New York'ta yüzlerce kişi, Cornell Üniversitesi'nde bir öğrencinin kampüs içi Chi Phi kardeşliği üyeleri tarafından uyuşturucu ve alkol verilerek cinsel saldırıya uğradığı iddiasıyla açtığı davaya destek amacıyla 'Ben Jane Doe'yum' yürüyüşünde bir araya geldi. Geçtiğimiz ay açılan davada, kimliği Jane Doe takma adıyla gizlenen Cornell öğrencisi, Chi Phi kardeşliğinin kampüs şubesindeki üyeler tarafından önce uyuşturucu ve alkolle kandırıldığını, ardından cinsel saldırıya maruz kaldığını belirtti. Olay, ABD genelinde kampüslerde cinsel şiddete karşı yürütülen mücadelenin simgesi haline geldi.
Davanın Ayrıntıları ve Kampüs Tepkisi
Jane Doe'nun avukatları aracılığıyla mahkemeye sunulan şikayet dilekçesine göre, saldırı Cornell Üniversitesi'nin Ithaca kampüsünde bulunan Chi Phi kardeşliği evinde gerçekleşti. Öğrenci, kardeşlik üyeleri tarafından hedef alındığını ve sistematik bir şekilde savunmasız bırakıldığını iddia ediyor. Dava, sadece saldırıya karışan bireyleri değil, aynı zamanda Cornell Üniversitesi yönetimini ve Chi Phi kardeşliğinin ulusal organizasyonunu da kapsıyor; zira başvuruda, üniversitenin ve kardeşliğin cinsel saldırı risklerini bilmesine rağmen gerekli önlemleri almadığı öne sürülüyor.
Olayın duyulmasının ardından Cornell kampüsünde protestolar düzenlendi. Öğrenci grupları, üniversite yönetimini cinsel saldırı vakalarını örtbas etmekle suçladı. Üniversite sözcüsü, iddiaların ciddiyetle incelendiğini ve soruşturmanın sürdüğünü açıkladı. Chi Phi kardeşliği ise henüz resmi bir açıklama yapmadı; ancak ulusal basına yansıyan bilgilere göre, kardeşliğin Cornell şubesi geçici olarak askıya alındı.
New York'taki yürüyüş, sadece bu davaya değil, ABD'deki üniversite kampüslerinde yaygın olan cinsel şiddet sorununa dikkat çekmek için düzenlendi. Katılımcılar, 'Ben Jane Doe'yum' yazan pankartlar taşıyarak, isimsiz kalan mağdurların sesi oldu. Etkinlikte konuşan aktivistler, kampüslerde cinsel saldırıların bildirilme oranının düşüklüğüne ve mağdurların damgalanma korkusuyla sessiz kaldığına vurgu yaptı.
ABD'de Kampüs Cinsel Şiddeti ve Yasal Mücadele
ABD'de üniversite kampüslerinde cinsel saldırı, uzun süredir kanayan bir yara. Eğitim Bakanlığı'nın verilerine göre, her beş kadın öğrenciden biri mezun olmadan cinsel saldırıya uğruyor. 2011'de yürürlüğe giren Title IX düzenlemeleri, üniversitelere cinsel ayrımcılık ve saldırı vakalarını soruşturma yükümlülüğü getirse de, uygulamada birçok kurumun şikayetleri gerektiği gibi ele almadığı eleştirisi yaygın.
Jane Doe davası, bu bağlamda emsal teşkil edebilecek nitelikte. Dava dilekçesinde, saldırıdan sorumlu tutulan kardeşlik üyelerinin kimlikleri henüz kamuoyuyla paylaşılmadı; ancak soruşturmanın derinleştirilmesi bekleniyor. Cornell Üniversitesi, olayla ilgili iç soruşturma başlattığını duyurdu. Üniversite ayrıca, kampüs genelinde cinsel saldırı önleme eğitimlerini artıracağını açıkladı.
New York Polis Departmanı, olayla ilgili cezai soruşturmanın sürdüğünü ve henüz gözaltı olmadığını bildirdi. Jane Doe'nun avukatı, müvekkilinin yaşadığı travmayı atlatmaya çalıştığını ve adaletin yerini bulması için mücadelenin süreceğini belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de kampüslerde yaşanan cinsel şiddet vakaları ve bunlara karşı yükselen tepkiler, Türkiye'deki üniversite kampüslerinde de benzer sorunların yaşanabileceğini hatırlatıyor. Türkiye'de son yıllarda kadına yönelik şiddetle mücadelede yasal düzenlemeler yapılsa da, üniversitelerde cinsel saldırı vakalarının bildirilmesi ve soruşturulması konusunda şeffaflık eksikliği eleştiriliyor. Bu dava, kampüs yönetimlerinin sorumluluklarını ve mağdurların korunması için bağımsız mekanizmaların gerekliliğini gözler önüne seriyor. Ayrıca, ABD'deki bu tür davaların kamuoyu baskısıyla hız kazanması, Türkiye'deki sivil toplum kuruluşları için de örnek teşkil edebilir.