Nepal, son dönemde yaşanan yıkıcı seller için 20 milyon dolar iklim tazminatı talep ederken, Dışişleri Bakanı Şişir Khanal dünyanın en büyük ekonomilerine "uyanma" çağrısı yaptı. Khanal, The Guardian'a verdiği demeçte, küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 0,1'inden azını üreten Nepal'in iklim krizinin sonuçlarıyla orantısız şekilde karşı karşıya kaldığını vurguladı.
Gelişmenin Arka Planı
Nepal, son haftalarda etkili olan muson yağmurlarının yol açtığı seller ve toprak kaymalarıyla büyük bir insani ve ekonomik krizle sarsıldı. Ülkenin altyapısı, tarım arazileri ve yerleşim yerleri ciddi hasar gördü. Yüz binlerce kişi yerinden edildi, can kayıpları yaşandı. Nepal hükümeti, iklim değişikliğinin tetiklediği bu tür aşırı hava olaylarının maliyetini tek başına karşılayamayacağını belirtiyor.
Dışişleri Bakanı Şişir Khanal, uluslararası toplumun, özellikle de tarihsel olarak en fazla sera gazı salan ülkelerin sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade etti. "En büyük kirleticiler uyanmalı" diyen Khanal, iklim adaletinin sağlanması için somut adımlar atılması gerektiğini söyledi. Nepal, talep ettiği 20 milyon dolarlık tazminatın, acil yardım ve yeniden inşa çalışmalarında kullanılacağını açıkladı.
Bu talep, gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliğinden kaynaklanan kayıp ve zararlar için gelişmiş ülkelerden mali destek istediği küresel bir tartışmanın parçası. Nepal gibi düşük emisyonlu ülkeler, iklim krizinin en ağır sonuçlarına katlanırken, büyük ekonomilerin yeterli finansman sağlamadığını savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Nepal'in çağrısı, iklim müzakerelerinde uzun süredir devam eden "kayıp ve zarar" fonu tartışmalarını yeniden gündeme getiriyor. Gelişmiş ülkeler, 2023'teki COP28'de bir kayıp ve zarar fonu oluşturmayı kabul etmişti ancak fonun büyüklüğü ve kimlerin katkı sağlayacağı konusunda belirsizlikler sürüyor. Nepal'in 20 milyon dolarlık talebi, bu mekanizmanın henüz etkili şekilde işlemediğini gösteriyor.
Güney Asya, iklim değişikliğine karşı en kırılgan bölgelerden biri. Hindistan, Bangladeş, Pakistan ve Nepal gibi ülkeler, sık sık sel, kuraklık ve sıcak hava dalgalarıyla mücadele ediyor. Bu ülkelerin çoğu, kişi başına düşen emisyon oranları düşük olmasına rağmen, iklim felaketlerinden en çok etkilenenler arasında. Nepal'in talebi, bölgesel işbirliği ve ortak iklim adaptasyon stratejileri ihtiyacını da ortaya koyuyor.
Uluslararası kamuoyunda, iklim tazminatı konusu giderek daha fazla destek buluyor. Ancak gelişmiş ülkeler, ekonomik yükümlülüklerden kaçınmak için genellikle gönüllü katkıları tercih ediyor. Nepal'in çağrısı, bu konuda bağlayıcı taahhütlerin gerekliliğini gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, iklim değişikliğinden olumsuz etkilenen ve aynı zamanda sera gazı emisyonlarını artıran bir ülke olarak denge politikası izliyor. Nepal'in tazminat talebi, Türkiye'nin iklim finansmanı müzakerelerindeki pozisyonunu etkileyebilir. Türkiye, gelişmekte olan bir ülke olarak iklim adaleti vurgusu yaparken, aynı zamanda OECD üyesi ve büyük bir ekonomi olarak finansman taahhütleriyle karşı karşıya. Nepal gibi ülkelerin sesini yükseltmesi, Türkiye'nin de benzer taleplerde bulunabileceği bir zemin yaratabilir. Ayrıca, seller ve kuraklık gibi afetlerle mücadele eden Türkiye, iklim uyum projeleri için uluslararası fonlara erişim konusunda Nepal'in deneyiminden ders çıkarabilir.