret ilkelerini ihlal etmekle' suçladı. Oysa Hollanda'nın yaptığı, mevcut yasal çerçeve içinde bir güvenlik değerlendirmesiydi ve anlaşma sonuçta onaylanmıştı. Çin'in bu tutumu, Avrupa'da Çin yatırımlarına yönelik şüpheleri daha da artırdı. Hollanda hükümeti ise süreci yeterince şeffaf bir şekilde kamuoyuna anlatamadı; bu da yanlış anlamaların önünü açtı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Ekonomik Güvenlikte Denge Arayışı
Nexperia vakası, Avrupa'nın ekonomik güvenlik ile açık ekonomi arasındaki hassas dengeyi nasıl yönettiğini göstermesi açısından kritik bir örnek. Avrupa Birliği, 2020'de yatırım tarama tüzüğünü yürürlüğe koyarak kritik sektörlerde yabancı yatırımları denetlemeye başladı. 2023'te ise ekonomik güvenlik stratejisi belgesi yayımlandı. Bu belge, hem riskleri azaltmayı hem de stratejik ortaklıkları sürdürmeyi hedefliyor. Nexperia süreci, bu stratejinin işleyişine dair somut bir örnek: riskler tespit edildi, koşullar konuldu ve yatırım onaylandı. Yani sistem çalıştı.
Ancak medyanın ve bazı siyasetçilerin olayı 'Çin tehdidi' çerçevesinde sunması, Avrupa'nın Çin ile ilişkilerinde gereksiz bir gerilim yaratma riski taşıyor. Avrupa'nın Çin'e yönelik yaklaşımı 'risk azaltma' (de-risking) ve 'ayrışma değil' (de-coupling) ilkeleri üzerine kurulu. Nexperia özelinde olduğu gibi, her yabancı yatırım otomatik olarak güvenlik tehdidi değil. Avrupa'nın ekonomik güvenliği, yatırımları tamamen engellemekle değil, stratejik sektörlerde dikkatli bir tarama ve koşullu onay mekanizmasıyla sağlanabilir. Bu vaka, aslında bu mekanizmanın başarısını gösteriyor. Fakat algı yönetimi kötü olduğu için, Avrupa kamuoyunda ve karar alıcılarında 'Çin yatırımları kontrolden çıkıyor' gibi yanlış bir izlenim oluşabilir.
Küresel ölçekte ise, ABD-Çin teknoloji rekabeti gölgesinde Avrupa'nın kendi yolunu bulma çabası öne çıkıyor. ABD, Çin'e yönelik yarı iletken ihracat kontrollerini sıkılaştırırken, Avrupa daha ölçülü bir yaklaşım benimsiyor. Nexperia davası, Avrupa'nın ABD'nin baskılarına rağmen kendi karar alma süreçlerini işlettiğini gösteriyor. Hollanda, ASML gibi kritik bir şirkete sahip olması nedeniyle yarı iletken diplomasisinde kilit bir ülke. Hollanda'nın Nexperia'yı onaylaması, Çin ile ticari ilişkileri tamamen koparmak istemediğinin işareti. Ancak bu karar, transatlantik ilişkilerde bazı soru işaretleri yaratabilir. Yine de Avrupa'nın stratejik özerklik hedefi doğrultusunda, kendi güvenlik değerlendirmesini yapması ve kararını vermesi olumlu bir adım.
Sonuç olarak, Nexperia vakası aslında Avrupa'nın ekonomik güvenlik mekanizmalarının etkin çalıştığını gösteren bir başarı öyküsü. Ne var ki, medya yanlış anlamaları, Çin'in çarpıtmaları ve Hollanda'nın iletişim eksiklikleri, bu başarının gölgede kalmasına neden oldu. Avrupalı karar alıcıların bu vakadan çıkarması gereken ders, yatırım tarama süreçlerinin şeffaf ve öngörülebilir olması, ancak gereksiz yere yatırımcıları ürkütmemesi gerektiğidir. Ekonomik güvenlik, izolasyon değil, akıllı yönetişim gerektirir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nexperia vakası, Türkiye'nin ekonomik güvenlik ve yabancı yatırım politikaları açısından önemli dersler içeriyor. Türkiye, kritik altyapı ve teknoloji sektörlerinde yabancı yatırımları denetlemek için 2020'de Yabancı Yatırımların Ulusal Güvenlik Açısından Değerlendirilmesi Hakkında Cumhurbaşkanı Kararı'nı yürürlüğe koydu. Bu mekanizma, Hollanda'nın Nexperia sürecine benzer şekilde, riskli görülen yatırımları inceleyip koşullu onay verebiliyor. Türkiye, Çin ile artan ticari ilişkilerini dengelerken, Batı ile stratejik ortaklıklarını korumak durumunda. Nexperia örneği, yatırım taramasının şeffaf yürütülmesi halinde hem güvenliğin sağlanabileceğini hem de yatırımcı güveninin korunabileceğini gösteriyor. Türkiye'nin de benzer bir denge gözetmesi, ekonomik güvenlik ile dış yatırım çekme hedefleri arasındaki uyumu güçlendirecektir. Ayrıca, Avrupa'nın Çin karşısındaki tutumu, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde referans noktası olabilir.