İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 27 Mart 2025 Perşembe günü ülkenin güneyinde düzenlenen bir askeri mezuniyet töreninde hükümet karşıtı göstericilerin hedefi oldu. Törende konuşma yaptığı sırada salondaki bazı katılımcılar yüksek sesle 'istifa' sloganları atarak Netanyahu'nun görevi bırakması çağrısında bulundu. Yedioth Ahronoth gazetesinin aktardığına göre, protesto anları Netanyahu'nun konuşması sırasında birden patlak verdi ve güvenlik güçleri kısa sürede müdahale ederek slogan atanları susturdu. Olay, İsrail'deki siyasi gerilimin ve hükümete yönelik toplumsal hoşnutsuzluğun yeni bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Netanyahu'nun ofisinden ise olayla ilgili resmi bir açıklama yapılmadı.
Protestonun arka planı: Yargı reformu ve güven bunalımı
Netanyahu'nun karşı karşıya kaldığı tepkiler, İsrail'de aylardır devam eden büyük çaplı hükümet karşıtı protestoların bir parçası olarak görülüyor. Koalisyon hükümetinin özellikle yargı reformu olarak bilinen ve yargının yetkilerini sınırlandırmayı hedefleyen yasa tasarısı, ülkede geniş kitleler tarafından demokrasiye bir tehdit olarak algılanıyor. Aylardır on binlerce İsrailli, başta Tel Aviv olmak üzere birçok kentte sokaklara dökülerek reformun geri çekilmesini talep ediyor. Netanyahu ise reformun gerekli olduğunu ve seçilmiş hükümetin yargı üzerindeki dengeyi sağlaması gerektiğini savunuyor. Ancak muhalefet, bu düzenlemeyle Başbakan'ın kendi yolsuzluk davalarından kurtulmayı amaçladığını iddia ediyor.
Protestocular, Netanyahu'nun savaş zamanında bile halkın taleplerine kulak vermediğini ve ülkeyi kutuplaştırdığını dile getiriyor. Askeri törende yaşanan olay, bu hoşnutsuzluğun ordu içinde de hissedildiğini ortaya koyuyor. İsrail ordusu, son dönemde yedek subaylar arasında bile hükümet politikalarına karşı direnişle karşı karşıya. Geçtiğimiz aylarda yüzlerce yedek subay, yargı reformu protestolarına katılmak için görev yapmayı reddettiklerini açıklamıştı.
Bölgesel ve küresel boyut: İstikrarsızlık ve uluslararası baskı
Netanyahu hükümetine yönelik içerideki bu baskı, İsrail'in bölgesel konumunu da etkiliyor. Özellikle Gazze'deki savaşın ardından İsrail'in uluslararası alanda artan eleştirilere maruz kaldığı bir dönemde, iç siyasetteki kriz ülkenin dış politikasını da zora sokuyor. ABD ve Avrupa Birliği, İsrail hükümetini yargı reformu konusunda defalarca uyararak, demokratik kurumların zayıflatılmaması çağrısı yaptı. Ayrıca, Batı Şeria'daki yerleşim politikaları ve Filistin yönetimiyle artan gerilim, bölgede yeni bir çatışma riskini beraberinde getiriyor.
İsrail'in iç istikrarsızlığı, aynı zamanda İran ve Hizbullah gibi bölgesel aktörler tarafından da yakından izleniyor. Uzmanlar, Netanyahu hükümetinin zayıflamasının, İsrail'in caydırıcılığını olumsuz etkileyebileceğini ve İran'ın nükleer programı konusunda daha agresif adımlar atmasına yol açabileceğini belirtiyor. Öte yandan, Suudi Arabistan ile normalleşme süreci de Netanyahu'nun iç siyasetteki krizi nedeniyle sekteye uğrayabilir. Suudi yönetimi, Filistin meselesi konusunda İsrail'den somut adımlar beklerken, mevcut hükümetin bu konuda esneklik göstermesi zor görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki iç siyasi kriz, Türkiye-İsrail ilişkilerini doğrudan etkileyebilecek potansiyele sahiptir. Türkiye, son yıllarda İsrail ile diplomatik ilişkilerini normalleştirme çabası içinde olmasına rağmen, Netanyahu hükümetinin Filistin politikalarına karşı eleştirel bir duruş sergilemektedir. İsrail'de hükümetin istikrarsızlaşması, Türkiye'nin bölgedeki dengeleri okumasını zorlaştırabilir. Özellikle Doğu Akdeniz'de enerji işbirliği ve Filistin meselesi gibi konularda, İsrail'deki siyasi belirsizlik Türkiye'nin çıkarlarını olumsuz etkileyebilir. Ankara'nın, İsrail'deki demokratik taleplere ve Filistin haklarına verdiği destek doğrultusunda, bu tür protestoları yakından izlemesi beklenir. Ancak Türkiye'nin, bölgesel istikrar açısından İsrail'deki krizin kontrolden çıkmaması yönünde bir tutum benimsemesi muhtemeldir.