İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun geçtiğimiz günlerde Lübnanlı Hristiyanlar hakkında yaptığı açıklamalar, bölgede büyük yankı uyandırdı. Netanyahu, konuşmasında Lübnanlı Hristiyanların İsrail'in doğal müttefiki olduğunu ve onları Hizbullah'ın pençesinden kurtarmak istediklerini söyledi. Bu sözler, Lübnan'da siyasi ve dini çevrelerden sert tepki çekti. Lübnanlı analistler, Netanyahu'nun bu açıklamalarının ülkedeki mezhepsel gerilimleri körüklemek ve Lübnan'da istikrarsızlık yaratmak amacı taşıdığını belirtiyor. Lübnan Başbakanı Necib Mikati, Netanyahu'nun sözlerinin kabul edilemez olduğunu ve Lübnan'ın iç işlerine müdahale anlamına geldiğini söyledi. Lübnanlı siyasi analist Hasan Kaddar, Netanyahu'nun Hristiyan toplumunu kullanarak Lübnan'ı bölmeye çalıştığını ifade etti.
Netanyahu'nun Sözleri ve Lübnan'da Tepkiler
Netanyahu, geçtiğimiz hafta yaptığı bir konuşmada, "Lübnan'daki Hristiyanlar, İsrail'in ortak değerlerini paylaşıyor ve Hizbullah'ın zulmü altında yaşıyorlar. Onları bu baskıdan kurtarmak için elimizden geleni yapacağız" ifadelerini kullandı. Bu sözler, Lübnan'da geniş çaplı bir öfkeye yol açtı. Lübnanlı siyasetçiler ve dini liderler, Netanyahu'yu Lübnan'ın egemenliğine saygısızlıkla suçladı. Lübnan'da yaşayan Hristiyan cemaatinin temsilcileri de Netanyahu'nun sözlerini reddederek, Lübnanlı Hristiyanların İsrail ile herhangi bir ittifak içinde olmadıklarını vurguladı. Lübnanlı analistler, Netanyahu'nun bu açıklamalarının aslında İsrail'in bölgedeki nüfuzunu artırma ve Lübnan'da mezhepsel ayrılıkları derinleştirme stratejisinin bir parçası olduğunu söylüyor.
Lübnan üniversitesinde uluslararası ilişkiler profesörü olan Dr. Leyla Şahin, "Netanyahu, Lübnan'daki Hristiyanları kullanarak ülkeyi bölmeyi ve Hizbullah'a karşı bir koz elde etmeyi hedefliyor. Ancak bu sözler, Lübnan'da zaten var olan siyasi ve dini kırılmaları daha da derinleştirebilir" dedi. Öte yandan, Lübnanlı siyaset bilimci Rami el-Halil, Netanyahu'nun sözlerinin daha önce İsrail'in Lübnan'a yönelik müdahaleci politikalarının bir devamı olduğunu belirtti. El-Halil, "Netanyahu'nun amacı, Lübnan'daki Hristiyanları İsrail yanlısı bir cephe oluşturmaya ikna etmek ve bu şekilde Lübnan'ı zayıflatmaktır" ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Netanyahu'nun sözleri, sadece Lübnan'da değil, bölge genelinde de yankı buldu. Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, Lübnan'ın egemenliğine saygı duyulması çağrısı yaptı. Arap Birliği, Netanyahu'nun açıklamalarını kınayan bir bildiri yayımladı ve bu tür söylemlerin bölgedeki gerginliği artırdığını belirtti. Rusya ise, İsrail'in Lübnan'ın iç işlerine müdahale etmemesi gerektiğini vurguladı. ABD'den resmi bir açıklama gelmezken, bazı Batılı diplomatlar Netanyahu'nun sözlerinin gerilimi tırmandırabileceği endişesini dile getirdi. Analistler, Netanyahu'nun bu açıklamalarının, İsrail'in Hizbullah'a karşı uluslararası destek arayışının bir parçası olduğunu düşünüyor. Hizbullah'ın bölgedeki askeri varlığı ve İran ile olan bağlantıları, İsrail için güvenlik tehdidi oluştururken, Netanyahu bu tehdidi bertaraf etmek için Hristiyan toplumunu kullanmayı deniyor. Ancak bu tutum, Lübnan'da ve bölgede infiale yol açtı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne verdiği destekle bilinmektedir. Netanyahu'nun Lübnanlı Hristiyanlar hakkındaki sözleri, bölgede mezhepsel gerilimleri artırarak istikrarsızlaştırıcı bir etki yaratabilir. Bu durum, Türkiye'nin bölgedeki dengeleri gözeten dış politikası açısından endişe vericidir. Ayrıca, Lübnan'daki kriz, Türkiye'ye yönelik potansiyel yansımaları da beraberinde getirebilir. Türkiye, Libya ve Suriye gibi dosyalarda olduğu gibi, Lübnan'da da diyalog ve istikrarı teşvik eden bir rol üstlenme eğilimindedir. Netanyahu'nun bu tür söylemlerinin, Türkiye'nin bölgesel barış ve işbirliği çabalarına zarar verme riski bulunmaktadır.