Nepal'de bir hidroelektrik santralinde çalışan Sanjay Sah, sel sularının tüneli doldurmasıyla 10 gün boyunca karanlıkta mahsur kaldı. Çamurlu su içerek ve zaman algısını yitirerek hayatta kalmayı başaran Sah, 4 Eylül'de kurtarma ekipleri tarafından sağ olarak çıkarıldı. Kurtarıldığı anda sorduğu ilk soru, diğer işçilerin akıbeti oldu. Bu olay, Nepal'in son yıllarda artan aşırı hava olaylarına karşı kırılganlığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Sel felaketinin arka planı ve kurtarma çalışmaları
Nepal, muson yağmurlarının neden olduğu sel ve toprak kaymalarıyla sık sık karşı karşıya kalıyor. Bu yıl da ülkenin çeşitli bölgelerinde şiddetli yağışlar etkili oldu. Sanjay Sah'ın mahsur kaldığı tünel, ülkenin enerji üretiminde kritik bir role sahip hidroelektrik santralinde yer alıyordu. Sel sularının tüneli doldurması sonucu Sah, diğer işçilerle birlikte mahsur kaldı. Ancak kurtarma ekiplerinin 10 gün süren çabaları sonucu sadece Sah sağ olarak kurtarılabildi. Diğer işçilerin akıbeti ise belirsizliğini koruyor.
Kurtarma ekipleri, tüneldeki su seviyesinin yüksek olması ve dar geçitler nedeniyle zorlu bir operasyon yürüttü. Uluslararası yardım kuruluşları da bölgeye destek gönderdi. Sah'ın kurtarılması, umutları artırsa da kayıp sayısının netleşmemesi endişeleri büyütüyor. Nepal hükümeti, sel felaketinin ardından altyapı ve erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Uzmanlar, iklim değişikliğinin Nepal gibi dağlık ülkelerde sel riskini artırdığına dikkat çekiyor. Buzul erimeleri ve düzensiz yağış rejimi, hidroelektrik santralleri ve yerleşim yerlerini tehdit ediyor. Bu olay, ülkenin afet yönetimi kapasitesinin ne kadar yetersiz olduğunu bir kez daha gösterdi. Kurtarma çalışmalarının koordinasyonu ve hızı da tartışma konusu oldu.
Bölgesel ve küresel boyut
Nepal'deki sel felaketi, Güney Asya'da iklim değişikliğinin yarattığı risklerin bir parçası. Hindistan, Bangladeş ve Pakistan da benzer felaketlerle mücadele ediyor. Bölge ülkeleri, afet yönetimi konusunda işbirliğini artırmaya çalışsa da etkili bir mekanizma henüz kurulamadı. Uluslararası toplum, iklim finansmanı ve teknoloji transferi konusunda yeterli adımları atmadığı için gelişmekte olan ülkeler bu tür olaylarda daha fazla can kaybı veriyor.
Küresel ölçekte, aşırı hava olayları sıklaşırken altyapı yatırımlarının iklim dirençli hale getirilmesi gerekiyor. Nepal gibi ülkeler, hidroelektrik potansiyelini kullanırken çevresel ve sosyal riskleri de göz önünde bulundurmalı. Sanjay Sah'ın hayatta kalma hikayesi, insan dayanıklılığını gösterse de asıl sorun, bu tür felaketlerin önlenmesi ve etkilerinin azaltılması. Uluslararası kamuoyunun Nepal'e yönelik desteğini sürdürmesi, benzer acıların yaşanmaması için kritik.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, deprem ve sel gibi doğal afetlerle sık sık karşılaşan bir ülke olarak Nepal'deki gelişmeleri yakından takip ediyor. Türk hükümeti, son yıllarda uluslararası afet yardımlarına aktif katılım sağlıyor ve Nepal'e de destek gönderme potansiyeli bulunuyor. Ayrıca, Türkiye'nin kendi afet yönetimi deneyimi, Nepal gibi ülkelere örnek teşkil edebilir. İklim değişikliğinin yol açtığı sel felaketleri, Türkiye'nin de gündeminde; bu yıl yaşanan sel felaketleri, altyapı ve erken uyarı sistemlerinin önemini gösterdi. Nepal'deki olay, Türkiye'nin bölgesel ve küresel afet işbirliğine daha fazla ağırlık vermesi gerektiğini ortaya koyuyor. Türk dış politikası açısından, Güney Asya'da istikrar ve insani yardım faaliyetleri, yumuşak güç unsuru olarak öne çıkabilir.