Nepal, Ağustos ayında ülkeyi vuran yıkıcı sellerin ardından uluslararası toplumdan gelen sempati mesajlarını yetersiz bularak somut tazminat talebinde bulundu. Katmandu yönetimi, Birleşmiş Milletler destekli Kayıp ve Hasar Fonu'ndan 20 milyon dolar talep ediyor. Çevre Bakanı Geeta Chaudhary, Alman haber ajansı DW'ye yaptığı açıklamada, "Sempati değil, adalet istiyoruz" diyerek iklim krizinin yol açtığı hasarın bedelini gelişmiş ülkelerin ödemesi gerektiğini vurguladı.
Sellerin Yıkıcı Bilançosu ve Tazminat Talebinin Arka Planı
Ağustos ayında Nepal'de etkili olan muson yağışları, ülke tarihinin en şiddetli sel felaketlerinden birine yol açtı. Başkent Katmandu ve çevresinde binlerce ev sular altında kaldı, altyapı büyük ölçüde hasar gördü. Resmi verilere göre en az 200 kişi hayatını kaybederken, yüz binlerce kişi yerinden edildi. Ekonomik kaybın milyarlarca doları bulduğu tahmin ediliyor. Nepal hükümeti, bu hasarın iklim değişikliğinin doğrudan bir sonucu olduğunu savunuyor. Çevre Bakanı Chaudhary, "Gelişmiş ülkelerin sera gazı emisyonları, bizim gibi kırılgan ülkelerde yıkıma neden oluyor. Artık bu döngüyü kırmalıyız" ifadelerini kullandı.
Talebin yöneltildiği Kayıp ve Hasar Fonu, 2022'deki COP27 iklim zirvesinde kuruldu. Amaç, iklim felaketlerinden etkilenen gelişmekte olan ülkelere mali destek sağlamak. Ancak fon, henüz yeterli kaynağa ulaşmış değil. Nepal'in 20 milyon dolarlık talebi, fonun şu ana kadarki en somut başvurularından biri olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, Nepal'in bu adımının diğer iklim mağduru ülkeler için emsal teşkil edebileceğini belirtiyor.
İklim Adaleti ve Küresel Sorumluluk Tartışması
Nepal'in talebi, iklim adaleti tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Gelişmekte olan ülkeler, tarihsel olarak en fazla emisyon salan gelişmiş ülkelerin iklim finansmanı konusunda daha fazla sorumluluk alması gerektiğini savunuyor. Ancak bugüne kadar taahhüt edilen 100 milyar dolarlık yıllık iklim fonu hedefine ulaşılamadı. Nepal gibi dağlık ülkeler, iklim değişikliğinden orantısız şekilde etkileniyor; buzul erimesi, ani seller ve toprak kaymaları her yıl can ve mal kaybına yol açıyor.
Uluslararası arenada Nepal'in çağrısına henüz resmi bir yanıt gelmedi. Ancak DW'ye konuşan bazı Batılı diplomatlar, talebin "dikkate alınacağını" ancak fonun işleyiş mekanizmasının netleşmesi gerektiğini söyledi. Öte yandan iklim aktivistleri, sempati mesajlarının ötesine geçilmesi gerektiğini vurguluyor. Nepal, önümüzdeki BM İklim Zirvesi'nde konuyu gündeme taşımayı planlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nepal'in iklim tazminatı talebi, Türkiye'nin de yakından takip ettiği bir süreç. Türkiye, Akdeniz Havzası'nda iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkeler arasında yer alıyor; sel, kuraklık ve orman yangınları her yıl artıyor. Ankara, uluslararası iklim müzakerelerinde gelişmekte olan ülke statüsünde olup, Kayıp ve Hasar Fonu'na katkı sağlamaya sıcak bakmıyor. Nepal'in girişimi, Türkiye'nin de benzer bir tazminat mekanizmasından yararlanabileceği yönünde bir kapı aralayabilir. Ayrıca, iklim adaleti vurgusu, Türkiye'nin yeşil dönüşüm ve finansman politikalarını gözden geçirmesi gerektiğini gösteriyor. Jeopolitik olarak ise, gelişmekte olan ülkelerin ortak bir cephe oluşturması, küresel iklim yönetişiminde dengeleri değiştirebilir.