Nepal, bir yıl önce Gen Z kuşağının öncülük ettiği protestolarla iktidara gelen Başbakan Balendra “Balen” Shah yönetimini, ülkeyi vuran şiddetli sellerin yol açtığı insani krizle başa çıkma konusunda test ediyor. Ülke genelinde etkili olan muson yağmurlarının tetiklediği sel ve toprak kaymaları, en az 200 kişinin ölümüne neden oldu, yüzlerce kişi kayboldu ve on binlerce kişi evsiz kaldı. Özellikle başkent Katmandu ve doğu bölgelerdeki nehir taşkınları, altyapıyı felç ederken, hükümetin afet yönetimi kapasitesi sorgulanıyor.
Siyasi Arka Plan: Gen Z'nin Zaferinden Bir Yıl Sonra
Balen Shah, 2023 yılında ülke genelinde patlak veren ve özellikle gençlerin önderlik ettiği protestoların ardından başbakanlık koltuğuna oturmuştu. Eski bir rapçi ve sivil aktivist olan Shah, siyasi yolsuzluklara ve kurumsal atalete karşı verdiği mücadeleyle popülerlik kazanmıştı. Seçim vaatleri arasında şeffaf yönetim, altyapı reformu ve kapsayıcı kalkınma yer alıyordu.
Ancak bir yıllık iktidar sürecinde Shah hükümeti, ekonomik durgunluk, işsizlik ve artan yaşam maliyeti gibi sorunlarla boğuşurken, muhalefet partileri de hükümetin icraatlarını sert bir dille eleştiriyor. Sel felaketi, bu zaten kırılgan olan siyasi zemini daha da gerdi. Hükümetin afet müdahale planlarının yetersiz kalması, toplumda hayal kırıklığı yaratırken, Shah'ın liderlik yetenekleri de yakından izleniyor.
Uzmanlar, Nepal'in coğrafi konumu ve iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle doğal afetlere açık bir ülke olduğuna dikkat çekiyor. Ancak bu kez felaketin boyutu, ülkenin kırılgan altyapısını ve afet yönetimindeki zafiyetleri bir kez daha gözler önüne serdi. Başbakan Shah, sel bölgelerini ziyaret ederek yardım çalışmalarını koordine edeceğini açıkladı, ancak eleştirmenler hükümetin hazırlıksız yakalandığını ve yanıtın yavaş olduğunu savunuyor.
Felaketin Boyutu ve Kurtarma Çalışmaları
Seller, özellikle Koshi Nehri havzasında ve Katmandu Vadisi'nde büyük yıkıma yol açtı. Yüzlerce köy su altında kalırken, birçok bölgeye karayolu ulaşımı kesildi. Nepal ordusu ve polis, helikopterlerle kurtarma operasyonları düzenliyor, ancak olumsuz hava koşulları çalışmaları zorlaştırıyor. Geçici barınma merkezlerinde on binlerce insan yaşam mücadelesi veriyor; temiz su, gıda ve tıbbi malzeme sıkıntısı yaşanıyor.
Hükümet, uluslararası yardım çağrısında bulundu; Hindistan, Çin ve diğer ülkeler ile Birleşmiş Milletler kuruluşları acil yardım göndermeye başladı. Nepal, iklim değişikliğinin yol açtığı aşırı hava olaylarına karşı en savunmasız ülkelerden biri olarak görülüyor; bilim insanları, bu tür felaketlerin sıklığının ve şiddetinin artacağını öngörüyor.
Küresel Boyut: İklim Değişikliği ve Kırılgan Demokrasiler
Nepal'deki sel felaketi, iklim değişikliğinin gelişmekte olan ülkeler üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha hatırlatıyor. Himalayalar'daki buzulların erimesi, nehir taşkınlarını artırırken, ülkenin kırılgan ekosistemi büyük tehdit altında. Bu durum, küresel iklim politikalarının önemini vurguluyor; ancak Nepal gibi düşük karbon salımına sahip ülkeler, iklim değişikliğinin bedelini en ağır şekilde ödüyor.
Politik olarak ise, genç bir liderin vaat ettiği dönüşümün, büyük krizler karşısında nasıl şekilleneceği merak konusu. Balen Shah'ın hükümeti, hem doğal afetlerle mücadele hem de toplumsal beklentileri karşılama konusunda zorlu bir süreçten geçiyor. Bu durum, benzer şekilde genç ve reformist liderlerin iktidara geldiği diğer ülkeler için de bir örnek teşkil ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nepal'deki sel felaketi, Türkiye'nin de dahil olduğu bölgesel ve küresel aktörlerin insani yardım mekanizmalarını harekete geçirmesiyle sonuçlanabilir. Türkiye, geçmişte Pakistan, Bangladeş ve Afrika ülkelerinde yaşanan doğal afetlerde yardım elini uzatmış, bu tür krizlerde uluslararası dayanışmanın önemini vurgulamıştır. Bu kapsamda Nepal'e yönelik bir Türk yardım paketi, Ankara'nın yumuşak güç politikalarına olumlu katkı sağlayabilir.
Öte yandan, Nepal'deki kırılgan siyasi ortam ve iklim kaynaklı göçler, Güney Asya'da istikrarsızlık riskini artırabilir; bu durum, Türkiye'nin ticari ve jeopolitik çıkarları açısından izlenmesi gereken bir gelişmedir. Türkiye, bölgedeki diğer ülkelerle iş birliğini güçlendirerek, iklim değişikliğinin yol açtığı insani krizlere karşı ortak çözümler geliştirilmesinde rol üstlenebilir.