İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Pazartesi günü ordusuna Beyrut'un Dahiyeh bölgesinde saldırı düzenleme emri verdi. Netanyahu, Hizbullah'ın Lübnan'daki ateşkesi 'tekrar tekrar ihlal ettiği' gerekçesiyle bu saldırıların bir yanıt olduğunu iddia etti. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre Netanyahu, İsrail'in ateşkese bağlı olduğunu ancak Hizbullah'ın ihlallerine karşı koyma hakkını saklı tuttuğunu söyledi. Lübnan'da Kasım 2024'te yürürlüğe giren ateşkes, taraflar arasında kırılgan bir barış ortamı oluşturmuştu. Ancak Netanyahu'nun bu son hamlesi, ateşkesin sürdürülebilirliği konusunda ciddi endişelere yol açtı.
Gelişmenin Arka Planı: Ateşkesin Kırılgan Yapısı
Lübnan ile İsrail arasında Kasım 2024'te varılan ateşkes, ABD ve Fransa'nın arabuluculuğuyla sağlanmış, tarafların karşılıklı olarak askeri faaliyetlerini durdurmasını öngörüyordu. Ancak bu anlaşma, her iki tarafın da zaman zaman ihlal iddialarında bulunmasıyla sık sık sarsıldı. Netanyahu'nun Pazartesi günkü emri, bu ihlal iddialarının en ciddilerinden biri olarak kayda geçti. Dahiyeh bölgesi, Beyrut'un güneyinde yoğun nüfuslu bir semt olup, Hizbullah'ın güçlü bir varlığa sahip olduğu bir alan olarak biliniyor. İsrail'in bu bölgeye yönelik saldırıları, sivil kayıplar ve altyapı tahribatı riskini de beraberinde getiriyor.
Netanyahu'nun emri, İsrail iç siyasetinde de tartışmalara neden oldu. Muhalefet liderleri, Başbakan'ın ateşkesi baltaladığı ve bölgesel gerilimi tırmandırdığı eleştirisinde bulundu. Öte yandan, İsrail'deki sağcı koalisyon ortakları, Hizbullah'a karşı daha sert bir tutum takınılması gerektiğini savunarak Netanyahu'yu destekledi. Bu durum, Netanyahu'nun ateşkesi tamamen terk etme riskini göze alabileceği yorumlarına yol açtı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Yeni Bir Çatışma Dalgası mı?
Netanyahu'nun Beyrut saldırısı emri, sadece Lübnan-İsrail sınırını değil, tüm Ortadoğu'yu etkileme potansiyeli taşıyor. Hizbullah'ın ateşkese yanıt olarak ne tür bir misilleme yapacağı merak konusu olurken, İran destekli bu örgütün daha geniş çaplı bir çatışmayı tetiklemesi bekleniyor. Bölgesel aktörler, özellikle İran, Suudi Arabistan ve Türkiye, gelişmeleri yakından takip ediyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, ateşkesin korunması çağrısında bulunurken, Fransa'da endişeli bir tutum sergiliyor. Birleşmiş Milletler, taraflara itidal çağrısı yaparken, insani yardım kuruluşları sivil kayıpların artabileceği uyarısında bulunuyor.
Netanyahu'nun bu hamlesi, uluslararası toplumda da kınama ve tepkilere yol açtı. Arap Birliği, İsrail'in saldırısını 'provokasyon' olarak nitelerken, Avrupa Birliği ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurguladı. Ancak İsrail'in müttefiki ABD'nin daha temkinli bir dil kullanması, Netanyahu'nun yaptırımla karşılaşma ihtimalini zayıflatıyor. Uzmanlar, bu saldırının bölgede yeni bir çatışma dalgasını başlatabileceğini ve İsrail ile İran arasındaki gerilimi daha da artırabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki ateşkesin bozulmasından doğrudan etkilenebilecek ülkeler arasında yer alıyor. Türkiye'nin bölgede insani yardım faaliyetleri ve diplomatik angajmanları bulunuyor. Netanyahu'nun saldırısı, Türkiye'nin ateşkesi destekleyen politikasına aykırı bir adım olarak görülüyor. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve güvenlik dengeleri açısından, Lübnan'daki istikrarsızlık Türkiye'nin çıkarlarını tehdit edebilir. Ekonomik olarak Lübnan'daki kriz, Türkiye ile ticaret hacmini olumsuz etkileyebilir. Bölgesel olarak ise, Türkiye'nin Hizbullah ile İran arasındaki bağları ve İsrail ile ilişkileri, bu tür gelişmelerde Ankara'nın dikkatli bir denge politikası izlemesini gerektiriyor.