İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump'ın Tel Aviv ile Lübnan Hizbullah'ı arasında ateşkes sağlanması yönündeki çağrısına rağmen, İsrail ordusunun güney Lübnan'daki saldırılarını sürdüreceğini açıkladı. Netanyahu, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Trump ile telefonda görüştüğünü ve kendisine Hizbullah'ın İsrail'in kuzeyindeki yerleşimlere yönelik saldırıları devam ettiği sürece operasyonların durmayacağını söylediğini belirtti. İsrail ordusu, 1 Ekim'den bu yana Lübnan sınırından gerçekleştirilen roket ve havan saldırılarına karşılık olarak güney Lübnan'da kara operasyonu yürütüyor. Çatışmalarda şu ana kadar 60'tan fazla Lübnanlı sivil hayatını kaybetti.
Netanyahu'nun Trump ile görüşmesi
Netanyahu, yaptığı açıklamada Trump ile görüşmesinin ardından Hizbullah'a karşı operasyonların devam edeceğini vurguladı. İsrail Başbakanı, "Hizbullah'ın saldırıları sona ermediği sürece, İsrail ordusu Lübnan'da gerekli tüm önlemleri almaya devam edecektir" ifadelerini kullandı. Trump yönetiminin ateşkes çağrısı, Beyaz Saray'ın Orta Doğu'da tansiyonu düşürme çabalarının bir parçası olarak görülüyor. Ancak Netanyahu'nun bu çağrıyı reddetmesi, Washington ile Tel Aviv arasında bir görüş ayrılığına işaret ediyor. İsrail ordusu, Hizbullah'ın İsrail'in kuzeyine düzenlediği roket saldırılarının ardından Lübnan sınırındaki köylere yönelik bombardımanı yoğunlaştırdı. Hizbullah ise bu saldırılara karşılık olarak İsrail'in kuzeyindeki askeri hedeflere roket fırlattı.
Çatışmaların başladığı Ekim ayından bu yana Lübnan'da yaklaşık 1,2 milyon kişi yerinden edildi. Birleşmiş Milletler, sivil kayıpların artmasından endişe duyduğunu ve tüm taraflara uluslararası insancıl hukuka uyma çağrısı yaptığını açıkladı. İsrail'in Hizbullah'a yönelik operasyonları, 2006 yılındaki 34 günlük savaştan bu yana en yoğun çatışmalar olarak kaydediliyor. Uzmanlar, bölgede geniş çaplı bir savaş riski olduğu uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail'in Lübnan saldırıları, başta İran ve Suriye olmak üzere bölge ülkelerini de endişelendiriyor. Tahran yönetimi, Hizbullah'a verdiği desteği sürdüreceğini ve İsrail'in saldırılarına karşılık verme hakkı olduğunu belirtti. Suriye ise İsrail'in saldırılarını kınayarak BM Güvenlik Konseyi'ni harekete geçmeye çağırdı. ABD'nin ateşkes çağrısına rağmen, İsrail'in operasyonları sürdürmesi, Washington'un bölgedeki arabuluculuk rolünü zayıflatıyor. Avrupa Birliği de taraflara itidal çağrısı yaparken, Fransa Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde acil toplantı talep etti. Çatışmaların kontrolsüz bir şekilde tırmanması, tüm Orta Doğu'yu istikrarsızlaştırma potansiyeli taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in Lübnan saldırıları, Türkiye'nin bölgesel güvenlik kaygılarını artırıyor. Ankara, daha önce İsrail'in Gazze saldırılarını şiddetle kınamış ve diplomatik girişimlerde bulunmuştu. İsrail-Hizbullah çatışması, Türkiye'nin enerji güvenliği ve Suriye sınırındaki istikrar açısından kritik öneme sahip. Türkiye'nin bölgede artan nüfuzu, özellikle Arap kamuoyunda memnuniyetle karşılanıyor. Ancak çatışmaların tırmanması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji politikalarını ve Katar gibi bölgesel ortaklarla ilişkilerini dolaylı olarak etkileyebilir. Ankara'nın diplomatik çabalarını yoğunlaştırması ve ateşkes için arabuluculuk yapması bekleniyor.