İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile eski ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı ve Orta Doğu danışmanı Jared Kushner, Gazze Şeridi'ndeki ateşkesin kalıcılığına yönelik kritik bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede, Hamas'ın silahsızlandırılmasının, İsrail ordusunun Gazze'den çekilmesinin ön koşulu olduğu konusunda mutabakata varıldı. Bu gelişme, bölgedeki kırılgan ateşkesin geleceği açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. İki tarafın da kabul ettiği bu prensip, Gazze'de kalıcı bir siyasi çözümün önünü açabilecek nitelikte.
Gelişmenin Arka Planı
Netanyahu ile Kushner arasındaki görüşme, Gazze'de 7 Ekim 2023'te başlayan ve 15 ayı aşkın süredir devam eden çatışmaların ardından sağlanan ateşkes görüşmelerinin en kritik başlıklarından birini oluşturuyor. Taraflar arasında uzun süredir devam eden müzakerelerde en büyük anlaşmazlık noktası, Hamas'ın elindeki silahların akıbeti ve İsrail ordusunun Gazze'den çekilme takvimiydi. Görüşmede, bu iki konunun birbirine bağlanması, tarafların uzlaşmaya açık olduğunu gösteriyor.
Kushner'ın bu süreçte üstlendiği arabuluculuk rolü, Trump yönetiminin bölgeye yönelik politikalarının devamı niteliğinde. Kushner, daha önce barış planı olarak bilinen ve İsrail-Filistin çatışmasına "yüzyılın anlaşması" adı verilen bir çözüm önerisi sunmuştu. Bu yeni mutabakat, Kushner'ın bölgedeki etkinliğini sürdürdüğünü ve uluslararası toplumun arabuluculuk çabalarına yön vermeye çalıştığını gösteriyor.
Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerde, Hamas'ın silahsızlandırılması konusu daha önce de gündeme gelmiş ancak Hamas, silahsızlanmanın ancak İsrail'in işgaline son vermesiyle mümkün olabileceğini savunmuştu. Bugün varılan mutabakat, bu konuda tarafların esneklik gösterdiğine işaret ediyor. İsrail tarafı ise, güvenlik endişelerinin giderilmesi halinde çekilmenin başlayabileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, Orta Doğu'daki güç dengelerini yakından ilgilendiriyor. Hamas'ın silahsızlandırılması, yalnızca İsrail'in güvenliğini değil, aynı zamanda bölgedeki diğer aktörlerin de çıkarlarını etkiliyor. Mısır, Gazze'nin yeniden inşası ve istikrarı için bu sürecin başarıya ulaşmasını istiyor. Katar ise Hamas üzerindeki etkisini kullanarak müzakerelerdeki konumunu güçlendirmeye çalışıyor.
ABD'nin yeni yönetimi de bölgeye yönelik politikalarını şekillendirirken bu mutabakatı yakından izliyor. Biden yönetimi, İsrail'in güvenliğini desteklemekle birlikte Filistinlilerin meşru haklarının da gözetilmesini savunuyor. Kushner'ın bu süreçte oynadığı rol, Trump yönetiminin bölgedeki mirasının devam ettiğini gösteriyor.
İran ve Hizbullah ise bu gelişmeye temkinli yaklaşıyor. Hamas'ın silahsızlandırılması, İran'ın bölgedeki nüfuzunu zayıflatabilir. Bu nedenle Tahran'ın süreci baltalamaya yönelik adımlar atabileceği değerlendiriliyor. Özellikle Hizbullah'ın Lübnan'dan yaptığı açıklamalar, bu endişeyi doğrular nitelikte.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin politikası ve bölgesel dengeler açısından önemli yansımalar içeriyor. Türkiye, Filistin davasının destekçisi olarak Hamas'ın silahsızlandırılması yerine siyasi çözüm sürecinin işletilmesini savunuyor. Ankara'nın, Gazze'de kalıcı barışın ancak iki devletli çözümle mümkün olabileceği yönündeki geleneksel duruşu, bu mutabakatla çelişebilir. Ayrıca Türkiye, bölgede artan ABD ve İsrail etkisine karşı Mısır ve Katar ile iş birliğini derinleştirebilir. Bu sürecin sonucunda Türkiye'nin bölgesel inisiyatif alma çabaları yoğunlaşabilir.