New York'ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun konuşması sırasında düzinelerce delege salonu terk etti ve binanın dışında yüzlerce protestocu toplandı. Olay, İsrail'in Gazze ve Lübnan'daki askeri operasyonlarına yönelik uluslararası tepkilerin zirveye çıktığı bir dönemde gerçekleşti. Netanyahu'nun konuşması, hem salondaki diplomatik protesto hem de sokaktaki gösterilerle gölgelendi.
Diplomatik protesto: Delegeler neden salonu terk etti?
Netanyahu kürsüye çıktığı anda, aralarında Türkiye, Filistin, İran, Ürdün, Katar, Suudi Arabistan ve bazı Avrupa ülkelerinden delegelerin bulunduğu kalabalık bir grup salonu terk etti. Bu eylem, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları ve bölgede artan sivil kayıplar nedeniyle duyulan rahatsızlığın somut bir göstergesi olarak yorumlandı. Delegelerin salonu terk etmesi, BM Genel Kurulu'nda nadir görülen ve genellikle apartheid rejimleri veya savaş suçu işleyen liderlere karşı uygulanan bir protesto biçimi.
Netanyahu konuşmasında İsrail'in güvenlik endişelerini ve askeri operasyonlarının meşruiyetini savundu. İran'ı bölgedeki istikrarsızlığın kaynağı olarak gösterdi ve İsrail'in kendini savunma hakkını vurguladı. Ancak konuşma boyunca salonun büyük bölümünün boş kalması, İsrail'in uluslararası alandaki yalnızlığını gözler önüne serdi. ABD ve bazı Batılı müttefiklerin temsilcileri salonda kalırken, çoğu ülke Netanyahu'nun sözlerine kulak asmadı.
Konuşma öncesinde ve sonrasında New York sokaklarında binlerce kişi İsrail karşıtı gösteriler düzenledi. Protestocular, Gazze'de ateşkes çağrısı yaparak İsrail'e silah sevkiyatının durdurulmasını talep etti. Ellerinde Filistin bayrakları ve "Soykırıma hayır" yazılı pankartlar taşıyan göstericiler, BM binasına yürümeye çalıştı. Polis geniş güvenlik önlemleri aldı ve bazı güzergâhları kapatmak zorunda kaldı. Gösteriler barışçıl geçti ancak bazı noktalarda arbede yaşandığı bildirildi.
Uluslararası tepkiler ve bölgesel yansımalar
Netanyahu'nun konuşmasına yönelik tepkiler sadece salonla sınırlı kalmadı. Birçok ülkenin BM temsilcisi, konuşma sonrası yaptıkları açıklamalarda İsrail'in uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve sivil kayıpların kabul edilemez olduğunu vurguladı. Türkiye'nin BM Daimi Temsilcisi, "İsrail'in saldırgan politikalarına karşı sessiz kalmayacağız" mesajı verdi. Avrupa Birliği ülkelerinden bazıları, İsrail ile ilişkilerin gözden geçirilmesi çağrısında bulundu.
Öte yandan ABD yönetimi, Netanyahu'nun konuşmasını desteklediğini yineledi ancak Gazze'deki insani kriz konusunda artan endişelerini dile getirdi. Beyaz Saray sözcüsü, "İsrail'in kendini savunma hakkı var ancak sivil kayıpların en aza indirilmesi için daha fazla çaba bekliyoruz" açıklamasını yaptı. Bu ikircikli tutum, Washington'un hem İsrail'e desteğini sürdürme hem de uluslararası kamuoyunun baskısını yönetme çabası olarak yorumlandı.
BM Genel Kurulu'ndaki bu protesto, İsrail'in uluslararası meşruiyetinin erozyona uğradığının bir işareti. Son yıllarda birçok ülke İsrail ile ilişkilerini normalleştirme sürecini askıya aldı veya gözden geçirdi. Özellikle Latin Amerika, Afrika ve Asya ülkelerinden gelen tepkiler, İsrail'in küresel kamuoyundaki imajının ne kadar zedelendiğini gösteriyor. Ayrıca Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde İsrail yetkilileri hakkında yürütülen soruşturmalar da bu tabloyu derinleştiriyor.
Bölgesel düzeyde ise Lübnan sınırındaki gerginlik ve İran'ın olası müdahalesi endişe kaynağı. Netanyahu'nun konuşmasında İran'a yönelik suçlamaları, Tahran'dan sert tepki aldı. İran Dışişleri Bakanlığı, "İsrail'in BM'deki konuşması bir savaş çığlığıdır" dedi. Bu gerilim, Orta Doğu'da daha geniş bir çatışma riskini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, BM'deki protestoda yer alarak İsrail'in Gazze politikalarına karşı tutumunu bir kez daha ortaya koydu. Ankara, hem bölgesel liderlik iddiasını güçlendirmek hem de İslam dünyasında Filistin davasının savunucusu rolünü pekiştirmek için bu tür diplomatik eylemlere önem veriyor. Ayrıca Türkiye, İsrail ile enerji ve ticaret bağlarını askıya alarak Batı ile ilişkilerinde denge gözetiyor. ABD'nin İsrail'e desteği sürerken Türkiye'nin pozisyonu, NATO içinde farklı bir ses olarak öne çıkıyor. Uzun vadede, İsrail'in uluslararası izolasyonu Türkiye'nin bölgesel müttefiklik arayışlarını ve savunma iş birliklerini etkileyebilir.