İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Batı Şeria'da bulunan yasa dışı yerleşimci karakollarının sökülmesi emrini verdi. Konuya yakın iki kaynağın aktardığına göre karar, ABD'nin yerleşim faaliyetlerine yönelik baskılarını artırdığı bir dönemde alındı. Reuters'ın 6 Eylül Pazar günü Tel Aviv kaynaklı haberine göre, emir henüz resmi olarak açıklanmadı ve hangi karakolların hedef alındığı netleşmedi. Ancak karar, İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'daki yerleşim politikasında önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Yerleşim Karakolları ve Hukuki Durum
Batı Şeria'da yerleşimciler tarafından kurulan ve İsrail yasalarına göre dahi yasadışı sayılan "outpost" olarak adlandırılan karakollar, genellikle mevcut yerleşim yerlerinin yakınında kuruluyor ve zamanla genişletilerek kalıcı yerleşimlere dönüşüyor. İsrail hükümeti bugüne kadar bu tür yapıları büyük ölçüde tolere etti; hatta bazılarını sonradan yasallaştırdı. Uluslararası hukuka göre ise Batı Şeria'daki tüm İsrail yerleşimleri gayri meşru kabul ediliyor. Netanyahu'nun emri, İsrail'deki yerleşimci hareketi ve sağ kanat koalisyon ortakları için ciddi bir sınav anlamına geliyor. Daha önce benzer yıkım kararları uygulanmamış veya geciktirilmişti; bu nedenle emrin ne ölçüde hayata geçirileceği belirsiz.
Reuters'a konuşan kaynaklar, kararın ABD yönetiminin artan baskısı sonucu alındığını belirtti. Washington, özellikle son aylarda Batı Şeria'daki yerleşim genişlemesini ve yerleşimci şiddetini eleştiriyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, yasadışı karakolların İsrail'in kendi taahhütlerine aykırı olduğunu ve Orta Doğu barışına zarar verdiğini vurguluyor. Ancak Netanyahu hükümeti içindeki aşırı sağcı partiler, herhangi bir yıkım girişimine sert tepki vereceklerini şimdiden dile getirdi. Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir gibi isimler, yerleşim inşaatını destekleyen açıklamalarıyla biliniyor. Koalisyonun çökme riski, emrin uygulanmasını zorlaştırabilir.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Batı Şeria'daki yerleşim karakolları, İsrail-Filistin çatışmasının en hassas başlıklarından biri. Filistin yönetimi, bu tür yapıların iki devletli çözümü fiilen imkânsız hale getirdiğini savunuyor. Uluslararası toplum, özellikle Avrupa Birliği, yerleşim faaliyetlerini defalarca kınadı. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi ise İsrail'e yönelik eleştirilerini artırmış durumda; hatta bazı yerleşimci liderlere vize yasağı getirilmişti. Netanyahu'nun emri, Washington ile Tel Aviv arasındaki gerilimi bir miktar azaltabilir. Ancak İsrail iç siyasetinde yaratacağı dalga, Başbakan'ın zaten kırılgan olan koalisyonunu daha da zorlayabilir. Öte yandan, emrin uygulanması halinde bile bunun ne kadarının gerçekleşeceği şüpheli; geçmişte benzer kararlar kâğıt üzerinde kalmıştı.
Bölgesel düzeyde ise Ürdün ve Mısır gibi İsrail ile ilişkileri normalleşmiş Arap ülkeleri, yerleşim faaliyetlerini sürekli gündeme getiriyor. Suudi Arabistan'ın İsrail ile normalleşme görüşmeleri de Filistin meselesine bağlı. Batı Şeria'daki istikrarsızlık, İsrail'in 2020'de imzaladığı İbrahim Anlaşmaları'nın geleceğini de etkileyebilir. Ayrıca, yerleşimci şiddetindeki artış, bölgede yeni bir intifada endişesini canlı tutuyor. Netanyahu'nun emri, bu tür bir tırmanmayı önlemeye yönelik sınırlı bir adım olarak görülebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerini uluslararası hukuka aykırı olarak değerlendiriyor ve Filistin davasını destekliyor. Netanyahu'nun karakolları kaldırma emri, Ankara'nın uzun süredir dile getirdiği yerleşim eleştirileriyle kısmen örtüşüyor. Ancak bu adım, İsrail'in genel yerleşim politikasında köklü bir değişiklik anlamına gelmiyor; daha çok ABD baskısına verilmiş sınırlı bir yanıt. Türkiye, İsrail ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde Filistin meselesini öncelikli tutuyor. Kalıcı bir çözüm için yerleşimlerin tamamen durdurulması ve 1967 sınırlarına dönülmesi gerektiğini savunuyor. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel barış çabalarında elini güçlendirebilir; ancak uygulama zayıf kalırsa etkisi sınırlı olacaktır.