KUDÜS, 29 Eylül - İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geçtiğimiz ay gerçekleşen Hamas saldırısına rağmen, gelecek ay yapılacak seçimler öncesinde iktidarını korumak için onlarca yıldır işe yarayan eski seçim taktiğini kullanıyor. Netanyahu, kendisini düşmanca bir bölgede İsraillileri güvende tutabilecek tek lider olarak sunuyor.
Netanyahu'nun Güvenlik Söylemi ve Seçim Stratejisi
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 7 Ekim'de Hamas'ın düzenlediği sürpriz saldırının ardından ülke genelinde büyük eleştirilere maruz kalmasına rağmen, seçim kampanyasında geleneksel güvenlik söylemini sürdürüyor. Netanyahu, on yıllardır olduğu gibi, İsrail'in karşı karşıya olduğu tehditleri vurgulayarak, kendisinin deneyimli liderliğinin ülke için tek güvence olduğunu savunuyor. Anketler, Netanyahu'nun Likud partisinin seçimlerde zorlu bir yarışa gireceğini gösterse de, başbakanın kampanya stratejisi, seçmenin güvenlik kaygılarını kendi lehine çevirmeyi hedefliyor.
Netanyahu'nun kampanya mesajları, İran'ın nükleer programı, Gazze'deki Hamas yönetimi ve Lübnan'daki Hizbullah gibi bölgesel tehditlere odaklanıyor. Başbakan, bu tehditlere karşı sert duruşunu sergileyerek, rakiplerinin bu konularda yeterince kararlı olmadığını ima ediyor. Özellikle, ana muhalefet partilerinin liderlerini deneyimsizlikle suçlayarak, kendi uzun yıllara dayanan güvenlik deneyimini ön plana çıkarıyor. Bu strateji, daha önceki seçimlerde de Netanyahu'ya zafer kazandırmıştı.
Ancak bu kez durum daha karmaşık. Hamas saldırısı, İsrail istihbaratının ve güvenlik güçlerinin ciddi bir başarısızlığını ortaya koydu. Saldırıda 1.200'den fazla İsrailli hayatını kaybetti ve 240'tan fazla kişi rehin alındı. Netanyahu hükümeti, saldırıyı önceden tespit edemediği için yoğun şekilde eleştiriliyor. Kamuoyu araştırmaları, Netanyahu'nun kişisel popülaritesinin ve partisinin oy oranının düştüğünü gösteriyor. Buna rağmen, Netanyahu, güvenlik konusundaki geleneksel söylemini terk etmiş değil; aksine, saldırı sonrası dönemde İsrail'in güvenliğini yeniden tesis edecek tek kişinin kendisi olduğunu iddia ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail seçimleri, sadece ülke içi dinamikleri değil, aynı zamanda Ortadoğu'nun genel istikrarını da yakından ilgilendiriyor. Netanyahu'nun seçim kampanyasında İran'a karşı sert söylemleri, bölgede tansiyonu yükseltebilir. Özellikle, İran'ın nükleer programı konusunda uluslararası toplumun tutumu belirsizliğini korurken, Netanyahu'nun olası bir askeri müdahale tehdidi, küresel piyasaları ve diplomatik dengeleri etkileyebilir. ABD yönetimi, İsrail'in güvenliğine verdiği desteği yinelerken, Netanyahu'nun aşırı sağcı koalisyon ortaklarıyla izlediği politikalar, Washington ile zaman zaman gerilime yol açıyor.
Öte yandan, Hamas saldırısı sonrası İsrail'in Gazze'ye yönelik geniş çaplı operasyonları, bölgede insani krizi derinleştirdi. Netanyahu, bu operasyonları güvenlik gerekçesiyle savunurken, uluslararası kamuoyunda artan eleştirilerle karşı karşıya. Seçim kampanyası boyunca Netanyahu, bu operasyonları kendi liderliğinin bir kanıtı olarak sunarak, seçmen nezdinde güçlü lider imajını pekiştirmeye çalışıyor. Ancak, savaşın uzaması ve kayıpların artması, İsrail içinde de tartışmalara yol açıyor.
Netanyahu'nun seçim stratejisi, aynı zamanda İsrail'in bölgesel müttefikleriyle ilişkilerini de etkiliyor. Suudi Arabistan ile normalleşme görüşmeleri, Hamas saldırısı sonrası askıya alınmış durumda. Netanyahu, seçim sonrası bu süreci canlandırmayı vaat ediyor. Ancak, Filistin meselesinin çözümsüzlüğü, bölgesel barış çabalarını gölgelemeye devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki seçim ve Netanyahu'nun güvenlik odaklı kampanyası, Türkiye'nin Ortadoğu politikası açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, uzun süredir Filistin davasını destekliyor ve İsrail'in Gazze'deki operasyonlarını eleştiriyor. Netanyahu'nun yeniden seçilmesi, Türkiye-İsrail ilişkilerinde mevcut gerilimin devam etmesi anlamına gelebilir. Öte yandan, İsrail'in İran'a yönelik olası askeri adımları, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel istikrarı için risk oluşturuyor. Türkiye, İsrail ile ilişkilerini normalleştirme çabalarını sürdürse de, Netanyahu'nun sert çizgisi bu süreci zorlaştırabilir. Ayrıca, ABD'nin İsrail'e desteği ve Türkiye'nin Batı ile ilişkileri, bu seçim sonuçlarından etkilenebilir.