Nepal'de 5 yaş altı çocuklar arasında yapılan en kapsamlı anket, yetersiz beslenme oranlarının 'alarm verici' seviyelere ulaştığını ortaya koydu. Anket, ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı'nın (USAID) beslenme programlarına sağladığı fonların kesilmesinin ardından, ülkenin çocuk ölümlerini azaltma konusunda 20 yılda elde ettiği kazanımların tehdit altında olduğu endişelerini artırdı. Araştırma, Nepal'in 77 ilçesinin tamamında 35.000'den fazla haneyi kapsayan bir örneklemle gerçekleştirildi. Verilere göre, çocukların yüzde 36'sı kronik yetersiz beslenme (bodurluk) yaşarken, yüzde 10'u akut yetersiz beslenme (zayıflık) belirtileri gösteriyor. Bu oranlar, Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) kritik eşik olarak belirlediği yüzde 30 ve yüzde 5 sınırlarının oldukça üzerinde.
Gelişmenin arka planı: Fon kesintileri ve sonuçları
Nepal, 2000'li yılların başından bu yana yetersiz beslenme ve çocuk ölümleriyle mücadelede önemli ilerleme kaydetmişti. 2001'de binde 91 olan 5 yaş altı ölüm oranı, 2021'de binde 31'e düşmüştü. Bu başarıda, USAID'in başını çektiği uluslararası yardım programlarının önemli payı vardı. Ancak ABD'nin 2025 bütçe kesintileri kapsamında Nepal'deki beslenme programlarına ayrılan fonların yüzde 40 oranında azaltılması, sahada ciddi aksaklıklara yol açtı. Anketin yürütüldüğü Nepal Aile Sağlığı ve Nüfus Araştırması'na göre, fon kesintileri nedeniyle 1.200'den fazla sağlık ocağında beslenme takviyesi ve eğitim programları durduruldu.
Uzmanlar, özellikle kırsal bölgelerdeki ailelerin bu durumdan orantısız şekilde etkilendiğini belirtiyor. Nepal'in dağlık bölgelerinde yaşayan topluluklar, yetersiz beslenme kaynaklı hastalıklarla karşı karşıya kalırken, sağlık hizmetlerine erişimde de büyük zorluklar yaşıyor. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) Nepal temsilcisi, '20 yıllık kazanımların birkaç yıl içinde silinmesi riskiyle karşı karşıyayız' uyarısında bulundu.
Bölgesel ve küresel boyut: Yetersiz beslenme krizi ve yardım bağımlılığı
Nepal'deki bu durum, gelişmekte olan ülkelerin uluslararası yardım fonlarına bağımlılığının bir sonucu olarak daha geniş bir küresel sorunu gözler önüne seriyor. Güney Asya, dünya genelinde en yüksek yetersiz beslenme oranlarına sahip bölgelerden biri olarak öne çıkıyor. Bangladeş, Hindistan ve Pakistan gibi komşu ülkeler de benzer sorunlarla mücadele ediyor. Ancak Nepal, nüfusunun büyük bölümünün tarımla uğraştığı ve iklim değişikliğine karşı hassas bir yapıya sahip olduğu için krizden en çok etkilenen ülkeler arasında yer alıyor.
Küresel ölçekte, ABD öncülüğünde yapılan yardım kesintileri, sadece Nepal'de değil, Afrika ve diğer Asya ülkelerinde de endişe yaratıyor. Dünya Gıda Programı (WFP) verilerine göre, 2024 yılında küresel yetersiz beslenme yardım bütçesinde yüzde 20'lik bir daralma yaşandı. Nepal gibi ülkeler, bu bütçe kesintilerinden doğrudan etkilenirken, alternatif fon kaynaklarına yönelme konusunda da sınırlı kapasiteye sahip.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nepal'deki yetersiz beslenme krizi, Türkiye'nin kalkınma iş birliği politikaları açısından önemli bir sınav niteliği taşıyor. Türkiye, son yıllarda TİKA ve diğer kurumlar aracılığıyla Güney Asya'da gıda güvenliği ve tarım projelerine destek vermektedir. Nepal'de yaşanan bu gelişme, Türkiye'nin bölgedeki yardımlarını yeniden değerlendirmesine yol açabilir. Ayrıca, küresel yardım kesintilerinin Türkiye'ye yönelen göç dalgalarını artırma potansiyeli, Ankara'nın bu tür krizlerde proaktif bir rol oynamasını gerektirmektedir. Türkiye'nin, özellikle beslenme ve sağlık alanındaki deneyimini Nepal gibi ülkelerle paylaşması, hem bölgesel istikrara katkı sağlayabilir hem de Ankara'nın uluslararası alandaki yumuşak gücünü pekiştirebilir.