İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Likud partisi, New York'ta milletvekili adayı olan Zohran Mamdani'yi hedef alan bir dizi reklam panosuyla dikkat çeken bir kampanya başlattı. Bu hamle, Netanyahu'nun yurt dışındaki eleştirmenlere karşı iç kamuoyunda tepki yaratmayı ve siyasi desteğini güçlendirmeyi amaçladığı şeklinde yorumlanıyor. İsrail'de hükümetin yargı reformu ve Gazze savaşı nedeniyle artan muhalefetle boğuşan Netanyahu, dışarıdan gelen eleştirileri bir dayanışma aracı olarak kullanmaya çalışıyor.
Mamdani Kimdir ve Neden Hedef Seçildi?
Zohran Mamdani, New York Eyalet Meclisi'nde görev yapan ve Filistin yanlısı görüşleriyle bilinen bir siyasetçidir. Mamdani, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarına yönelik sert eleştirileri ve İsrail'e yapılan askeri yardımın kesilmesi yönündeki çağrılarıyla öne çıkıyor. Likud'un seçim kampanyası kapsamında hazırladığı billboard'larda Mamdani'nin fotoğrafı ve "İsrail'i Yalnız Bırakmayın" sloganı yer alıyor. Bu, Mamdani'yi ve onun gibi İsrail karşıtı olarak nitelendirilen Amerikalı siyasetçileri hedef alarak, İsrail halkının dış tehditlere karşı birleşmesini sağlamayı amaçlıyor.
Netanyahu'nun bu stratejisi, uzun süredir devam eden yargı reformu tartışmaları ve savaş yorgunluğu nedeniyle desteği azalan hükümetinin, dışarıdan gelen eleştirilere karşı "vatanseverlik" duygusunu öne çıkararak yeniden toparlanmayı hedeflediğini gösteriyor. Likud'un seçim kampanyası, İsrail'in güvenliğini ve uluslararası itibarını koruma söylemi üzerinden ilerliyor. Bu kapsamda, Mamdani gibi isimlerin İsrail için bir tehdit olarak sunulması, seçmenlerin gözünde hükümete olan desteğin artmasına yardımcı olabilir.
Ancak bazı analistlere göre bu taktik, Netanyahu'nun zayıf durumunu gizlemeye yönelik bir çabadan ibaret. Ülke içindeki protestolar, hükümetin politikalarına yönelik güvenin azalmasına neden oldu. Netanyahu'nun dış düşmanlar yaratarak iç muhalefetin üzerini örtme girişimi, kısa vadede işe yarası da uzun vadede kalıcı bir çözüm sunmuyor.
Küresel Boyut ve Amerikan Siyasetindeki Yankıları
Likud'un bu hamlesi, yalnızca İsrail iç siyasetini değil, aynı zamanda ABD'deki Musevi toplumu ve Amerikan siyasetini de etkileyecek gibi görünüyor. Mamdani, Amerikan siyasetinde Filistin yanlısı seslerin giderek güçlendiği bir dönemde, özellikle Demokrat Parti içindeki ilerici kanadın temsilcilerinden biri olarak öne çıkıyor. Likud'un bu saldırısı, Amerikan siyasetindeki İsrail-Filistin tartışmalarını daha da alevlendirebilir. Aynı zamanda, Netanyahu'nun bu kampanyası, İsrail ile ABD arasındaki ilişkilerde yeni bir gerilime yol açabilir; zira Biden yönetimi, savaş sırasında sivillerin korunması konusunda İsrail'e eleştirel yaklaşıyor.
Öte yandan, bu durum uluslararası kamuoyunda İsrail'in imajını daha da zedeleyebilir. Mamdani gibi isimlerin hedef alınması, İsrail'in eleştirilere karşı hoşgörüsüz bir yaklaşım sergilediği algısını güçlendirebilir. Bu da, dünya genelinde İsrail karşıtı hareketlerin güçlenmesine zemin hazırlayabilir. Netanyahu'nun seçim stratejisi, belki de kısa vadede işine yarayacak olsa da, uzun vadede ülkesinin itibarına zarar verme riski taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel politikaları açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, Filistin meselesine ilişkin uluslararası tartışmaların derinleşmesi Ankara için önemli. Türkiye, uzun süredir Filistin davasını destekleyen bir söylem benimsiyor. İsrail'in iç siyasetinde dış eleştirmenlere yönelik bu tür hamlelerin artması, uluslararası toplumda İsrail'e yönelik eleştirilerin daha fazla meşrulaşmasına katkı sağlayabilir. Bu da Türkiye'nin Filistin yanlısı politikalarını dolaylı olarak güçlendirebilir. Ayrıca, ABD'deki ilerici hareketlerin güç kazanması, Türkiye'nin de desteklediği insani yardım ve ateşkes çağrılarının daha geniş kabul görmesine zemin hazırlayabilir. Bölgesel güç dengeleri açısından bakıldığında, İsrail'in iç siyasetindeki bu hesaplaşma, Orta Doğu'daki diplomatik süreçleri dolaylı etkileyebilir; ancak kısa vadede somut bir değişim beklenmemelidir.