İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Perşembe günü yaptığı açıklamada, İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyinde oluşturduğu güvenlik bölgesinden öngörülebilir gelecekte herhangi bir asker çekilmesinin söz konusu olmadığını duyurdu. Netanyahu, bu bölgenin Lübnan'daki Hizbullah milisleri ile İsrail'deki sivil yerleşimler arasında bir tampon bölge işlevi gördüğünü vurguladı. Karar, uluslararası toplumda ve bölgede yeni tartışmalara yol açtı.
Güvenlik Bölgesinin Arka Planı
İsrail ordusu, Ekim 2023'te başlayan çatışmaların ardından Lübnan'ın güneyinde bir güvenlik bölgesi ilan etmişti. Bu bölge, Hizbullah'ın roket saldırılarına karşı İsrail'in kuzeyindeki yerleşimleri korumak amacıyla oluşturuldu. Netanyahu'nun son açıklaması, bu bölgenin geçici olmadığını ortaya koyuyor. İsrail Başbakanı, 'Hizbullah tehdidi devam ettiği sürece, askerlerimiz orada kalacak' ifadelerini kullandı. Bu durum, Birleşmiş Milletler'in 1701 sayılı kararına aykırı olarak değerlendiriliyor. Karar, İsrail'in Lübnan'dan tamamen çekilmesini ve bölgede yalnızca Lübnan ordusu ile UNIFIL barış gücünün konuşlanmasını öngörüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Netanyahu'nun bu hamlesi, başta ABD ve Fransa olmak üzere Batılı ülkelerin tepkisini çekti. ABD Dışişleri Bakanlığı, 'Kalıcı bir güvenlik çözümü için diplomatik yollar denenmelidir' açıklamasını yaptı. Hizbullah ise bu kararı 'işgalin uzatılması' olarak nitelendirdi ve misilleme tehdidinde bulundu. Lübnan hükümeti, İsrail'in egemenlik ihlali yaptığını belirterek uluslararası topluma çağrıda bulundu. Bölgede tansiyon yükselirken, İran'ın Hizbullah'a verdiği destek de göz önüne alındığında, çatışmaların daha geniş bir bölgesel savaşa dönüşme riski artıyor. Ayrıca, bu gelişme, İsrail ile Lübnan arasındaki deniz sınırı anlaşmazlığı gibi diğer sorunları da derinden etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in Lübnan'ın güneyinde kalıcı askeri varlık oluşturması, Doğu Akdeniz'deki dengeleri doğrudan etkilemektedir. Türkiye, uzun süredir Lübnan'ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne vurgu yapmaktadır. Bu gelişme, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji güvenliği ve deniz yetki alanları politikasını yakından ilgilendirmektedir. Ayrıca, bölgede artan gerginlik, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki güvenlik kaygılarıyla birleştiğinde, Ankara'nın diplomatik inisiyatiflerini hızlandırmasına neden olabilir. Türkiye, BM çerçevesinde arabuluculuk yaparak hem Lübnan'ın istikrarını hem de kendi güvenliğini korumaya çalışacaktır.