İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump'ın 'tüm kararları ben veririm' şeklindeki çıkışına rağmen İran'a yönelik saldırı emri verdi. Doğrudan çatışma, İsrail'in Beyrut'a düzenlediği saldırıya yanıt olarak gerçekleşti ve Nisan ayında varılan ateşkesi fiilen sona erdirdi. Trump yönetimi, İsrail'in bu adımını 'şaşkınlıkla' karşılarken, Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada 'bölgesel istikrarı tehdit eden her türlü eylemin kabul edilemez olduğu' vurgulandı.
Gelişmenin Arka Planı
Olay, İsrail'in geçtiğimiz hafta Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta Hizbullah hedeflerine yönelik düzenlediği hava saldırısıyla başladı. Bu saldırıda en az 12 kişi hayatını kaybederken, çok sayıda sivil de yaralandı. Hizbullah'ın misilleme tehditlerine karşılık İsrail, İran'ın doğrudan müdahalesini önlemek amacıyla Tahran yakınlarındaki askeri tesisleri vurdu. İran Devrim Muhafızları, İsrail'in saldırısına karşılık olarak İsrail'in kuzeyine onlarca füze fırlattığını duyurdu. Bu gelişme, iki ülke arasında son yılların en ciddi askeri karşılaşması olarak kayıtlara geçti.
Trump yönetimi, İsrail'in Beyrut saldırısına yeşil ışık yaktığı yönündeki iddiaları yalanlarken, Başkan Trump yaptığı açıklamada 'Ortadoğu'da tüm kararları ben veririm. İsrail'in attığı her adım ABD'nin onayına tabidir' ifadelerini kullandı. Ancak Netanyahu'nun bu çıkışın hemen ardından İran'a saldırı emri vermesi, iki müttefik arasındaki gerilimi artırdı. Uzmanlar, bu durumun ABD-İsrail ilişkilerinde yeni bir krize yol açabileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail-İran çatışması, Orta Doğu'da yeni bir savaş cephesi açılmasına neden oldu. Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkeleri, tansiyonun düşürülmesi çağrısı yaparken, İran'a yakınlığıyla bilinen Yemen'deki Husiler İsrail'e yönelik saldırılara başladı. Rusya ve Çin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde acil toplantı talebinde bulundu. Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, taraflara itidal çağrısı yaparak 'bölgenin yangın yerine dönmesini istemediklerini' söyledi.
Son saldırı, Nisan ayında taraflar arasında varılan ateşkes anlaşmasını geçersiz kıldı. O dönemde Türkiye ve Katar'ın arabuluculuğunda sağlanan anlaşma, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarını durdurması ve İran'ın nükleer programına yönelik yaptırımların hafifletilmesini öngörüyordu. Ancak İsrail'in Beyrut ve Tahran'a yönelik saldırıları, bu dengeleri alt üst etti. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, 'misilleme hakkımızı saklı tuttuğumuzu ve uygun zaman ve yerde yanıt vereceğimizi' açıkladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail-İran çatışmasının tırmanması, Türkiye için doğrudan güvenlik riski oluşturmasa da bölgesel istikrarı tehdit ediyor. İran sınırında yaşanan bu gerilim, Türkiye'nin enerji güvenliğini ve ticaret yollarını etkileyebilir. Ayrıca, Suriye'deki İran varlığına yönelik olası bir İsrail operasyonu, Türkiye'nin kuzey Suriye'deki çıkarlarıyla çakışabilir. Ankara, hem İran hem de İsrail ile dengeli ilişkiler sürdürmeye çalışırken, bu kriz Türkiye'yi arabuluculuk rolüne itebilir. Ancak Türkiye'nin Orta Doğu'da istikrar arayışı, bu tür bir gerilimin derinleşmesi halinde daha da zorlaşacaktır.